Yeniden Sizlerleyiz - Sosyal Medya Reklamlarında Yeniden Pazarlama Stratejileri


Biliyorum en son bölümü 2021 yılında paylaştım sizinle ve o bölümde sizlere veda ettim... Ama bu ayrılık beni üzdü... Aradan 2 yıldan fazla zaman geçtikten sonra yeniden Kasım 2023 itibariyle de tekrar bu podcast serilerime devam etme kararı aldım.
"Türkiye'de Dijital Pazarlama" podcast serilerimize Ulaş Gökhan Gümüş ile birlikte devam edeceğim.
Bugün de sizlere tam 55 dakikalık bir bölümü Ulaş Gökhan Gümüş ile birlikte hazırladık. Bölümün içeriği ise Sosyal Medya Reklamlarında Yeniden Pazarlama Stratejileri "remarketing" ve "retargeting" konularını ele aldık. Örnek case çalışması da yaparak keyifli bir bölüm hazırladık.
Umarım dinlerken keyif alırsınız.
Bu bölüm ile ilgili veya diğer tüm konularla ilgili görüşlerinizi bize aşağıda ki iletişim yollarını kullanarak ulaştırabilirsiniz.
Faruk Toprak: faruk@joykek.com - www.faruktoprak.com
Ulaş Gökhan Gümüş: gokhan.gumus@inovatif360.com
Bölüm transkripti
(7836 kelime)
Ses kaydından otomatik oluşturuldu; küçük yazım ve noktalama hataları olabilir.
Herkese merhaba tekrardan Türkiye'de dijital pazarlama podcastinden ben Faruk Toprak. En son yayını Şubat 2021 yılında sizlerle paylaştım. O bölümde biraz sosyal medya kanunu üzerine Oğuz Kara ile birlikte çok güzel bir yayın gerçekleştirdik. Ve sonrasında bu podcast'e ara verdik. Bu podcast'e devam etmeyelim dedik. Ancak istatistikleri görünce dedik ki ya biz bu podcast'ı aslında bıraktık ama devam etmeliyiz diye düşündüm.
Ve işte o gün bugün artık Türkiye'de dijital pazarlama podcastine kaldığımız yerden tüm hızıyla devam edeceğiz. Ancak bir farklılık söz konusu bu sefer bu yayınlarda ve bundan sonraki yayınlarda tüm bölümlerde Ulaş Gökhan Gümüş ile birlikte sizlerle güzel bölümleri paylaşacağız. Hatırlayanlarınız vardır. En son Temmuz 2019 yılında Gökhan'la bir bölüm kaydı gerçekleştirmiştik. Aslında bu podcast'in başlama sebebi de bir bakıma Gökhan'dı ve Gökhan'la birlikte güzel bir başlangıç yaptık. Şimdi de podcast'in devamını getireceğiz. Evet Gökhan yayına hoş geldin.
Artık bu yayında konuk değilsin. Artık bu yayında sen yayın sorusun. Ben kısaca kendimi de tanıtayım. Ben Ulaş Gökhan Gümüş. Hem İnovatif 360 Dijital Pazarlama ve Web Analitik Ajansı'nın kurucusu hem de Acun Medya Akademi Dijital Bölüm Başkanıyım. Orada da sosyal medya ve Google reklamcılığı, e-ticaret ve girişimcilik eğitimi gibi alanlarda eğitimler veriyorum.
Aynı zamanda da takip edenler biliyordur, bilgi adamda SEO ve sosyal medya Google reklamcılığı eğitimi veriyorum. Seninle de geçmişimiz oldukça eskiye dayanıyor. Orada bir şey diyeceğim. Buyurun. Çok aktif bir hayatım var. Yani hem Acun Medya hem dışarıda işlerin.
Bu seni zorlamıyor mu Gökhan? Oldukça zorluyor. Aslına bakacak olursam ben hep derslerde de öğrencilere söylüyorum. Samimi bir itirafta bulunayım. Ben en son tatile gittiğim seneyi hatırlıyorum. Bundan yaklaşık 11 yıl önceydi.
11 yıldır tatil yapmıyorum. Yoğun bir iş tempom var. Ama sanırım burada şu önemli. İnsan zevk aldığı ve kendini geliştirdikçe iyi hissettiği bir alanda ilerlediğinde çok fazla tatildir ya da işte bugün iş olmasadır gibi durumlara saplanmıyor. O yüzden işimi seviyorum. Avantajı şu.
Sen de aynı durumdasın. Kendi işimizi yaptığımız için bir noktada orada gerekli optimizasyonu hayatımızda da yapıyoruz. Sadece reklamlarda değil. Gerekirse bir günü boş bırakıyoruz. Gerekirse işte zamanı menaj edebiliyoruz. O açıdan keyifli.
Doğru. Aslında en güzel kısmı da bu. Kendi işini yapıyor olmanın en güzel kısmı bu. Şimdi sen böyle çok fazla yoğunluktan bahsettin. Bu tabii ki de pazarlama üzerine çalışmak isteyen arkadaşları korkutmasın. Sen acun medyada bir de eğitim de veriyorsun.
Dijital pazarlama, performans pazarlaması vesaire gibi tüm konularda. Oraya bir sürü insan her dönem geliyor ve bu pazarlamayı en başından öğrenmeye çalışıyorlar. Sanırım gelen kitle de pazarlamaya dair ya hiçbir şey bilmeyen oluyor ya da çok az bilgisi olan kişiler oluyor. Kesinlikle öyle ama orada çok ciddi bir çalışma var. Yani normal kurslardan çok farklı olarak ciddi bir network altyapısı var. Ve ben hani senin aracılığınla bir duyuru yapmış olayım.
Oraya gelip kayıt yaptırmak isteyenler varsa mutlaka benim adımı Ulaş, Gökhan, Gümüş, Hoca diyerek benim adımı versinler. Çünkü orada bir mülakat sistemi var. Sadece parayı vermeniz, kayıt olmanız anlamına gelmiyor. Bu mülakat sisteminde ben bundan haberdar olursam, iletişime geçerlerse benle ve adımı verirlerse o konuda yardımcı olmaya çalışırım. Katılım gösterecek arkadaşlara. Evet, Türkiye'de dijital pazarlama podcastinde çok güzel bir aslında hediyeyi sizlerle paylaşmış olduk şimdi.
Kendinizi dijital pazarlama alanında ya da pazarlama alanında geliştirmek istiyorsanız, Acun Medya'ya gittiğinizde, başvurunuzu yaptığınızda parayı vermeniz yeterli olmuyor. Mülakat sonucunda oraya giriş sağlayabiliyorsunuz ama Ulaş'ın, Ulaş Gökhan hocamızın ismini verirseniz eğer, hızlı ve kolay bir şekilde tahmin ediyorum ki sözü de aldık şimdi. Tabii ama orada isim vermekten kastım ya ben kimin arkadaşıyım biliyor musun gibi, sen benim kim olduğum biliyorsun gibi değil de yani bu referansla buraya geliyorum derlerse yardımcı olmaya çalışırım. Evet, süper. Şimdi ben sana Ulaş mı diyeyim, Gökhan mı diyeyim, sen hangisini daha çok tercih ediyorsun? Yani onun da çok kısa hikayesine değineyim, aslında benim nüfusumda Ulaş yazmıyor ama 8 kuşağından benim babam, Denizlerin, Ulaşların, Mahirlerin kuşağından ve Ege Ordu'dan emekli Ulaş adını koymak istiyorlar ama o dönemki konjonktür buna izin vermiyor. Diyorlar ki şimdilik Gökhan diyelim, hani yaşı geldiğinde 18'i geçtiğinde mahkemeyle kendisi Ulaş'ı da ekletir.
O yüzden aile ve dostlarım, yakın eşrafım Ulaş der, resmi kurumlarda Gökhan diye geçiyor. O yüzden gönlünden ne geçiyorsa kullanabilirsin, ikisi de yaygın kullanılıyor. Tamam, ben o zaman resmi kurumlarda geçtiği gibi sana direkt Gökhan diyeceğim. Hiç fark etmez. Şimdi Gökhan'la birlikte biz bugün bu bölümde sizlerle sosyal medya pazarlamasında yeniden pazarlamayı, aslında remarketing konusunu konuşacağız sosyal medya kanallarında. Bunlar hangi kanallar?
Ülkeden ülkeye değişiyor tabii ki de. Türkiye'de en çok kullanılan meta. Yani meta denilince aklınıza direkt Facebook ve Instagram gelmeli. Akabinde diğer sosyal medya mecralarını düşünebilirsiniz. LinkedIn olabilir, Pinterest olabilir, TikTok olabilir. TikTok da çok yaygın, kullanım açısından çok yaygın.
