Faruk Toprak
#59 · Podcast

İnsanlık: Versiyon 2.0, SORA ile Başlayan Yeni Çağ

Faruk Toprak
Faruk Toprak · 12 dk
Paylaş
İnsanlık: Versiyon 2.0, SORA ile Başlayan Yeni Çağ
0:000:00

Yapay Zeka İnsanlığı Silmeye mi Başladı SORA Gerçeği

Yapay zekanın hayatımıza getirdiği kolaylıkları konuşurken, aslında sessizce elimizden alınan bir şey var: kimliğimiz.

Artık algoritmalar bizi bizden daha iyi tanıyor. Ne izlediğimizi, neyi sevdiğimizi, hangi duyguda olduğumuzu biliyor. Ama bu süreçte biz ne kadar “biz” kalabiliyoruz?

Bu bölümde “Yapay Zeka İnsanlığı Silmeye mi Başladı SORA Gerçeği” sorusunun peşine düşüyorum.

Çünkü bugün gördüğümüz dijital dönüşüm, sadece teknolojiyle ilgili değil, insan olma halimizin yeniden tanımlanmasıyla ilgili.

Gerçek ile sanalın iç içe geçtiği bir dönemde, sosyal medyada gördüğümüz yüzlerin, seslerin, hatta karakterlerin gerçekten bir insana mı yoksa bir yapay zekaya mı ait olduğunu artık ayırt edemiyoruz.

Yapay zekâ bizi birer “veri seti”ne dönüştürdü.

Kişiliğimiz, zevklerimiz, tarzımız — hepsi ölçülebilir hale geldi.

Artık “ben kimim” sorusu yerini “algoritma beni nasıl tanımlıyor” sorusuna bırakıyor.

Kendimizi göstermek için içerik üretiyoruz ama o içerikler zamanla bizi şekillendiriyor.

Profil fotoğrafımızdan ses tonumuza kadar her detay, dijital bir kimliğin yeniden kurgulanması anlamına geliyor.


Bir de işin cinsiyetsizleşme boyutu var.

AI tarafından üretilen karakterlerin çoğu artık nötr yüz hatlarına, belirsiz ses tonlarına sahip.

Sanatta, modada, içerik üretiminde cinsiyet rolleri silikleşiyor.

Bazıları bunu kapsayıcılık olarak görüyor, ama aslında insanın eşsizliğinin kaybolmasına neden oluyor.

Yapay zekâ bizi farklı kılmıyor, birbirimize benzetiyor.

Ve tam bu dönemde, OpenAI yepyeni bir platformla karşımıza çıktı: SORA.

SORA, tamamen yapay zekalar tarafından yönetilen bir dijital evren.

İnsan yerine yapay zekâ karakterlerin içerik ürettiği, konuştuğu ve etkileşim kurduğu bir sosyal medya dünyası.

Yani burada artık “kullanıcı” değil, “yapay kimlikler” var.

Kendine ait bir avatar, ses, hikâye oluşturuyorsun — ama hepsi algoritma tarafından besleniyor.

OpenAI bunu “yaratıcılığın sınırlarını genişletmek” olarak tanımlıyor, ama aslında insan üretiminin sonuna doğru giden bir yol açıyor.

Çünkü artık gerçeklik önemini yitiriyor.

Bir videonun, bir sesin ya da bir paylaşımın arkasında bir insanın olup olmaması fark etmiyor.

SORA, yapay zekânın sadece üretim aracı değil, kültürün yeni mimarı olduğunu gösteriyor.

Gelecekte takip ettiğimiz hesapların arkasında kim olduğunu bile bilmeyeceğiz.

Ama belki de artık bu kimseyi ilgilendirmeyecek.

Çünkü algoritmalar için önemli olan “kimin konuştuğu” değil, “kimin etkileşim aldığı.”

Peki insanlık bu denklemde nerede duruyor?

Yapay zekâ bizi silmeye mi başladı, yoksa biz mi kendi kimliğimizi teslim ediyoruz?

