Faruk Toprak
#100 · Podcast

100 Bölümde Öğrendiğim 9 Şey (4'ü Artık Doğru Değil)

Faruk Toprak
Faruk Toprak · 42 dk
Paylaş
100 Bölümde Öğrendiğim 9 Şey (4'ü Artık Doğru Değil)
0:000:00

2019'da, bu podcast'in ikinci bölümünde bir tahmin yapmışım. Yedi yıl sonra o tahminin yanlış olduğunu, kendi sesimden dinleyeceksiniz.

100. bölümdeyiz ve bu bölümde başarı hikayesi yok. 100 bölümde öğrendiğim dokuz şey var: beşi hala ayakta duruyor, dördü açık açık yanlış çıktı. Yanıldığım o dördünü kendi arşivimden, yedi yıl önce kurduğum kendi cümlelerimle önünüze koyuyorum. Çünkü sektörde herkes tuttuğu tahmini anlatıyor, tutmayanı kimse anlatmıyor. Halbuki para tam olarak orada kaybediliyor.

Bu bölümde ayrıca podcast'in adının neden değiştiğini ve bundan sonra ne olacağını anlatıyorum.

BÖLÜMLER

00:00 Açılış: yedi yıl önce kurduğum cümle

01:53 Bu podcast aslında kaç yaşında

05:02 1. Yanıldım: doğru trend, yanlış oyuncu

08:29 2. Tuttu: AI optimizasyonu insanı geçti

11:47 3. Yanıldım: metaverse mağazaları

14:24 4. Tuttu: TikTok'u ciddiye alın

17:17 5. Yanıldım: üçüncü parti çerezler

20:24 6. Tuttu: WhatsApp reklam alacak

23:09 7. Yanıldım: AR ve VR pazarlaması

26:11 8. Tuttu: uydu interneti

28:52 9. Tuttu: sistem kuran kazanır

32:07 Dokuz dersin ortak paydası

34:02 Podcast'in adı neden değişiyor

37:02 Bundan sonra ne olacak

39:40 Kapanış: sıra sizde


BU BÖLÜMDEKİ DOKUZ KURAL

1. Bir trendi doğru görmek, o trendden kimin kazanacağını bilmek değildir. Yeni ihtiyacı, dağıtım kanalını elinde tutan karşılar.

2. Yeni bir teknolojiyi bugünkü sonucuna göre değil, iyileşme hızına göre değerlendirin.

3. Bir teknolojinin adının konuşuluyor olması onun yaşadığı anlamına gelmez. Para akıyor mu, kullanıcı artıyor mu, geri geliyor mu?

4. Platform takip etmeyin, davranış takip edin. Platformlar ölür, davranış kalır.

5. Herkesin bildiği şey, en son kontrol edilen şeydir. En tehlikeli bilgi yanlış bilgi değil, eskimiş bilgidir.

6. Ürün yol değiştirir, gelir modeli değiştirmez. Ücretsiz aracın sahibinin nasıl para kazandığına bakın.

7. Yeni teknoloji, eskisinin yeterince iyi olduğu yerde kazanamaz. Ancak eskisinin acıttığı yerde kazanır.

8. Teknoloji tahmininde yön bellidir, takvim değildir. Yapay zeka meslekleri bitirmiyor, küçültüyor.

9. Artık en iyi işi yapan değil, o işi yapan sistemi kuran kazanıyor.


BÖLÜMDE GEÇEN ARŞİV KAYITLARI

2. bölüm (2019) AdBlocker, 7. bölüm (Şubat 2020) yapay zeka optimizasyonu, 9. bölüm (2020) uydu interneti, 15. bölüm (Kasım 2023) TikTok ve WhatsApp, 33. bölüm (Mart 2025) metaverse, 36. bölüm (Mart 2025) yapay zeka ajanları, 56. bölüm (Eylül 2025) üçüncü parti çerezler, 72. bölüm (Ocak 2026) sistem kuranlar, 74. bölüm (Ocak 2026) AR ve VR.


KİMLER İÇİN

E-ticaret ve marka sahipleri, ajans ve pazarlama ekipleri, yapay zeka araçlarını işine katmaya çalışan herkes.