Şirketler tarafından da tercih ediliyor aynı zamanda. Yeniden pazarlama stratejileri ne oluştururken neleri dikkat etmemiz gerekiyor? Ve altyapı platformunuza bağlı olarak bu kurulumları nasıl gerçekleştirebilirsiniz? Biraz da Gökhan'la birlikte bugün bu konulara değineceğiz. Gökhan senin için sence, şimdi biz uzun zamandır pazarlama ile birlikte iç içe çalışıyoruz. Dijital pazarlama üzerine bayağı yıllarımızı verdik diyebilirim.
Sosyal medya reklamlarında remarketing yaparken sen ne düşünüyorsun? Mesela ilk olarak neye dikkat etmemiz gerekiyor? Aslında ben pazarlamanın bu noktadan önce çok temelden başladığını düşünüyorum. Az önce güzel bir şeye değindin. Bir marka hangi altyapıda bulunacağına karar vermesi, hangi sosyal medya mecralarında yatırım yapacağına karar vermesi.
Mesela markalarda gördüğüm en büyük yanlışlardan bir tanesi, kısıtlı enerjilerini mümkün olan her sosyal medya mecrasına yaymaya çalışıyorlar. İşte atıyorum Instagram için içerik oluşturuyorlar. Oluşturulan içeriği YouTube'a da koyuyorlar. YouTube'a koymuşken işte TikTok'a da koyalım diyorlar. Sanırım orada doğru analiz yapıp markanın güçlü kalabileceği sosyal medya mecralarında bulunmak daha doğru olacaktır.
Ve bölgesel tercihler dediğin gibi çok önemli. Örneğin MENA bölgesinde hiç bahsetmedik şu ana kadar. Snapchat çok güçlü bir sosyal medya mecrası. Dolayısıyla ben hani öncelikle remarketingden önce remarketing stratejilerinin planlanması aşamasının önemli olduğunu düşünüyorum. Bunu biraz şeye benzetiyorum. Günün sonunda bu olumsuz anlamda kullanmıyorum bunu ama bir av ve avcı durumu söz konusu.
Ve avcı bubi tuzaklarını birçok farklı stratejiye göre kurmalı. Ve buna önceden karar vermeli. Yani sadece ürünümü sepete ekleyip de almamış olanlar gibi artık genel kabul görmüş stratejilerin dışında daha derin planlar yapabiliyor olması lazım. Peki bunun ne zaman yapıyor olması lazım? Bence doğrusu ilk baştan itibaren bir dijital pazarlama bir SEO ekibiyle projeyi projelendirmesi lazım. Biraz şuna benzetiyorum bunda.
Mimar ya da müteahhite işi veriyorsun. Adam sana anahtar teslim villayı veriyor. Sonra diyorsun ki buna şömine de ekletelim. Biz öyle düşünmüştük. O zaman ne yapıyorsun? Duvar kırıyorsun, baca yapıyorsun.
Yeniden bir sürü masraf ve operasyon yapıyorsun. Halbuki bunu projede en başta planlasaydın sana ev öyle teslim edilecekti. Senin için doğru altyapı hangisi? Doğru sosyal medya mecraları hangisi? Hangi remarketing, retargeting modelleri senin planın için işe yarayabilir? Çünkü burada B2B, B2C, C2C yani adamın ya da işte müşterinin ya da potansiyel müşterisini arayan markanın nasıl ilerleyeceği çok önemli.
Bütün bunlara göre kıralım. Ben mesela öğrencilerde mesela pazarlama ile ilgili cevaplarda en sevdiğim cevap. Benim Mustafa Hoca diye bir profesör hocam vardı. O çok böyle tuzak sorular sorardı. Hep cevap aynıydı aslında. Pazarlamada cevap her zaman it depends.
Yani hangi strateji, koşullara göre, hangi case'e göre. Hukukta da biraz böyle sanırım. Hani düşünsene şimdi adam gitmiş bir başka adamı öldürmüş kaç yıl yatar. Ama şimdi orada işte adam kendini mi savunmuş planlı bir öldürmemeye duruma göre case'e göre bütün senaryo değişiyor. Bizde de öyle. Genel böyle genel geçer kabul görmüş metriklerin olmasını çok doğru bulmuyorum.
Ama ortalama olarak hani nelere dikkat edilmeli? Bence az önce söylediklerimin yanı sıra planlı büyüme. Yani dijitalde de planlı büyümeye dikkat edilmeli. Bir anda aklına gelen her şeyi yapmak yerine oturta oturta gitmek, her tuğlayı koya koya gitmek çok daha randımanlı olacaktır. Ama yurt dışındaki müşterilerle çalıştığımızda, markalarla ya da yurt içindeki markalarla çalıştığımızda şu farkı çok net görüyorum. Podcastlerde samimi olacağım müsaade edersen.
Tabii tabii. Kesinlikle. Şimdi yurt içinde... Bu arada artık sen konuk değilsin yani. Teşekkür ederim. Podcast sunucusuyuz ikimiz de. Çok teşekkür ederim.
Yurt içindeki markalarda marka temsilcileri doğrudan hızlı yolla para kazanmak odağında olurken, stratejik yaklaşımları ve planlı büyümeyi yurt dışındaki marka temsilcilerine anlatmak daha kolay oluyor. Yani ödeme kısmında daha temkinli, sonuç alma kısmında daha arzulu ve sabırsız olurken Türkiye'deki markalar yurt dışında bunu yönetmek daha kolay. Öyle olunca da aslında kendilerinin bacağına şu şekilde sıkmış oluyorlar. Türkiye'deki ajanslar, iyi ya da kötü ajanslar, bir sürü ajans var biliyoruz. Yani bununla ilgili bir ara değişik hikayeler de anlatabilirim.
Bu sefer acele sonuç istendiğinde olmaması gereken inorganik çalışmalara kayıyorlar. Burayı çok açmayayım şimdilik ama ileride bununla ilgili başka bir şey yaparız. Bence de. Yani vücuda steroid basmak gibi seni 40 yaşında vefat ettirecek çalışmalara yönelmeye başlıyorlar. Bu da organik büyüyememiş bir markanın aslında kısa vadeli sürdürülebilir olmayan sonuçlar almasına neden olabiliyor. Bence bunlardan kaçınmak da ilk adım için çok önemli.
Tabii ki sen şimdi değineceksindir. İşte piksellerin kurulumu, gerekli işte conversion API'lerin kurulumu, analytics eventlerinin kurulumu ki analytics biliyorsun geçtiğimiz yakın dönemde universal'dan 4.0'a geçerek artık session tabanlı bir yapıdan event tabanlı bir yapıya evrildi. Bunlar her biri teknik açıdan çok önemli ama ben öğrencilerime de şunu söylüyorum. Teknik tabii ki önemli. Yani senin conversion API'yi ekleyebiliyor olman hangi altyapı olursa olsun değerli bir şey ama stratejiyi kuramadığında bunların hiçbiri kendi kendine sana sonuç vermiyor. Teknik işi yapan adama eskiden tekniker derlerdi ve asgari ücretle çalışırdı.
Planı kuran adam yani Real Madrid'i yenmek gerekiyorsa Real Madrid'i nasıl yeneceğini planlayan adam da Parsa'yı götürürdü. O yüzden sanırım dijital pazarlamanın en tehlikeli noktalarından bir tanesi tabii hibrit bir meslek olması gereğiyle işin içinde yazılım bilgisi de gerekiyor. İşte pazarlama bilgisi de gerekiyor. İnsanlar bunu gördüklerinde biraz şeye evrilmeye başlıyorlar. O dünya sihirli geliyor. İşte conversion API'yi nasıl ekleyeyim?
İşte şu tür analizleri nasıl yaparım? Elbette çok değerli ama günün sonunda bunların hepsinin bir amacı var. Stratejiyi planlamak ve markanın kampanya stratejilerini oluşturmak. Burada biraz daha eksik görüyorum. Eğitimler de bu konuda biraz eksik gördüğüm kadarıyla. Dolayısıyla ben ilk önce önemli olarak sıralamam gerekirse işe başlamadan yani ilk sıfır noktasında yatay eksenin sıfır noktasında marka için doğru uzmanlarla anlaşmaları gerektiğini düşünüyorum.
Dijital pazarlama ajansları, SEO ajansları. Çünkü bunun özellikle söylüyorum nedeni şu sonradan bunlar devreye giriyor. Az önceki baca örneği gibi bu sefer evi yıkmak zorunda kalıyorsun. Yani masrafına masraf kaybettiğin zamana da kaybettiğin zaman eklemiş olursun. Bu arada şey çok para harcayıp başarıya ulaşamayan şirketleri de küstürüyorlar aynı zamanda. Bravo.