Gerçek soru bu.


Ben Faruk Toprak.

Bu bölümde yapay zekânın insan kimliğini nasıl dönüştürdüğünü, bizi nasıl kimliksizleştirdiğini ve OpenAI’ın SORA platformuyla başlayan yeni dijital kimlik çağını konuşuyoruz.

Unutma, algoritmalar seni taklit edebilir ama kendin olma halini asla kopyalayamaz. Beni Instagram'dan takip etmek için tıklayın @faruktoprakx.

Bölüm transkripti

(1543 kelime)

Ses kaydından otomatik oluşturuldu; küçük yazım ve noktalama hataları olabilir.

Hazırsanız derin bir nefes alalım ve şimdi de dijital dünyanın aynasına biraz daha yakından bakalım. Herkese selamlar. Bugün biraz daha farklı bir konudan dijital dünyanın insana nasıl dokunduğundan bahsetmek istiyorum. Özellikle yapay zekanın sadece üretkenliği arttırmadığı, aynı zamanda bizi farkında olmadan kimliksizleştirdiği ve maalesef cinsiyetsizleştirdiği bir döneme doğru gidiyoruz. Ve bunun tam da ortasında 30 Eylül 2025 tarihinde OpenAI tarafından duyurulan yeni sosyal medya platformu Sora var. S-O-R-A

Bu platform insanın yerini alan bir yapay kimlik ekosistemi olma potansiyeli ile karşımızda. Hani bugün o çektiğimiz selfiler var ya, hele bir de bazıları çok seviyor. FaceApp uygulamasına gidiyor, değiştiriyor, bambaşka birine dönüştürüyor kendisini ya da arkadaşlarını. Arkadaşlar sanırım son dönemlerini yaşıyoruz. Sonra da tamamen yapay zeka ile oluşturulmuş videolar, fotoğraflar ve olaylar zinciri var. Hem arkadaşlarımız hem kendimiz artık bize ait olmayan gerçek fotoğraf ve videoları göremeyeceğiz.

Tamamen yapay. Hazırsak başlayalım. Bugün sosyal medyada gördüğümüz yüzlerin, duyduğumuz seslerin hatta izlediğimiz videoların çoğunun artık gerçek insanlara ait olup olmadığını bile bilemiyoruz. AI modelleri öylesine gelişti ki bir insan profili oluşturmak, onun yüzünü, sesini, geçmişini ve ilgi alanlarını kopyalamak sadece dakikalar sürüyor. Yapay zeka insanın dijital dünyadaki temsilini artık bir kişilikten ziyade bir veri setine indirgedi. Bakın burası çok önemli.

Biz farkında olmadan kendi kimliğimizin yerine optimize edilmiş, algoritmaların sevdiği, dikkat çeken, duygusal tepki uyandıran versiyonlarımızı üretmeye başladık arkadaşlar. Ve artık kim olduğumuzdan çok dijitalde nasıl göründüğümüz önemli hale gelmeye başladı. Ve bu süreçte yapay zekanın etkisiyle oluşan en büyük tehlike şu kimlik bulanıklığı. Artık bir içerik gördüğümüzde bu gerçekten bir insan mı diye düşünmeden edemiyoruz. Öyle değil mi? Yani ben özellikle bazı videolarda diyorum ki ya bu gerçek olamaz.

Özellikle bu sorgu toplumsal güvenin temelini sarsıyor. Yapay zeka bizi insan gibi davranan makinelerle değil makine gibi davranan insanlarla karşı karşıya bıraktı. Bu birinci korkunç yaşanan bir olay toplumumuzda yani toplumumuzda dediğim insan toplumunda. Bir diğer ilginç boyut ise cinsiyetsizleşme. Bakın çok tehlikeli bir durum. Yapay zeka tarafından üretilen içeriklerde özellikle sanat, moda, reklam alanlarında artık cinsiyet giderek siliniyor.