Instagram: https://www.instagram.com/faruktoprakx/

LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/faruk-toprak-05767164/

Web: https://faruktoprak.com/


Beğendiyseniz takip edin ve bildirimleri açın. Sizin de yıllardır doğru sandığınız ama çoktan değişmiş bir bilginiz var mı? Bana yazın.

Bölüm transkripti

(5140 kelime)

Ses kaydından otomatik oluşturuldu; küçük yazım ve noktalama hataları olabilir.

2019'un yaz sezonunda bu podcast'ın ikinci bölümünde bir cümle kurmuşum ve bu cümleyi sizlere okuyorum. Bakın kelimesi kelimesini okuyorum, hiçbir şeyi değiştirmedim. Ama ileride Adblocker uygulaması gerçekten çok ciddi anlamda güzel paralar kazanacaktır diye tahmin ediyorum. 7 yıl geçti. Adblocker şirketleri o parayı kazanmadı arkadaşlar. Kazanan YouTube oldu, kazanan Spotify oldu.

Reklamsız deneyimi doğrudan size satan platformlar kazandı. Bakın burada ilginç olan şey şu, trendi doğru okumuşum. Yani insanlar reklamsızlığa para verecek diyerek trendi doğru okumuşum. Ama parayı kimin toplayacağını doğru tahmin edememişim, yanlış tahmin etmişim. Ve bugün 7 yıl sonra 100. bölümdeyiz. Ve baştan söyleyeyim bu bölümü öyle övünme bölümü değil.

Yani 100. bölümü yapan herkes ne diyor? İşte tek tek övünüyor, yaptıklarıyla övünüyor, teşekkür ediyor, yolculuğunu anlatıyor, kesitler koyuyor. Ben de hani teşekkür edeceğim tabii ki de sizlere, kesitler de koyacağım. Yolculuğumu da anlatacağım ama bu bölümde tabii ki de çok övünmeye yer vermeyeceğim. Çünkü siz buraya benim yolculuğumu dinlemeye gelmediniz. Siz buraya kendi işinizde kullanacağınız bir şeyler almaya geldiniz.

Ben size 99 bölümdür bunu yapıyorum ve bu geleneği bırakmayacağız. O yüzden bugün size 9 tane karar kuralı vereceğim. Ve bunların her biri gerçek bir tahminden çıktı arkadaşlar. 5'i tuttuğu için, 4'ü tutmadığı için bana çok şey öğretti. Ve size şunu iddia ediyorum. Tutmayan 4'ü tutan 5'inden daha da değerli.

Çünkü tutan tahmin size sadece sonucu verir. Tutmayan tahmin ise düşünme hatasının tam olarak kendisini verir. Ve hatayı bir kere gördüğünüzde bir daha hata yapmazsınız. Hoş geldin sevgili dostum. Herkese merhaba. Ben Faruk Toprak.

Şimdi başlamadan önce bir şeyi düzeltmem lazım. Çünkü bugün her yerde 7 yıllık podcast diye yazacağım. Ve bu tam olarak dürüst bir cümle değil. Neden? Çünkü bakın gelin buna rakamlarla birlikte bakalım. İlk bölümü 13 Temmuz 2019'da yayınlamışım.

2019'da da 6 bölüm yapmışım. 2020'ye geldiğimizde bölüm sayısı 7'ye çıkmış. 2021'de ise bölüm sayısı sadece 1. 2022'de ise sessizliğe gitmişim. Bölüm sayısı 0. Yani hiç.

Ve şu var. 14. bölümü Şubat 2021'de yayınlamışım. 15. bölüm ne zaman çıkmış biliyor musunuz? Kasım 2023'te. Arada 33 ay var arkadaşlar. 3 yıl sessizlik var.

Şimdi asıl acıtan kısım burada. 14. bölüm yani sessizliğe girmeden önceki son bölümüm bugüne kadar yaptığım en iyi işlerden biriydi. O bölüm tuttu. Karşılık buldu. Ve ben tam o noktada durdum. Yani işin çalıştığı anda elimi çektim.

2023'de 6 bölüm. 2023'te 6 bölüm. 2024'te 6 bölüm. Sonra 2025'te tam 45 bölüm. 2026'da da şu ana kadar 28 bölüm kaydını sizlerle paylaştım. Toparlayalım.