Evet. Dijital pazarlamaya ya da pazarlamaya karşı bize gelenlerden bazıları hep böyle aslında bazıları değil yeni kurulmadıysa eğer firma eski bir firmaysa zaten deneyimli oluyor bunlar. Yolda birçok şeyi görüyorlar ama yeni kurulan firmalar daha böyle hani FedUp derler ya bıkmış usanmış artık. Google'a para harcamak istemiyor, Facebook'a ya da harcamak istiyor ama çok düşük miktarlarda harcama yapmak istiyor. Bunlar da işte o temeli ya da o en başta stratejiyi doğru kişilerle oluşturamadıkları için adamların ya da firmaların, markaların güveni sarsılmış oluyor. Yeniden pazarlama ya da normal pazarlama kampanyalarımızda her zaman tabii ki de sana %100 katılıyorum.
Stratejiyi doğru bir şekilde oluşturmamız gerekiyor. Tekniker kısmında da şöyle bir detay vermek istiyorum. Zaten yapay zeka teknikerlerin işini alacak. Öyle gözüküyor. Ama stratejiyi oluşturanların işini bir süre daha alamayacak. Yani yapay zekaya bilgiyi verebilen insanlar, yapay zekadan bir şeyler isteyebilen insanlar, daha yaratıcı ruhunu kullanabilen kişiler.
İşte Conversion API'yı kur ama sadece Conversion API'yı kur değil. Onu nasıl isteyecek ya da hangi stratejilere dayanarak isteyecek bunu söyleyebilenler bir süre daha bence işlerini yapay zekaya kaptırmayacaklar. Hatta bence bir bölümü yapay zeka ve reklamlarla alakalı da konuşalım. Güzel olur. Evet çok iyi olur. Peki senin bu...
Bu arada bir şeye dikkatini çekmek istiyorum hemen sorunu almadan önce. Bu hani Google reklamlarını denedik işe yaramıyor, meta reklamlarını denedik işe yaramıyor. Bu konuda ben meta ve Google gibi ana gelir kaynaklarını reklamdan kazanan markaların, firmaların çok hassas olduğunu düşünüyorum. Bir şey dikkatini çekiyordur. Her şey otomatize ve yapay zekaya bırakılmaya başlandı. Mesela PMX kampanyaları ya da işte atıyorum işte responsive kampanyalar.
İşte sen bana 15 tane başlık yaz. Orada biraz da ben şunu görüyorum. Hani şunu diyor gibi Google. Sen işte tek başlık ve tek açıklama yazdığında bunu yapamıyorsun. Çünkü böyle bir uzmanlığın yok. En azından bana 15 tane başlık yaz.
İşte 4-5 tane açıklama yaz ki ben bunların arasında bir kombinasyon kurayım. Daha iyi çalışan modeli bulmaya çalışayım diyerek biraz şunu da diyor. Çalışmayan Google olmayabilirsen çalıştıramıyor olabilirsin diyormuş gibi geliyor. O yüzden ben adım adım şeyi görüyorum. Daha otomatize olmuş yapılara doğru gidiliyor. Dinamik kampanyalar vesaireler.
Burada da şöyle yanlış anlaşılmasın. O zaman madem otomatize oluyor. İşte bir performans pazarlamacıya ihtiyacım yok. Bir ajansa ihtiyacım yok. O kadar da otomatize olmuyor henüz. İlerisini bilmem.
Bundan 20 yıl sonrasını şu an öngörmek çok kolay değil. Çünkü eksponasyonel gelişim söz konusu. Hep öğrencilerime de şunu söylüyorum. İlk insandan, bilinen ilk insandan yazının bulunduğu tarihe kadar geçen zamanı düşünün. Yazının bulunduğu tarihten chat GPT'nin geldiği zamana kadar bir düşündüğünüzde. Korkutucu olan şu geometrik bir büyüme var.
Bu da ne demek? Bundan 100 yıl sonrası öncesindeki belki 10 binlerce yıl öncesine tekabildi. O yüzden 20 yıl sonrasını öngöremiyorum ama şu an için markalar öyle düşünmeseler iyi olur. Ama şu konuda onları temin etmek lazım. Çalışmayan Google ya da Meta değil, belki de çalıştıramayan sizsiniz demekte fayda var. Kesinlikle katılıyorum.
Şimdi bu bölümde yeniden pazarlama dedik. Tekrar dönelim. Şimdi stratejimizi oluşturduk. Stratejimiz nedir? Bir e-ticaret firmasıysanız eğer, KPI'larınızı tek tek yazarsınız. Tabii az önce senin bahsettiğin o basit, biz bunlara basit aşamalar diyoruz.
Nedir bu? İşte web sitesini ziyaret edenler. Son 30 gün, son 60 gün, son 90 gün. Ya da sepete eklemiş ancak alışverişi tamamlamamış kişiler. Bunlar doğru aslında, yanlış değil. Hedef kitli oluşturabilirsiniz arka tarafta.
Bugün meta'ya odaklanalım diyeceğim ama bütün platformlar aynı vaktında. 3-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5-5- 3, 4, 5, 4, evet. Pixel ya da kodu kurduğunuzda, dönüşüm kodlarını kurduğunuzda datayı aktarabiliyorsanız, platforma, sosyal medya kanallarına datayı doğru aktarabiliyorsanız, hedef kitlenizi başarılı bir şekilde kurabilirsiniz. Birinci kural stratejiyi oluşturmaktı. Stratejiyi oluşturduktan sonra bence ikinci kural hedef kitleleri oluşturabilmek ve segmentasyon yapabilmek.
Şimdi bu yeni müşteri olmak zorunda değil. Mevcut müşteri de olabilir. İkinci, üçüncü veya yirminci siparişini vermeye hazır bir müşteri de olabilir. E-ticaret olmak zorunda değil. Bir lead base yani lead toplayan bir firma da olabilir. İnşaat firması proje bitmiştir, satmıştır.
İkinci projeye geçiyordur. Ya da sağlık turizmi şu anda en çok popüler olan sektörlerden bir tanesi. Sağlık turizmi. Bu ve benzeri şirketler ya da markalar ya da bireyseller, avukatlar mesela bireysel olarak bakalım. Ya da fenomenler mesela. Kendi sayfalarına ya da YouTube hesabına, videolarına tekrardan izleyici ya da kullanıcı çekmek isteyenler.
İkinci yaşam olarak ben hedef kitleyi görüyorum. Hedef kitlelerin doğru bir şekilde oluşturulması. Senin buraya eklemek istediğin bir şey var mı hedef kitlelere? Yani aslında tabii üzerine konuşulacak çok şey var. Aslında burada en başa dönüyoruz değil mi? Yani dijital pazarlamanın konvansiyonel pazarlamadan farkına dönüyoruz.
Neden hedef kitleleri oluşturuyoruz? Kimin karşısına ne çıkaracağımız çok önemli. İşte sıcak data, soğuk data, ılık data'ya. İşte düzenli ürün alan, düzenli ürün almayan, senden bir alıp rakibinden bir alan. Bütün herkese farklı stratejilerle yaklaşabilme kasımız olan dijital pazarlamanın çok temeline dönüyoruz. Tabii ki burada hedef kitleleri oluştururken meta özelinde konuştuğumuz için söylüyorum.
Kaydedilen hedef kitlenin özel hedef kitleye taşıdığı veri bence çok önemli. Ben mesela dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi soğuk hedef kitlede kaydedilen hedef kitleye yapılan yanlış yaklaşımı çok görüyorum. Reklam panellerine baktığımda yeni gelen müşterilerde. Orada satış arıyorlar. Bu şöyle düşünün, realist örnekler vereceğim, biraz da böyle işin espri kısmına kaçacağım. Bir barda bir kadınla ya da bir kafede bir kadınla göz göze geldin, hiç tanımadığın ve yanına gidip diyorsun ki hadi bizim eve gidelim mi?
Bu çok doğru bir yaklaşım, çok sonuç verecek bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum. Evet, nihai amacın bu olabilir belki de ama belki de orada bir tanışmak, belki karşılıklı kahve içmek, bir gün belki bir tiyatroya gitmek ve karşılıklı olarak doğru adımlar atmak daha sağlıklı olabilir. Dolayısıyla soğuk kitleye kaydedilen hedef kitleden oluşturulmuş bir soğuk kitleye doğrudan al bunu, hemen bunu al demek yerine belki bir informasyon yani bir infografik kullanılarak o insanların bunu kaydedip ya ben bunu ortamlarda satarım diyeceği bir bilgiyle bir tanışma sağlamak. Daha sonra kitleyi sıcak kitleye dönüştürüp oradan özel hedef kitle üstünden bir remarketing ya da işte belki de marketing doğrudan çalışmaları yapmak çok daha akıllıcı olacaktır.