Sesler nötrleşiyor, yüzler androşelleşiyor, karakterler herkese ait ama kimseye ait olmayan bir biçime bürünüyor. Bu durum toplumun geleneksel kadın erkek kimliğinden uzaklaşmasına, insan olma halinin bile yeniden tanımlanmasına yol açıyor ki bu bence en tehlikelisi. Ve AI üreticileri genelde bunu çeşitlilik ve kapsayıcılık adına yaptığını zannediyor ama sonuçta ortaya çıkan şey aslında insanın silikleşmesi oluyor. Arkadaşlar artık güzellik, erkeklik, kadınlık, duygu, zarafet, güç gibi kavramların hepsi veri puanları haline geldi. Yani bu modelin kaç puanlık çekiciliğe, kaç puanlık güce sahip olduğuna göre üretiliyoruz ve içeriklerimizi üretiyoruz. Gerçek şu ki yapay zeka kimliği yavaş yavaş bir simülasyona dönüştürüyor, insanı değil algılanan insanı merkeze alıyor.

Ve bu da bizde bireysel farklılıkların, kültürlerin ve maalesef ki çok acı duyguların silinmesi anlamına geliyor. Bakın şu anda bizi robotlardan ya da makinelerden ya da yapay zekadan ayıran şeyin duygu olduğunu biliyoruz. Onlarda duygunun olmadığını biliyoruz. Ve bu şu anki bilgimizle bildiğimiz şey, belki de onlarda duygu gelişecek. Çünkü insan ruhunda da, ruh katmanında da ya da aura katmanında da düşünce katmanı var, duygu katmanı var. Şimdi yapay zekada düşünce katmanı oluştu, düşünebiliyor.

Bundan sonraki aşamada duygu katmanı. İşte Elon Musk'ın burada yapmak istediği şey aslında bu. Gece gündüz çalışmasının arkasında yatan temel konu bu, yapay zekaya duygu katmanı vererek ona ruh aktarımının yapılması. Bu tabii çok başka bir seviye. Ama düşünsenize, bizler de birer makineden ibaretiz. Sen, ben, hepimiz bir makineden ibaretiz.

Yani biz bir makineyiz aslında. Biz insanız ama bugün yapay zeka dediğimiz bir robotun ya da bir makinenin ya da bir bilgisayarın ya da akıllı bir cihazın neye ihtiyacı var? Hayatta kalabilmesi için şarj edilmeye, yani elektriğe ihtiyacı var. Aynı şekilde senin de benim de bir şekilde şarj edilmeye ihtiyacımız var. Makineyi prize takıp şarj edebiliyoruz ya da arabamızı, değil mi elektrikli araç kullananlar bilirler, prize takıp şarj ediyoruz. Kendimizi peki nasıl şarj ediyoruz?

Düşünelim. Bir numara, yemek yiyerek, uyuyarak, değil mi? Sıvı tüketerek, bedenimize bu maddeleri alarak ya da dinlenerek, uyuyarak enerjimizi depoluyoruz ve güçleniyoruz arkadaşlar. Yemek yemeden kaç gün yaşayabilirsiniz ya da su içmeden kaç gün yaşayabilirsiniz? Dolayısıyla sizin de benim de enerjiye ihtiyacımız olan varlıklarız. Şimdi bizi diğerlerinden ayıran, yani makinelardan ayıran şey duygu katmanı.

Duygu katmanı artık onlara geldiğinde bizden bir farkı olmayacaklar. İşte olay buradan sonrası biraz komplo teorisine doğru kayıyor. Oralara çok girmeyeceğim. Ama benim bugün takıldığım bir konu var. Bu yapay zekanın üretilen içeriklerle birlikte insanlar üzerindeki olumsuz etkisi. Bakın saydım ne dedim?

Cinsiyetsizleştirme dedim. Ne dedim? Kimliksizleştirme dedim. Yapılan tüm içeriklerde artık buna doğru gidiyor. Şimdi bu hafta, yani 30 Eylül'de yayınlanan, OpenAI'ın yayınlanan bir sosyal medya platformu var. Adı Sora.