Biraz sayılar karıştırmış olabilir kafanızı ama toparlayacak olursam ilk 5 yılda 26 bölüm yapmışım. Son 20 ayda ise 73 bölüm yapmışım. Tekrardan sahalara gelmişim arkadaşlar. Yani bu podcast 7 yaşında ama gerçekte aslında 20 aylık. Bölümlerin %73'ü son 20 ayda çıkmış diyebilirim arkadaşlar. İşte 100 bölümün bana öğrettiği en pahalı ders bu.

Ve listenin içinde bile değil. Çünkü bu bir tahmin değil, bu bir davranış. Adı da tutarlılık. Tutarlılık yetenekten önce gelir. En iyi bölümümü yaptım ve durdum. Eğer 2021'de durmasaydım, bugün 100 bölümde değil çok daha ilerideydik.

Ama olsun, kaldığımız yerden tüm hızıyla devam ettim. Size bir rakam daha vermek istiyorum. 99 bölümün toplam süresi 25,5 saat. Bu bölümlerde 200.000 kelime konuşmuşum. Üşenmedim, tek tek analizledim. Yapay zekaya hepsini analizlettim.

Ve 200.000 kelime orta boy 2 tane roman ediyor arkadaşlar. Şimdi buna bakıp iyiymiş diyebilirsiniz. Ama ben buna bakınca başka bir şey görüyorum. 2 roman kadar konuşmuşum. Ve bu konuşmanın büyük bölümünü tek seferlik dinleyen insanlara yapmışım. Gelen bir bölüm dinliyor sonra kayboluyor.

Bu benim en büyük problemim ve size bunu saklamıyorum arkadaşlar. Ve bu bölüm bir bakıma aslında o sorunun cevabı diyebilirim. Çünkü insanlar hep aynı şeyi söyleyen kaynağı takip etmezler. Kendi hatasını söyleyen kaynağı takip ederler. Bakın ben 7 yıl boyunca sadece bildiklerimi anlattım. Bugün ise ilk kez bilmediklerimi anlatıyorum.

Hadi şimdi 9 derse geçelim ve bölüme başlayalım. Ders 1. Yanıldım. Doğru trend. Yanlış oyuncu. Bakın açılışta okuduğum cümleye geri dönelim. İkinci bölümde 2019'da ne demiştim? Edecekse ben ücretli olacağına inanıyorum. Adblocker'ın demiştim.

Ama ileride Adblocker uygulamaları gerçekten çok ciddi anlamda güzel paralar kazanacaktır diye tahmin ediyorum gibi bir cümle kurmuştum. Şimdi bu tahmini neden yaptığımı hatırlayalım. Bakın o dönem reklam engelleyici kullanımı patlıyordu arkadaşlar. Hatırlayın hepimizin bilgisayarında telefonunda ne vardı? Adblocker vardı. Reklam engelleyici.

Herkes reklamdan kaçıyordu. Ben de dedim ki, ulan madem insanlar reklamsızlık istiyorlar, bu isteği karşılayan araçlar gerçekten ciddi para kazanacak demişim. Bakın mantık doğru ama sonuç yanlış. Çünkü şunu hesaba katmamışım. Reklamsızlığı satacak en güçlü konumda olan taraf. Reklamı gösteren tarafın kendisiydi.

Yani YouTube. YouTube ne yaptı? Kendi reklamını kaldırmak için sizden para aldı. Sonra Spotify aynısını yaptı. Sosyal medya platformları aynısını yaptı. Yani reklamı koyan da o, kaldırmanın parasını alan da o.

Adblocker şirketleri bu maçta seyirci kaldı. Buradan çıkan ders şuydu arkadaşlar ve bu ders benim için bir anlam ifade ediyor. Bunu her trend tahmininde kullanın. Bakın bir trendi doğru görmek, o trendden kimin kazanacağını bilmek değildir. Yeni bir ihtiyaç ortaya çıktığında o ihtiyacı ilk karşılayan genelde yeni bir şirket olmuyor. Zaten dağıtım kanalını elinde tutan oyuncu oluyor.

Bunu bugün yapay zekada biri bir yaşıyoruz. Bakın yapay zeka ajansları bitirecek diyenler var. Ama panele yapay zekayı koyan Google'ın kendisi. Yani reklamı otomatikleştiren de Meta'nın kendisi. Yani yeni ihtiyacı kanalı elinde tutan karşılar. Bunu 7 yıl önce bilmiyordum.