O yüzden o kitleleri segmente etmek dediğin çok doğru. Segmente etmek çok önemli ama yeni bu işe girenlerde zorlandıkları kısım şu üstad. Segmente ettiğinde bu sefer yani aslında bölümlediğinde bu sefer elinde çok data kalmıyor. Adam mesela şimdi bin kişinin altında reklam çıkamıyorsun adam segmente ediyor 320 kişi var. İşte orayı da segmente ettiği havuzu da doldurabilmek için kaydedilen hedef kitliği ve bence konumuz meta ağırlıklı sosyal medya ama cross platformları yani işte atıyorum Google'ı belki de belki de bölgesine göre Yandex'i, Bing'i, Baidu'yu, whatever.
Yani bunları kullanabiliyor olmak ve oraya bir data havuzu oluşturabiliyor olmak bence çok önemli faktörlerden bir tanesi. Doğru katılıyorum. Yandex'in Türkiye'de kullanım oranları hakkında bir bilgin var mı? Sence arama, ağı, trafiği vesairesi nedir? Yani somut bir şey şu an söyleyemem ama Rusya pazarıyla ilgili tabii şu an Rusya'nın çok özel bir durumu var. Ukrayna ile ilgili savaştan bahsediyorum.
Birkaç tanıdığım ajansın çok ciddi bir giren ve çıkan trafiği olduğunu biliyorum. Şundan kastediyorum. Rusya'ya girmeye çalışan Türk firmalar ya da Türkiye'ye girmeye çalışan Rusya firmaları açısından özellikle Rusya'ya girmeye çalışan ya da o bölgenin Kırgızistan vesaire hepsini söylüyorum. Yandex'in çok baskın olduğu çok açık ama Türkiye'deki kullanımı bir ara Fenerbahçe puş etti biliyorsun onun işte. Messi gelsin, Robben gelsin falan diye orada belki biraz böyle bir kafasını kaldırmıştır ama Google'la çok rekabet edecek durumda olduğunu düşünmüyorum. Doğru.
Zaten Google şu an resmen tekelleşmiş bir durumda. Arama ağı, display, YouTube vesaire tüm kampanya türlerinde. Mesela biz bugün yeniden pazarlamayı konuşuyoruz. Başlığımız sosyal medya kanallarında yeniden pazarlama fakat Google'da da yeniden pazarlama yapabilirsiniz. Tabii. YouTube'da da bütün diğer tüm platformlarda yeniden pazarlama yapabilirsiniz.
Senin az önce bahsettiğin gibi. Şimdi Google'un orada çok özel bir durumu var. Ben yine böyle kendi meşrebimce bir örnekle anlatacağım. Şimdi sen ne kadar remarketing yaparsan yap. Metanın ne zaman karşılığa, frequency yani frequency cap sıklık ve karşı tarafın karşısına ne zaman çıktığı çok önemli. Şöyle bir senaryo düşün.
Şimdi kadın hikayelere bakıyor. Hatta geçtiğimiz günlerde bir tanınmış fenomenin ya da bir oyuncunun galiba başına geldiği bir kadın ve erkek ilişkisinde. Şimdi sen gerçekten yoga ile ilgilenmeye başlıyorsun. Bir yoga stüdyosu arıyorsun bir kadın olarak. Ama o esnada iki hikaye. Önce sevgilinin seni bir başka kızla dudaktan öpüşürken aldattığını görüyorsun.
Sonra tıklıyorsun, tıklıyorsun, reklam geliyor bir yoga stüdyosu. O an oraya çok odaklanamayabilirsin. Yani hani o an doğru an olmayabilir. Evet bu bir e-marketing, evet bu doğru kişi ama doğru an mı belli değil. Orada Google'ın Search Ads gücü çok başka bir güç. Çünkü bu kelimeyi arattığı anda, yani onun için doğru olduğunu düşündüğü anda karşısına çıkmak çok büyük bir silah.
O yüzden hani Google hiçbir zaman geriye atılamayacak bir güç gibi gözüküyor orada. Benim hep kafama takılan sorulardan bir tanesidir bu. Doğru zaman nasıl belirleyeceğiz? Çünkü çok dinamik bir şey bu. Yani trafik kazası yaptın. İşte o anda Instagram'ın açık kaza yaparken.
Yani bir yandan böyle az ilerleyen trafikte pıt pıtlıyorsun. Ya da Reels Reels geçiyorsun, reklam gördün. Ve arkadakinin, öndekinin tamponuna yerleştirdin. Ve hayalindeki evin reklamını gördün. Orada durup dur ben şu evi alayım demezsin. Ama Search Ads'de tam olarak right now onu arıyorum zaten.
Biraz böyle bir Google'un Search Ads'inin çok özel bir durum olduğunu düşünüyorum. Çok büyük bir gücü var. Evet. Ve hatta şöyle sosyal medya reklamlarında genelde hep impression based. Yani görüntülenme bazı ödemeler yaparız. Doğru.
Buna da CPM işte cost per mile, bin gösterim başına maliyet. Google'da da arama ağı reklamı ise tıklama başına ödeme yaparız. Yani ben müşteriye değil de müşteri bana ulaşacak. Bir şekilde ona dönüyor. Ama bu tabii şunu da getiriyor beraberinde. Rekabet o kadar fazla ki.
Doğru. Bizim bir şekilde hem markayı hem ürünü sürekli bir push yap etmemiz gerekiyor. Yani sürekli insanların karşısına çıkmamız gerekiyor. Eskiden bu doğru yer, doğru zaman, doğru mesaj kavramı çıktığında belki rekabet bu kadar fazla değildi. Belki bunun yeniden revize edilmesi gerekiyor olabilir. Çünkü ben buna %100 katılıyorum.
Doğru zaman, doğru yer, %100 katılıyorum ama zaman olarak biraz böyle agresif marketing yapıp daha fazla kişiye ulaşıp o kişilere ulaştığımızda da daha düşük CPM'ler ödemek aslında mantıklı olabilir. O da sanırım bütçeleme önemli. Çünkü mesela öyle bir barem var ki orada. Şimdi agresif marketingin sonuç verdiğini biliyoruz. Nereden biliyoruz? Mesela Trendyol yakında Kasım başladı da iyice abanacakları bir Black Friday ve Kasım süreci var şimdi Trendyol'un yine.
Her sene ben özenle takip ediyorum. Hatta ekşi sözlükte başlıklar açılıyor. Trendyol'un gına getiren reklamları diye. Kasım reklamları. Kasım reklamları diye. Ama Trendyol her sene ofisinde bando getiriyor.
Bir önceki yılın rekoru kırılıyor. Yani o gına gelenler satın al butonunun üstünde her keteye eğik yatanlar oluyor. Dolayısıyla işe yaradığı kesin ama şöyle bir barem var mı? Hani sıktın, sıktın, sıktın, sıktın, sıktın, sıktın, ikna ettin. Sıktın, sıktın, sıktın. Burada durursa bütçen sıktın.
Yani hani öyle bir barem testi de yapılması gerekebilir. Çünkü Trendyol'un reklam bütçelerini biliyoruz. Yani o çok astronomik ve çok güçlü rakamlar Trendyol üzerinde. Her markanın altından kalkabileceği veya ayırabileceği bütçeler değil. Orada belki de güzel bir çalışma ne olur? Mesela fırsat bulunup yapılsa o sıkma baremi ne kadar?
Evet. Sıklık sınırı. Senin bahsettiğin o Frequency Cape. Aslında burada hem sektörel olarak hem markaların sıklık sınırını toplayıp böyle bir data veri olarak sunsak ya da bunu analizlesek mükemmel olur gerçekten. Çok güçlü bir data olur. Kesinlikle.
Ne kadar harcaman gerektiğini de öngörebilirsin. Aynen. Sana dönüşleri nasıl olur? Conversion rate'i de oradan az çok aşağı yukarı tahmin edebilirsin. Evet. Ve başarıya ulaşmış mı ulaşmamış mı onu da o şekilde sonuçlandırabilirsin.
Doğru. Peki mesela stratejimizi oluşturduk. Şimdi tabii biz hep böyle yeniden pazarlamadan konuşuyoruz ama aslında bu podcast'in en başında belki satış hunisinden başlayabilirdik. Satış hunisini anlatabilirdik. Sales funnel bu çok dile getirilen bir terimdir pazarlamada. Satış hunisinin ne tarafına yöneleceğiniz.
Yeniden pazarlama yaptığımız için hunideki yeri bulup hunideki yere hedef kitleleri de yazıp segmentasyonu da oluşturduktan sonra platforma geçiş sağlayabiliriz. Bugün artık sosyal medya dedik. O da tabii ürüne ve markaya da bağlı. Kesin. Hangi sosyal medya kanalını tercih edeceği. TikTok çok ilginç.
Hep böyle gençlerin çok takıldığı bir platform olarak tabir ediliyor. Markalar çok yanaşmıyor. Ama özellikle son zamanlarda yani bu son bir yıl içinde e-ticaret firmaları da TikTok'a aşırı şekilde özen göstermeye başladı. Hem kanallarını geliştiriyorlar hem de oraya ayırdıkları reklam bütçelerini sürekli arttırıyorlar. Aynı zamanda yeniden pazarlamayı da o tarafta daha güçlü bir şekilde sağlıyorlar. Şimdi ben bizdeki mevcut müşterilere bakıp analizlediğimde dönüşüm oranları çok iyi.