Arkadaşlar çok tehlikeli. Bakın şu anda davetiye usulüyle çalışıyor. Ben Soraya giriş yapamadım. Ama Soraya giriş yapanların ekranlarına baktım. Kullanıcıların videolarını izledim. İçerik üretme temellerine baktın.

Tamamen yapay zeka aracılığıyla üretilen videolar var. Ya da fotoğraflar var. Ama içerikler tamamen yapay zeka tarafından üretiliyor. Önce uygulamayı indirdikten sonra yüzünüzün videosunu çekiyorsunuz. Sesinizi klonlatıyorsunuz ve işte bu kadar. Siz ne prompt yazarsanız yazın.

İçeriğiniz üretiliyor ve gerçekten çok kaliteli içerik üretiliyor. Bu da şu anlama geliyor. Artık güzel bir mekana arkadaşlarınızla gittiğinizde bir fotoğraf çekmeye gerek duymayacaksınız. Ya da güzel bir yere gittiğinizde bir video çekmeye gerek duymayacaksınız. Zaten bunu yapan birisi var artık. Yapay zeka.

Ve buradaki arkadaş listenizin de içerikleri tamamen yapay zeka tarafından oluşturulacak. Verilere baksanıza. Bakın şu anda dünyada en çok kullanılan sosyal medya platformunun başında TikTok ve Instagram geliyor. Bu iki platform inanılmaz derecede kullanılıyor. Şimdi üçüncü bir platform daha gelecek. Adı da Sora.

Hepimiz bunu duyduk. Şimdi bu önemli. Yani bu podcastin bu bölümünü ben Sora'ya ayırdım. Yapay zekanın bu tarafına ayırdım. Bir de buraları da konuşalım. Şimdi ben her bölümde yapay zekayı övüyorum.

Anlatıyorum. Şöyle güzel böyle güzel işte işimizi kolaylaştırıyor ediyor. Ama bir de görmemiz gereken başka bir pencere de var. Bakmamız gereken. Şimdi Sora yapay zekanın sadece bir üretim aracı değil bir dijital ekosistem haline geldiği göstergesi. Özellikle bu platform tamamen yapay zekalarla oluşturulmuş içeriklerin, videoların, karakterlerin paylaşıldığı bir sosyal medya ağa olarak tanıtıldı.

Geçen hafta yani burada insanlar değil AI kişilikler etkileşimde bulunuyor. Bakın metaverse kavramı da bu şekilde daha da çok hayatımıza girmiş olacak. OpenAI Sorayı yaratıcıların sınırlarını genişletmek için sunduğunu söylese de işin derinine indiğimizde bu platformun insan üretimini neredeyse gereksiz hale getirdiğini görüyoruz. Sora da bir kullanıcı kendi dijital karakterini oluşturabiliyor, bu karakteri konuşturabiliyor, bu karakterle içerik üretebiliyor, takipçi toplayabiliyor veya etkileşime girebiliyor. Kısacası yapay zekanın sosyal medya evrimi artık bireylerin yerine geçti diyebiliriz. Daha da meraklılar varsa Sora'nın altyapısı ChatGPT ve Dell modelleriyle entegre bir şekilde çalışıyor.

Yani yazılı, görsel ve sesli üretim tamamen otonom şekilde gerçekleşiyor. Bu da yapay zekanın artık sadece içerik üretmediğini, aynı zamanda kültür ve trend ürettiğini de gösteriyor bizlere. Gelecekte Sora gibi platformlar üzerinde insan mı, yapay zeka mı sorusu bile anlamını yitirebilir artık. Çünkü buna ihtiyaç duymayacağız. Algoritma kimin konuştuğunu değil, kimin daha çok etkileşim aldığını önemseyecek. Bakın ben hep diyorum, arkadaşlarımla buluştuğumda, sohbet ettiğimde diyorum ki ya sevseniz de, sevmeseniz de, sosyal medyada bir şekilde bulunun, dijital kimliğinizi oluşturun, bir şekilde içerik üretin, paylaşın.