Ama şimdi biliyorum ve bunu sizinle paylaşıyorum. Bu hatanın adı var aslında. Bakın. Değer zincirinde yanlış halkaya oynamak. Altına hücum döneminde en çok parayı altın arayanlar kazanmadı. Onlara kürek ve kot pantolon satanlar kazandı.

Bu hikayeyi herkes bilir. Ama dikkat edin hikayenin ikinci yarısı anlatılmıyor. Kürek satanlar da bir süre sonra küreyi zaten dağıtan büyük mağazalara yenildiler. Yani kürek satmak da yetmiyor. Kürek dağıtan kanal olmak gerekiyor. Peki bunu nasıl fark edersiniz?

Bakın bir trend gördüğünüzde kendinize şu soruyu mutlaka sorun. Bu ihtiyacı karşılamak için gereken dağıtın kanalı kimde? Yani müşteriye ulaşan boru kimin elinde? Bu çok önemli. Cevap büyük bir oyuncuysa kazanan o oluyor. Cevap henüz kimsede yok ise orada yeni bir şirket doğabilir.

2019'da ben bu soruyu sormadım. Sorsaydım cevabı bulurdum. Reklamı gösterende derdim. Kaldırma yetkisi olandı çünkü aynı taraftı. Ve bakın bu kural sadece teknoloji için geçerli değil. Kendi işiniz için de geçerli.

Yeni bir hizmet fikri bulunuz diyelim. Sorun. O hizmeti müşteriye ulaştıracak kanal kimde? Kanal sizde değilse fikri sizden önce kanal sahibi uygular. Bu bizim ders birimizdi. Ders 2.

Tuttu. Yapay zeka reklamı insandan iyi optimize etti. 7. Bölüm. Şubat 2020. Yine kendi cümlem bakın. Çok güzel feedbackler yok ama ben inanıyorum ki ileride bence insandan daha iyi bir şekilde optimize edebilecek AI reklam kampanyalarını demişim.

Bakın burada çok güzel feedbackler yok demişim. Yani o gün elimde kanıt yoktu. Sonuçlar kötüydü. Buna rağmen olacağını söyledim. Ve oldu. Bugün Pmax dediğimiz yani Performance Max dediğimiz Google tarafında kullandığımız kampanya türü ya da Advantage Plus dediğimiz Meta tarafında kullandığımız kampanya türleri var.

Bakın bugün bir kampanyada hedef kitleyi elle daraltmaya kalktığınızda sistem çoğu zaman sizden daha iyi sonuç veriyor. Bugün ben kitle seçeceğim demek çoğu vakada performansı düşüren bir tercih haline geldi diyebilirim. Peki bu tahmin neden tuttu? Çünkü teknolojinin o anki performansına değil yönüne bakmış. 2020'de yapay zeka optimizasyonu kötüydü. Bakın bu doğru.

Ama kötü olması ile yanlış yön olması aynı şey değil. İşte ders bu. Yeni bir teknolojiyi değerlendirirken bugünkü sonucuna bakmayın. İyileşme hızına bakın. Kötü ama her ay düzeliyorsa o yön doğrudur. İyi ama iki yıldır aynıysa orada bir tavan vardır.

Yani bugün yapay zeka araçlarına bakarken de şu soruyu mutlaka sorun. Bu araç 6 ay önce ne kadar kötüydü? Cevap çok daha kötüydü ise 6 ay sonrasına göre plan yapın. Bugüne göre değil. Ama burada hepinize bir uyarı yapmak istiyorum. Bakın çünkü bu tahmin tuttu diye her şeyi makineye bırakın demiyorum.

Yapay zeka optimizasyonu insandan iyi hale geldiği doğru. Ama neyi optimize edeceğine hala bizler karar veriyoruz. Yanlış hedefi mükemmel optimize eden bir sistem, doğru hedefi kötü optimize eden insandan çok daha fazla para yakar. Bugün ajans olarak gördüğümüz en pahalı hata bu bence. Marka sisteme satış getir diyor. Sistem en ucuz satışı getiriyor.

Ve 6 ay sonra marka sadece indirim avcısı müşteriye sahip oluyor. Rakam güzel, müşteri kalitesi çöp. Makine iyi kürek çekiyor. Rotayı siz vereceksiniz arkadaşlar. Şimdi bunu bu hafta nasıl kullanacaksınız? Somut olarak söyleyeyim.