Roastları çok iyi. Tabii meta kadar iyi değil bu arada. Facebook ve Instagram'ın gücü kesinlikle ayrı bir yerde tutalım o metanın gücünü. O gücü de ben şeyle özdeştiriyorum. Kullanıcı sayısının çok fazla olmasıyla. TikTok'taki kullanıcı sayısı belki Türkiye'de o kadar meta kadar güçlü değil ya da hedef kitle kullanan kişilerin yaş aralığı.
Bir de tabii tecrübe var abi Facebook dediğin LinkedIn'den sonra dünyanın en eski ikinci sosyal medya mecrası. Yani TikTok daha dün hayatımıza girdi. TikTok çalışanlarını, oradaki mühendisleri, oradaki reklam çalışmalarını yöneten insanları düşünün. Aslında onlar çok yeniler yani metada oturmuş bir kültür ve reklamlarda ne yollardan geçtiğini mesela o panelin gelişme sürecini düşündüğünde yani TikTok'da metanın ilk gençlik yıllarında şu an. Evet bugünün avantajıyla ilk gençlik yıllarında. Ama bir de bir şey daha söyleyeceğim sen konuşurken aklıma geldi.
Markaların özellikle e-ticaret ben bu arada siyasetçilerin de kullandığını çok görüyorum orayı ve bence haklı bir yaklaşım. Bir an önce yola çıkmakta da fayda var yani biraz şöyle düşünelim. Şimdi mesela bir şey popüler oluyor. Şimdi mesela Bitcoin diyorsun. Mesela Bitcoin'i 20 yıl önce girseydin bugün hayatın çok başkaydı. Bugün girersen yani Allah yardımcın olsun.
Ama şimdi TikTok'u düşünelim tamam okey bugün markalar çok yönelmiyor ama bence belki de tam da zamanı bugün orada yerini almak orada hatta reklam panelinin makine öğrenim sürecini hızlandırmak ve tetiklemek ve diğerleri ulan evet burası bir şeymiş biz de gelelim dediğinde sen zaten oranın yerlisi olmuş olman bir stratejik yaklaşım olabilir. Mesela bahsettiğim stratejiden kastım çünkü nedense Türkiye ilk girişte bunu konuştum nedense Türkiye'deki firmalar strateji hep şöyle düşünüyor. Yani şimdi bugün yapalım yarın sonuç alalım yani bugün de bu akşamüstü sonuç alalım yani strateji böyle bir şey değil. Yani bu şekilde planlanacak planladığında kasın çok zayıflıyor ve gidebileceğin aralık çok daralıyor. Yani oradaki dynamic range acayip zayıflıyor. O yüzden sanırım orta vade ve uzun vade plan yapabilmek açısından bence de başta e-ticaret siteleri olmak üzere markaların TikTok'u bugün değerlendirmeye başlaması çok akıllıcı olacaktır.
Evet evet sosyal medya kanallarından bahsettik hep en sonunda TikTok'la alakalı konuşurken şunu da söylemek istiyorum. TikTok'un aslında orijinal adı DoYin'miş ben bunu bu sene öğrendim DoYin olduğunu. Çünkü Asya'da birçok bölgede TikTok dediğinde böyle suratına bakıyorlar anlamıyorlar ne diyor bu diye hangi appten bahsediyor diye ama DoYin dedikleri zaman direkt nokta atışı yapabilmiş oluyorsun. Ve istatistiklerde de raporlarda da DoYin ve TikTok ayrı ayrı raporlanıyor. Yani dünyada en çok kullanılan sosyal medya platformları bu da çok ilginç bir bilgi benim gördüğüm. Bunu da sizlerle paylaşmak istedim.
Şimdi yeniden pazarlama yaparken müşterilerimizin karşısına her zaman bence hedeflemeyi de yaparsak doğru bir şekilde doğru bir reklamla çıkmamız gerekiyor diye düşünüyorum Gökhan Hocam. Kesinlikle sanırım o noktada en az odaklanılan şeylerden bir tanesi üstad şu günün sonunda müşterinin gördüğü ya da potansiyel müşterinin gördüğü tek şey kreatif ve metinler. Ama mesela reklamdaki başarısızlık, hedeflemedeki başarısızlık ya da belki de işte teknik kurulumlardaki başarısızlık hep burada optimizasyon deyince bu odaklanma gerçekleşiyor. Kreatif tarafının ben çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hangi kitleye hangi kreatifle sosyal medyada çıktığın aşırı önemli. Ve bence sürekli test edilmesi gereken mutlak doğrunun hiç olmadığı.
Çünkü simple bir örnek vermek istiyorum yine basit bir örnek vermek istiyorum. Ajans adı vermeyeyim ama marka adı vereyim. Egzen, Sayın Acun Bey'in Egzen platformu için gibi diye bir dizi var orada. O diziyle ilgili bir ilginç bir test söylemek istiyorum. Bu test de gibi de aynı bölüm. İki tane A-B test var burada.
Atıyorum 15. saniyeden işte 30. saniyeye kadar 15 saniyelik bir bölüm. İki A-B test de de aynı bölüm, aynı şeyler. Sadece B'de bir packshot atmışlar. Packshot dediğimiz sağ alttan bir sarı fon çıkıyor. Onun üstüne siyah fon geliyor gibi yazıyor. Egzen logosu çıkıyor.
Diğeri sadece 15 saniyeli o görüntü. Arada %800'ün üstünde ciddi bir klik farkı var. Ve aboneye dönüşme oranı da ciddi fark ediyor. O yüzden belki de o packshot daha farklı olsaydı bu %800, %1200 olacaktı. Dolayısıyla ben buldum. Evet buradan dönüşüm geliyor.
Bu çok iyi bir kreatifin. Doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum. Sonsuz test devam ediyor olması gerekiyor diyorum üstadım. Evet kreatifler bence de önemli. Çok da üzerinde durmamız gereken bir konu. Ve hatta bence eğer kendi içimizde bunu yapamıyorsak.
Yani sağlam bir tasarımcımız yoksa ya da kreatif direktörümüz yoksa doğru bir ajansla burada kreatif ajansıyla çalışmakta fayda var. Çünkü günün sonunda siz bir para harcıyorsunuz. Platforma para veriyorsunuz. O parayı verirken de siz ne kadar doğru bir hedefleme yapsanız bile doğru bir reklamla kullanıcının karşısına ya da reklamın içindeki mesaj bile çok önemli. Çıkamıyorsanız bu KPI başarıyla sonuçlanmayacaktır sizin KPI'leriniz. Ya da reklamınız başarıyla sonuçlanmayacaktır.
Peki tamam reklam içeriğinden de bahsettik. Son zamanlarda bir de ben çok sıkça şunu da duyuyorum şimdi yayından pazarlama ya. Ya ben Whatsapp'ta işte arkadaşımla konuşuyorum. Konuşma sırasında iPhone 15 dedim ya da iPhone dedim. Hop bana Instagram'a girdiğimde iPhone reklamları çıkmaya başlıyor diyor birçok insan. Bu bu arada benim de başıma çok kez geldi.
Özellikle yurt dışındaki arkadaşlarımla konuştuğumda konuşma sırasında böyle kelime bazlı reklamlar çok sıkça karşılaştığım durum benim de. Tabi Whatsapp hakikaten bununla ilgili net bir açıklama yapmıyor. Sözleşmelere baktığımızda da net bir şey yok. Hep bir boşluklar var ama. Sonuçta Whatsapp'ın sahibi de Instagram. Bu da bence yeniden pazarlama olsun, yeni müşteri kazanım olsun çok güçlü bir veri, çok güçlü bir data.
Belki yeniden pazarlama stratejilerini kullanırken ileride bence Whatsapp reklamları da dahil olacak buna. Özellikle şu an business'lara yani işletmelere yönelik Whatsapp sürekli kataloğunu öne çıkart. Kataloğunu öne çıkart diye böyle bildirim gönderiyor şirketlere, işletmelere. E-ticaret firmaları ya da online satış yapan firmalar için Whatsapp katalog bence çok mantıklı. Burayı da aktif bir şekilde kullanıp buradaki reklam stratejileriyle birlikte de daha ileriye taşıyabilir marka bilinirliliğini ve satışlarını arttırabilir. Evet şimdi söylediklerinde çok haklısın.
Sanırım oradaki aradığımız keyword de metadata. Çünkü şimdi bir dönem Apple'ın güncellemelerinden sonra insanlara bir bildirim geldi. İşte Whatsapp'ta bu sözleşmeyi onaylamanız lazım diye. Türkiye'de herkes ayağa kalktı Whatsapp bizi dinliyor diye. Whatsapp sizi başından beri dinliyor zaten. Yani bütün sosyal medya mecraları başından beri dinliyor.