Çünkü bunlar ileride çok değerli olacak. Bakın para kadar değerli olacak. Takipçi sayısı, kitleler. İhtap ettiğiniz kitle sayısı. Bunlar çok değerli ve çok önemli olacak. Ya podcast yapabiliyorsan podcast yap.

Video çekebiliyorsan video çek. İyi bir fotoğrafçıysan fotoğraf çek. Yani neyde iyiysen mutlaka vardır iyi olduğun bir yanın. O yanını parlat. Çünkü bu dönem öyle bir dönem. Sessizleşirsen, içine kapanırsan ya da sadece stalker olarak kalırsan, arkadaşlar gelecek çok acımasız.

Bir yöne doğru gidiyor. O yüzden o acımasızlıktan bir şekilde sıyrılmamız lazım. Kendimizi bir yerde, bir dijitalde, bir konumda konumlandırmamız lazım. Şimdi bu podcast'ta yapay zekayı sorayı derine inerek paylaştım sizinle. Ama insan kalabilmenin sanatı da bence bu çağın en büyük sınavı yapay zekayı değil, insan kalabilmeyi öğrenmek olacak diye düşünüyorum ben. Kendi duygularını, kimliğini, sesini ve düşüncelerini koruyabilen insanlar dijital dünyanın gürültüsü içinde en değerli varlık haline gelecektir diye düşünüyorum.

Konu ya da mesele yapay zekayı reddetmek değil, aksine yapay zekayı öğrenmeliyiz, kullanmalıyız, hayatımızın her anında, her yerinde. Şöyle bir örnek vereceğim. Şimdi geçen gün Sinan Canan hocamızın programına gittim, NTV'ye. Bu arada bu reklam değil, yaşadığım bir olayı anlatacağım. Bir sözleşme imzalatıyorlar, muvaffakatname. Ya abi açtım chat GPT'yi, çektim fotoğrafı yükledim.

Dedim ki bunu bana özetle. Çünkü iki sayfa. Yani tek tek okumak zaman alıyor. Hızlı bir şekilde bana özetledi. Dedi ki burada şu şum hattelere dikkat etmen lazım. Ya da çok önemsiz sadece şu şu şu olaylar burada dikkat ediliyor.

Buna dikkat et yeter. Tamam diyorum, okey. İmzayı atıyorum. Yani özetle yapay zekayı kullanalım, kullanmayalım demiyorum. Ama farkında olarak kullanalım. Farkındalık bilinciyle kullanalım.

Bu arada Sinan Canan hocamı da çok severim. Açık Beyin programı var YouTube'da. Mutlaka izleyin. Geçen sanırım iki hafta önceki bölümde ben de vardım. İki bölümü birden çektiler. Çok da keyifliydi, çok da güzeldi.

Öneririm yani açık beyin programını izleyin arkadaşlar. Özellikle bu gibi konularda yani yapay zeka, nörobilim bu gibi konulara ilgi duyuyorsanız çok can alıcı bölümler ve konular var. Severek izleyeceğinizi ve dinleyeceğinizi düşünüyorum. Dediğim gibi yapay zekayı reddetmek değil asla. Benim amacım ya da meselem.

Mesele ona teslim olmadan kendimiz olarak var olabilmek. Çünkü eğer kim olduğumuzu unutursak geriye kalan sadece algoritmalar olur. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere sevgili dostum. Kendine çok iyi bak. Kendinizi unutmayın. Çünkü yapay zekanını kopyalayamayacağı tek şey sizsiniz.

Hoşçakalın. Bay bay.

Yeni bölümleri kaçırmayın

Her Çarşamba yeni bölüm - Spotify ve Apple Podcasts’ten takip edin ya da bültene abone olun.

Yorumlar