Bakın elinizde bugün beğenmediğiniz bir yapay zeka aracı var. Çıktısı yeterince iyi olmayabilir. Ve siz de bıraktınız diyelim. O aracın 6 ay önceki halini mutlaka hatırlayın. Hatırlamıyorsanız eski bir çıktığınızı açın ve bakın. Eğer aradaki farkı gözle görülür seviyedeyse o aracı bırakmayın.

Sadece henüz sıra gelmemiş demektir bu. Ama 6 aydır aynı yerde sayıyorsa orası tavan. Vaktinizi başka yere verin. Ben bunu ekipte bir kural haline getirdim arkadaşlar. Bakın bir aracı elemeden önce 3 aylık geçmişine bakıyorum. Yön yukarıysa bekliyoruz.

Düzse eliyoruz. Bakın bu tek kural bize çok vakit kazandırdı. Ders 3. Yanıldım. Metaverse mağazaları. Bakın şimdi gelelim. Yeni gerçekten rahatsız eden tahminime gelelim.

33. bölüm Mart 2025. Şunu söylemişim. Özellikle Metaverse mağazaları, kripto parayla ödeme sistemleri ve hızlandırılmış teslimat modelleriyle geleceğin e-ticareti enteresan bir yere doğru gidiyor demişim. Metaverse mağazalarından bahsetmişim. Bakın bunu Mart 2025'te söylemişim arkadaşlar. Metaverse balonunun çoktan söndüğü bir dönemde.

Ve işin en can sıkıcı kısmı şu. Aynı yılın Eylül ayında 56. bölümde ben kendi ağzımla şunu dedim. Metaverse duyulmuyor bile. 6 ay. Aradan sadece 6 ay geçmiş. Mart'ta geleceğin e-ticareti demişim.

Eylül'de ise duyulmuyor bile demişim. Peki Mart'ta ne olmuştu da ben bunu öyle söyledim? Aslında hiçbir şey. Ben o gün sektörün ezberini tekrarladım arkadaşlar sizlere. Herkes yıllardır o cümleyi kuruyordu. Ben de kurdum.

Kontrol etmedim. Rakama bakmadım. Sadece kalabalığın söylediğini kendi sesimle sizlere söyledim. Buradaki ders neydi? Bir teknolojinin adı bir cümlede geçiyor diye o teknoloji hayatta değildir. Yaşayıp yaşamadığını anlamanın tek yolu var.

O da para akıyor mu? Kullanıcı var mı? Tekrar geliyor mu? Metaverse mağazalarında bu üçünde hiçbiri yoktu. Ben sormadım. Tekrarladım.

Ve şunu da net bir şekilde söylemek istiyorum. Ezber tekrarlamak yanlış tahmin yapmaktan daha kötüdür. Çünkü yanlış tahmin de en azından kendi kafanla düşünmüşsündür. Peki pratikte ne yapacağız? Bir teknolojiyi değerlendirirken mutlaka 3 soru soracağız. Üçüne de evet diyemiyorsanız o teknolojiyi anlatmayın.

1- Bu teknolojiyle bugün para kazanan somut bir şirket var mı adını sayabiliyor musunuz? 2- Kullanan insan sayısı artıyor mu yoksa duyulan haber sayısı mı artıyor? Bu ikisi çok farklı şeyler ve sürekli karıştırılıyor. Bakın. 3- Kullananlar geri geliyor mu? Bir kere deneyip bırakılan her teknoloji gösteri aşamasındadır.

Metaverse mağazalarında üçünün de cevabı hayırdır. Ben sormadan konuştum. Şimdi aynı testi bugünün moda konularına uygulayın. Bugün de herkesin ağzında olan ama bu 3 soruyu geçemeyen en az 2 konu var. Bunları bulun. Ders 4.

Tuttu. TikTok'u ciddiye alın. Bakın 15. Bölüm. Kasım 2023. 33 aylık sessizlikten sonra döndüğüm bölüm.

O yüzden sanırım orta vade ve uzun vade plan yapabilmek açısından bence de başta e-ticaret siteleri olmak üzere markaların TikTok'u bugün değerlendirmeye başlaması çok akıllıca olacaktır demişim. Bugün TikTok üzerinde yapılan satış hacmini konuşuyoruz. Bakın sadece içerik değil, doğrudan insanların ürünü keşfettiği yer, arama motoru değil, akış oldu. Bu tahmin neden tuttu? Çünkü mecranın kendisine değil, kullanıcı davranışına bakmışım. TikTok'u büyüyor dememişim.