Ama orada dinledikleri de şu değil işte sevgilinize attığınız nude fotoğrafı Amerika'da orada oturan işte mesaideki adam bakmıyor. Ya da işte kayınçonuzla ilgili yaptığınız dedikoduyu dinlemiyorlar. Orada az önce çok güzel söylediğin keyword tabanlı bir metadata tracking'i devam ediyor. Ve bence olması da çok zararlı değil. Ama mesela bunu gerçekten test etmeyi çok isterim. Şöyle test etmeyi isterim.
Tabi bu yapılacak bir şey değil ama bir gün gaza gelip yapan biri olursa sonucunu bana söylerse çok sevinirim. Ben cesaret edemem. Mesela Birleşik Devletler'e gitsek özgürlük heykelinin yakınında ya da işte orada Manhattan'da bir yere otursak ve orada desek ki ben işte ülkeye geldim. Bombalı saldırı için her şey hazır. Süreci nasıl yönetelim diye bir mesaj gönderse. Acaba SWAT Teams orada geliyor mu?
Yoksa ne kadar dinlediklerini keşfetmek adına söylüyorum. Öte yandan Whatsapp bence çok önemli bir silah. Biliyorsunuz zaman zaman Whatsapp'a reklam getiriyoruz diyorlar. İnsanlar ayaklanıyor. Çok benimsemiş durumda insanlar Whatsapp'i ve bir anda geri adım atılıyor. Halbuki orada reklam gelecek yerde insanlar şöyle düşünüyor belki de işte ne haber nasılsın iyiyim aşkım sana fotoğraf çektim nude attım altında şey simpaş mutlu yuvalar yaratır.
Gibi bir durum değil o sanırım o gelecek yer bu hikaye paylaşımı gibi bir yer var pıt pıtladığımız. Benim çok kullanmaya alışamadığım bir yer orası. Oraya işte iki kişiyi gördükten sonra üçüncüsünde reklamı göreceksin. Geleceğini ben de düşünüyorum seninle hemfikirim çünkü güçlü bir alan Whatsapp ve çok kullanılan bir alan. Hatta ve hatta orayla ilgili ekstra bir belki de Whatsapp reklamlarıyla ilgili yeni bir temel yeni bir altyapımı oluşturulur. Ben bunun mutlaka olması gerektiğini de düşünüyorum.
Bu arada buraya şunu da ekleyeyim hafif de konuyu değiştirmiş olayım. Ben mesela verilerin alınmasının ya da işte bu böyle kendini insanları güçsüz ya da belki de çıplak hissettiriyor. İşte benim verilerimi alıyorlar ki verinin önemi çok güçlü artık dünyadaki en değerli şey veri. Ne altın ne pırlanta ne petrol ne döviz en değerlisi veri. Doğru veriye sahipsen gerçekten çok güçlü bir markasın ya da çok güçlüsün demektir. Veri hakikaten değerli bir şey ve sosyal medyadaki o meta'nın reklamlarına Trump'ın reklamlarına izin verip daha sonra başının büyük derde girmesi
Cambridge Analytica'nın bunu kötü bir şekilde kullanması kötüye yönelik kullanması aslında verinin ne kadar tehlikeli olabileceğini de gösteriyor. Tabi burada mesela ben hep Whatsapp reklamları olsun olsun dedik de aslında Whatsapp reklamları var. Buna da bir hemen alt dipnot geçelim. Hani biz sanki Whatsapp reklamları yokmuşuz gibi de böyle bir konuşmuş olduk gibi. Whatsapp reklamları var ama Whatsapp mesaj şeklinde reklamları var. Yani siz reklamı gidip Instagram'da Facebook'ta görüyorsunuz.
Tıkladığınızda Whatsapp'a gidiyor aslında. Bu tarzı düşünülebilir. Ve kaç tane sohbet başladı şeklinde. Bizim Gökhan'la benim söylediğim Whatsapp reklamları Whatsapp'ın kendi içinde yani uygulamanın kendi içinde oluşturulabilecek reklamlar. Gökhan ben geçen hafta bir haber okudum ne kadar doğru bilmiyorum ama Meta'nın Avrupa'da yeni bir uygulamayı başlatacağı söyleniliyor. Uygulama da şu sen belirli bir ücret karşılığında aylık abonelik ödeyerek Meta'ya tüm reklamlardan muaf olabiliyorsun.
Instagram, Facebook, Whatsapp demeyeceğim Whatsapp henüz yok. Instagram ve Facebook uygulamalarındaki reklamlardan muaf olabiliyorsun. Reklamların hiçbiri sana gösterilmiyor. Ve hatta bunu iki kırılım şeklinde yapmışlar. Bir cihazlar, mobil cihazlar. İki de bilgisayarlar.
Bu bence tuhaf. Çünkü Meta'nın çok ciddi reklam geliri var. Ve bu reklam gelirlerine istinaden, hani rakamlar da çok yüksek rakamlar değil bu arada, tekhaneli rakamlar. Bu rakamları ödeyerek reklamları hiçbir şekilde ne Instagram'da ne Facebook'ta görmeyeceksin. Buna ne diyorsun peki? Yani yeniden pazarlama diyoruz ama ya adamlar abonelik satın alırsa kullanıcılar ya da bizim potansiyel müşterilerimiz.
Bu sosyal medyada premium satışlarla ilgili sanırım en çok kafa karıştıran Elon Musk oldu. X'deki biliyorsun verification satışı bunun hemen ardından Zuckerberg'de devreye girdi ve verification satılmaya başlandı. Bu da tabii ki verification'ın ehemmiyetini düşürmeye başladı. Ona işte ehemmiyet yüklemeye çalıştılar. İşte verify edilmemiş bir hesapsan işte bilmem neye cevap veremiyorsun oldu, o oldu, bu oldu. Ben hani bunun günün sonunda ikiye ayıracağım cevabımı.
Bir, reklam görmenin sakıncalı olmadığını düşünüyorum. Yeterli ilintili reklamı yani doğru kişiye doğru reklamı verebiliyorsak, az önce onu değinecektim verinin önemi konusunda. Verimin alınması, hangi verimin alındığı ve nasıl kullanıldığı tarafını açıkta bırakarak söylüyorum. Güzel bir şey mesela ben doktora gittiğimde adam bana diyor ki işte en son iki ay önce gelmişsiniz, böyle bir ilaç kullanıyorsunuz, işte şöyle bir rahatsızlığınız var, gelişim var mı diyor. Halbuki veri diye bir şey olmasaydı ben bunların hepsini her gittiğimde tekrardan anlatıyor olacaktım. E sosyal medyada da böyle ben reklam görmekten imtina etmiyorum, atıyorum ben PlayStation oynamayı seviyorum.
Last of Us'ın yeni bir oyunu çıkacaksa bunu reklam olarak görmekten çok heyecan duyarım. Ama bana mesela işte kilotlu çorap reklamı çıkacaksa bu beni yorabilir çünkü çok ilgi duyduğum bir alan değil. Dolayısıyla burada hani sanırım... Yani hiç belli olmaz bazı adam şimdi cinsiyet olarak da ermeyelim bazı erkeklerin fantezisi de olabilir. Tabii tabii ama ben öyle fantezim yok demek istedim. Dolayısıyla burada şöyle bir durum var, reklam başarımı arttırıldığı sürece ben premium'a yönelimi çok tehlikeli buluyorum bir açıdan.
Peki burada şeyi nasıl handle ediyorlar? Bunu YouTube tarafını nasıl handle ettiğini biliyoruz. Mesela şimdi Zuckerberg'in en büyük zaaflarından bir tanesi neydi? YouTuber bir para kazanıyor bu işten. Yani hani yayınladığı her videodan reklam partneri olarak yayından para kazanıyor. Peki şimdi ne diyordunuz Zuckerberg?
Reels'lardan para vereceğiz işte Reels üretenlere. O zaman şimdi reklam yayınlamadığın için para da gelmiyor. O zaman premium'dan gelen paradan bana ne vereceksin? Burada da performansı nasıl ölçeceğiz? Şimdi atıyorum Reels'ı 2 milyon izlenen işte ya da 20 milyon izlenen işte ciddi bir etkileşim alan bir A kişisiyle Reels'ı işte 300 bin izlenen ve çok daha düşük bir etkileşim alan B kişisini nasıl burada planlayacaklar, yönetecekler? Çünkü orada şöyleydi, reklamı gösterme oranıydı oradaki hikaye.
Ne kadar izlenirsen o kadar çok reklam gösteriliyor o videoda, o Reels'da, o YouTube'da vesaire. Yani bunlar biraz karışık konular, nasıl çözdüklerini bilmiyorum ama yine de şey diyebilirim. Yurt dışında bir şey diyemeyeceğim ama Türkiye'de tek hanede aslında bizde 3 haneye tekabül ediyor. Dolayısıyla Türkiye'de hemen böyle herkesin atlayacağı bir şey olduğunu düşünmüyorum ama biz marka yönetimi olarak global düşünmeliyiz. Ben bir risk oluşturduğunu düşünüyorum ama günün sonunda şöyle bitireyim. Hiçbir böyle bir platformun işte Meta gibi, TikTok gibi, Google gibi hiçbir platformun reklam gelirlerine zarar verecek bir adım atacağını ve kendi bacaklarına sıkacaklarını sanmıyorum.
Evet, bu beni de çok şaşırtmıştı. Meta gibi bir platformun yani Facebook ve Instagram'dan reklamları kaldırma seçeneğini sunması ama bakalım ilerleyen günlerde buna dair gelişmeleri yakından takip ediyor ve sizlerle de paylaşıyor olacağız. Peki bugün Meta'dan, ağırlıklı olarak Meta'dan konuştuk. Sosyal medya reklamlarından bahsettik. Yeniden pazarlama reklamlarını anlattık, stratejilerini. Canva'nın özelliklerini biliyorsun.
Canva'da reklam oluşturmak aslında çok basit. Reklam görselini oluşturmak çok basit. Ama bu görselleri sosyal medyada rahatlıkla kullanabiliriz. Fakat Google gibi ya da Tabola, Criteo gibi platformlarda bunların istediği ölçülere göre hazırlayıp statik görsel olarak da kullanabiliriz. Ama HTML 5, HTML reklam tipleri daha çok kullanıldığı için bunları da böyle oluşturabileceğimiz toollar mı? Yani özetle HTML 5 formatında reklamları oluşturabileceğimiz bir araç şu anda mesela aklına gelen var mı bize önerebileceğim?
Bir tane var bizim de kullandığımız Google Web Designer. Ama bu online olarak browser üstünden kullanabildiğiniz bir tool değil. Bilgisayarınıza Photoshop gibi indirmeniz gereken bir tool. Özellikle Google reklamları için şu açıdan çok elverişli. Hazır o Google'un reklam formatları, ölçüleri içinde var. Hareketli HTML 5 tabanlı kreatifler hazırlamak için çok uygun bir tool.
Hem de tamamen ücretsiz bir tool. Evet. Aklıma ilk gelen bu. Evet. Şimdi bunu söyledim. Çünkü yayının, podcast'in ilk başından beri sırayla saydık.
En son konuştuğumuz şey reklamdı, kreatif taraftı. Sosyal medyada HTML 5 formatı kullanılan ya da tercih edilen bir format değil. Kullanılan bir format değil daha doğrusu. Sosyal medyada tercih edilen format tamamen static banner veya video formatı ve formatların aktif ve güzel bir şekilde kullanılması sonucunda da güzel dönüşümler elde ediyoruz. Ama Meta'nın Avrupa'da ben reklamları kapatıyorum dediği senaryoda ve ben Avrupa'da
yeniden pazarlama yapmak istiyorsam Google, Tabola, Criteo gibi display yani görüntülü reklamları kullanmaya başladığımda da ve bu sefer o son konuştuğumuz reklam aşamasında, reklamın içeriği aşamasında, kreatiflerde de HTML 5, HTML 5 diye yazılıyor. Bu gündeme gelir. Yani gündeme gelecektir diye düşünüyorum bu reklam türü, reklamın tasarımı. Peki başka eklemek istediğin bir şey var mı?
Bu yeniden pazarlama ile ilgili ne dedik? Strateji dedik, hedef dedik, segmentasyon dedik, platformdan bahsettik, reklamdan. Reklamın içeriğini çok konuşmadık mesajı. Teknikten biraz bahsettik, reklamın içeriğini çok konuşmadık. Onu da bir dahaki podcasta bırakalım. Öncelikle söylemek istediğim ilk şu, çok değerli bir podcast serisi başlıyor.
Özellikle bu alanda kendini geliştirmek isteyen, bu alanda çalışan meslektaşlarımız açısından bence çok verimli bir podcast gerçekleştiriyoruz. Böyle bir seriye giriyoruz. O açıdan da dönüşler bence çok önemli. Senle ya da benle irtibata geçtiklerinde fikirlerini almak çok isteriz. Günün sonunda sadece reklamı değil, yayını da optimize etmek güzel olur.
O açıdan çok mutluyum çünkü ben bu sektöre girdiğimde bunların hiçbiri yoktu. Ne böyle yayınlar vardı, ne soru sorabileceğimiz insanlar vardı. Hatta şöyle bir statistik hatırlıyorum. Türkiye'de Google Partner olan tek bir tane ajans vardı o dönemlerde. Dolayısıyla kimseye bir şey soramıyorduk. İnternette veri, herhangi bir bilgiye ulaşmak, bu alanda bilgiye ulaşmak çok daha zordu.
O yüzden bence bu sektöre yeni atılanlar ya da bu sektörde gelişme sürecinde olanlar ya da bizim gibi eğitimi devam edenler. Çünkü daha önceki yayında da söylemiştim. Bu sektördeyseniz, 60 yaşında da olsanız, 60 yıldır da bu sektörde olsanız öğrenci kalmaya razı olmanız gerekiyor. Bütün bu arkadaşlarla bir sinerji oluşturmuş olacağız bununla birlikte.
O açıdan da bu fırsatı sağladığın için sana da teşekkür ederim Faruk. Bu yayınla ilgili benim temel olarak söyleyeceklerim açıkçası bunlar. Yani strateji tarafı, segmentasyon tarafı, hedef kitle tarafı, teknik taraftan biraz konuştuk. Conversion API gibi, pikseller gibi. Reklam kreatiflerinden konuştuk. Reklam metinlerinden kısaca konuştuk.
Bunlar bir markanın planlaması gereken. Hatta şundan da konuştuk. Araya tekrar kendi arama gideyim. Markaların bu süreci yönetirken ilk adımda vermeleri gereken kararlardan konuştuk. Hangi altyapıyı kullanmalılar? Hazır bir e-ticaret altyapısı mı?
Yoksa sıfırdan kodlanması mı gerekiyor? Sadece şunları konuşmadık ama onlar bence başka podcastlerin konusu. İkisi arasındaki fark ne? Verimlilik ne? Mesela atıyorum TGMax gibi, Tsoft gibi bir hazır altyapımı mı kullanmalıyım? Yoksa kendi sitemi işte PHP'ler evvel ya da ne bileyim Python ya da C Sharp'la ben yazılımcılara mı yazdırmalıyım?
Peki hemen araya gireceğim. Buyurun. Sen ne düşünüyorsun? Ya ben bugün A ürününü, B ürününü Türkiye'ye getirdim ya da Amerika'ya götürdüm. Bir yerden aldım. O ürünü buldum ve satacağım.
Sanal pazar yerinde de olmak istemiyorum. Kendi e-ticaret web sitemde bu ürünü satmak istiyorum. Sence ben sıfırdan oturup böyle bir yazılıma bütçe ayırmalı mıyım? Yoksa hali hazırda zaten var olan şirketlerle mi çalışmalıyım? Bence bu markanın bu işe yatırım yapacağı maliyetle çok doğru anlatılır. Çünkü ikisi ile ikisi arasında ciddi bir maliyet farkı var.
En basitinden şöyle düşünelim. Ben bunu yazdırdım. Bu şöyle bir şey değil. Yazdırdın, teslim aldın bitti değil. Bunun bakımı var, veri tabanı bakımı var. Bu da ne demek?
En azından bir iki tane frontendçiye, bir tane fullstackçiye, bir iki tane backendçiye ihtiyacım var. Ve bu saydığın insanların en azından senior olmasa da belli bir seviyede olanlarının maliyetleri ortada. Bunu böyle her firmanın kaldırabileceği maliyetler değil bunlar. O yüzden ben çok akıllıca bir yatırım olarak görmüyorum. Zaten bir de şöyle bir eksiklik oluyor. Şimdi tabii bunu markaların yöneticileri bunları çok bilmiyorlar ama sen çeşitli kampanyalar yapıyorsun.
Mesela diyorsun ki aynı üründen iki tane alırsan sepette %50 indirim. Bu yazılım tarafında söylendiği kadar basit de bir şey değil. Ama mesela hazır modüller aldığın zaman bunlar zaten öngörülmüş. Bütün bu pain pointler stratejilendirilmiş ve sen sadece bunu ek bir paket şeklinde modüle ekliyorsun. O yüzden hani tabii orada da şöyle bir, bence en güzel model şu, şunu söyleyeyim. Herhangi bir hazır modülü alıp o markayla konuşup bir tane yazılımcıyı bize dedike etmenizi istiyoruz içeride.
Atıyorum Ahmet bizim bize dedike, işlerimize dedike olsun. Çünkü orada da şunu da kaldıramayız. Şimdi ekstrem örnek olması açısından söylüyorum. Trend yolun şu an çöktüğünü ve bir gün kapalı kaldığını düşünelim ve kaybı, kaç milyonluk bir kayıp olduğunu düşünün. Dolayısıyla bana dedike ve her an irtibatta olabileceğim yani ticket açmak, test kaçmak falan değil de doğrudan dirsek temasında olacağın birisinin olması en azından belli bir seviyeden sonra. Şimdi sıfır bir markanın böyle bu kadar real time desteğe ihtiyacı olmayabilir ama belli bir seviyeden sonra böyle ilerlemek daha doğru olacaktır.
Benim düşüncem bu. Hangi marka? İşte Shopify, işte ne bileyim şey, Digimax, İkaz, T-Soft, Ideasoft. O da çok kişisel bir durum. Yani markanın ne yapmak isteği. Çünkü hepsinin daha kaslı olduğu alanlar var.
Daha geride kaldığı alanlar var. Orayı da yine kiminle, orayı da yine bence bir dijital pazarlama danışmanıyla yönetmeleri gerekiyor. Zaten bana kalırsa bir takım kurarken senin neye ihtiyacın var? Bir teknik direktöre. Yani o da aslında bir takım danışmanı. Dolayısıyla teknik direktörün olmadan bu işlere çıktığın zaman zaman ve para kaybediyorsun.
Çünkü sana alıyorsun dijital pazarlama danışmanı. Bu şeye benziyor hatta. Bacayı kaybettin ya. Baca için tekrar tüm her yer yıkılıyor. Aynen öyle abi. Yani biriyle çalışmaya başlıyorsun.
Adam diyor ki X firmadan siz altyapıyı almışsınız ama planladığınız atıyorum işte ülke Kanada. Bunun CDN altyapısı Kanada için çok uygun değil. Keşke şuradan alsaydınız bunun şu avantajı yok orada. Keşke buradan alsaydınız dememek için bu işlerde abi biz böyle bir adım atıyoruz. Bu adımı atarken hani nasıl bir tercih yapalım neden diyebilecekleri bir danışman her zaman olması lazım. ki dijital pazarlama uzmanlığında ilerleyen arkadaşlarımın ki bu çatı meslek altındaki kırılımda SEO'cu mu olursun, veri analistçi mi olursun, performans pazarlamacı mı olursun artık orası ayrı.
Mutlaka şunu akllarında tutmaları gerekiyor. Öyle bir mesleğin içindeler ki bugün sokaktaki basit bir simitçiden el arabasıyla ittiren dünyanın en büyük firmalarına kadar artık dijital pazarlama yatırım yapalım mı yapmayalım mı dönemi bitti. Yapalım kiminle nasıl yapalım dönemindeyiz. O yüzden yani dünyadaki bütün tüzel kişilikler aslında potansiyel müşteri adayı dijital pazarlama uzmanları için. Bir günde şey üstüne podcast yapmak isterim. Müşteriyi nasıl seçmeli?
Çünkü burada da hani gel kim olursan ol yine gel. Çok şey değil. Orada sanki mevlana yaklaşımının çok doğru olmadığını düşünüyorum. Orada da söylemek istediğim çok şey var. Bir gün onu ajanslara yönelik yaparız. Yaparız.
Evet bu freelancerlara yönelik yaparız. Evet yaparız. Kendini geliştirmiş. Freelance olmak ve ajans olmak arasındaki farka da bir podcast yapalım. Mesela çok ciddi farkları var. Hukuki açıdan da çok ciddi farklar var bu arada.
Aslında konuşacak çok şeyimiz var bizim baktığında. Evet konuşuruz. Yani dolayısıyla ben şey düşünüyorum. Bu çok sürdürülebilir. Hatta bence şöyle bir şey yapabiliriz Faruk. Bunlar hep kafamda düşünüyorum.
Bir form oluşturup hani neyi konuşmamızı istediklerini dinleyicilerden de alabiliriz. Gelen talep doğrultusunda. Evet yani müşteri her zaman aklı mıdır mı koyuyorum. Onu da mesela konuşabiliriz. Ama konuşacak çok şey var. Çok da keyifli.
O yüzden bunları tekrar değerlendirelim bu başlıkları. Kesinlikle. Ben bu son konuya dair çok ufak bilgilendirme yapmak istiyorum. Hazır altyapıları ben de çok beğeniyorum. Hazır altyapılar ABC'de hangisinin olduğu çok önemli değil. Oraya artık müşteri neye hitap etmek istiyorsa ona göre biz oturup bir strateji belirleriz.
İşte o ilk adım altyapının belirlenmesi. Onu sağlarız. Ama bu altyapıların verdiği ya da sağladığı çok güzel bir özellik var. Hatırlıyor musun Facebook Meta Conversion API'ye geçiyorum ben. Pixel'in ömrü bitecek. İşte mobil cihazlardaki o data toplama olayı çok fazla kısıtlanacak gibi.
Bir geçiş dönemine girdiğinde bütün markaların el ayağı birbirine karıştı. Nedir bu Conversion API bunu nasıl kuracağız diye böyle kara kara düşünmeye başladılar ki. Hani çok büyük firmalar bile hepsi burada bile Trendyol bile Conversion API kurulumunda bayağı sekteye uğradılar bunlar. Ama bu altyapı e-ticaret altyapı platformları hızlı bir şekilde onlar da tabii gecikmeli oldu. Ama yine de hızlı bir şekilde Conversion API'ye entegreyi sağladılar ve bunu modül olarak müşterilerine sundular. Bu sizin özel yazılımınız olsaydı bunun için de ekstra ciddi bir maliyet sebebi aslında bu Conversion API ve buna benzer diğer tüm kurulumlarda ekstra maliyetlerle ve zamanla uğraşmak zorunda kalacaktınız.
Sadece ben yine bir şey ekleyeceğim Faruk. Bu tür altyapıların bence en büyük dezavantajı ekstra maliyete girmeden unikleşememek. Yani marka vermemde bir sakınca yok. Şimdi bugün Zara'nın mobil uygulamasını ya da sitesini gördüğünüzde ya da daha düşük segmentte bu tür bir altyapıdan hizmet alanı gördüğünde ciddi bir fark görüyorsun. Bir tanesi çok unik, çok kaliteli ve çok cezbedici dururken bir tanesi aynı firmadan yine altyapı alan B şirkete baktığında onun renkleri değişiyor. Borda oluyor sarı ama günün sonunda markalaşabilmek ve marka konumlandırması çalışması yapmak adına unikleşemiyor.
Yani özelleşemiyor olmak açısından bir risk. O noktada da bence bunun kararını şöyle vermek gerekiyor. Firmanın büyüme süreci. Yani böyle başlarsın sonra biliyorsun koca firmalar logo değiştiriyor. Porsche işte neydi o Peugeot yeni logo değiştirdi. Kia da öyle mesela.
Kia logo değiştirdi. Koca koca firmalar logo değiştiriyor. Hatta kurumsal kimlikleri değişiyor. Bunu da böyle en baştan yapmak çok akıllıcı olmayabilir. Çünkü bunlar yatırım gerektiriyor. Şimdi Zara'nın, Bershka'nın mobil uygulaması gibi ya da sitesi gibi bir yatırım çok maliyetli olabilir.
O yüzden hani bu firmalarla başlayıp daha sonra unikleşmek adına yatırım yapmak. Hani gelen parayı doğru değerlendirmek bence çok akıllıca bir yol haritası daha küçük ölçekli markalar için. Doğru. Evet yeniden pazarlamanın dışına biraz çıkmış olduk ama bunlar da önemli konular. Altyapılar. Çünkü altyapı tamamen sizin reklamlarınızla ve dönüşümlerinizi doğru bir şekilde takip edebilmenizle ilişkili bir konu.
Gökhan valla güzel bir bölüm oldu. Süper oldu. Devamını da bence sürekli sağlayalım. Bizim size her hafta bir bölüm sözümüz olsun tüm dinleyicilerimize. Spotify'da biraz daha bunu interaktif hale getirebiliriz. Spotify'ın yeni getirdiği o feature'larla birlikte.
Bir sonraki hafta yeni bir bölümde diyelim. Görüşmek üzere diyelim. Tüm arkadaşlarla görüşmek üzere. Evet arkadaşlar ben Faruk Toprak. Ben Ulaş Gökhan Gümüş. Bir sonraki bölümde tekrardan sizinle görüşmek dileğiyle diliyorum.
Hoşçakalın. Hoşçakalın arkadaşlar.
Yeni bölümleri kaçırmayın
Her Çarşamba yeni bölüm - Spotify ve Apple Podcasts’ten takip edin ya da bültene abone olun.