İnsanlar orada vakit geçiriyor. Satış oraya gider demişim. Bakın bu ayrım çok kritik. Bir platformun büyümesi geçicidir. Ama bir davranışın yer değiştirmesi kalıcıdır. İnsanların ürünü keşfetme davranışı Google'dan akışa taşındı.

TikTok o davranışın adresi oldu. Yarın TikTok kapansa davranış geri gelmiyor. Sadece başka bir adrese taşınıyor. Bu yüzden platform takip etmeyin arkadaşlar. Bakın insanların davranışlarını takip edin. Platformlar ölür, davranış kalır.

Ve siz davranışın peşinden giderseniz hangi platformun kazandığını tahmin etmek zorunda kalmazsınız. Şunu da eklemek istiyorum. Ben o gün TikTok'a hemen girin demedim. Değerlendirmeye başlayın dedim. Ve bunun arasındaki fark gerçekten çok kritik. Çünkü her yeni kanala ilk giren kazanmıyor.

İlk anlayan kazanıyor. Türkiye'de o dönem TikTok'a atlayıp Instagram içeriğin olduğu gibi oraya yükleyen çok marka oldu. Ama bunların hiçbiri başarılı olamadı. Tutanlar, mecranın dilini öğrenmek için vakit ayıranlar oldu. Yeni bir kanalda kazanmanın şartı erken olmak değil. O kanalın kendi dilini konuşabilmektir.

Aynı içeriği her yere basmak hiçbirinde çalışmıyor. Bunu kendi işinize nasıl uygularsınız? Bence bunu bir düşünün. Oturun ve müşterinizin son bir yılda değiştirdiği bir davranışı yazın. Nerede arıyordu? Şimdi nerede arıyor?

Kimden tavsiye alıyordu? Şimdi kimden alıyor? Nasıl ödüyordu? Şimdi nasıl ödüyor? Sonra sorun. Ben hala eski davranışa mı yatırım yapıyorum?

Bakın çoğu marka burada takılıyor arkadaşlar. Bütçenin %80'i müşterinin 3 yıl önce bulunduğu yerde duruyor. Çünkü o kanalda geçmiş veri var. Rapor güzel görünüyor. Ama o rapor geçmişin raporu. Davranış taşındıysa bütçede taşınacaktır.

Rahatsız edişi olması çok normal. Rahat gelen tek şey dünkü kanalda kalmaktır. O yüzden kullanıcıların yani müşterilerinizin davranışlarını mutlaka takip ediyoruz. Ders 5. Yanıldım. 3. parti çerezler.

Bu bölümdeki en utandığım ders bu diyebilirim. Bakın 56. bölüm Eylül 2025. 3. parti çerezlerin tamamen tarihe karışması olacak. Özellikle Google Chrome'daki çerez desteğinin tamamen kaldırılmasıyla birlikte. Şimdi bakın Google Chrome'da 3. parti çerezleri kaldırma planından Temmuz 2024'te vazgeçini duyurdu. Sonra 2025'te bu kararı bir kez daha teyit etti.

Çerezler duruyor dedi. Ben bu bölümü Eylül 2025'te yayınladım. Yani Google'ın vazgeçtiğini açıklamasından 14 ay sonra. Bakın 14 ay. Bu bir tahmin hatası değil arkadaşlar. Bu bir kontrol hatası.

Ben geleceği yanlış okumadım. Ben bugünü okumadım. Sektörde o kadar çok insan yıllarca çerezsiz dünya dedi ki o cümle bir gerçek gibi yerleşti. Sunumlara girdi, ajans tekliflerine girdi ve kaynağa dönüp bakan kimse olmadı. Derste şuydu ve ben bunu bir kural olarak yazdım. Siz de bunu mutlaka bir kural olarak yazın.

Herkesin bildiği şey en son kontrol edilen şeydir. Yani sektörde en tehlikeli bilgi yanlış bilgi değildir. Bir zamanlar doğru olan ve kimsenin güncellemediği bilgidir. Çünkü yanlış bilgiyi sorgularsınız. Eskimiş bir bilgiyi sorgulamazsınız. Şu an sizin de ajansınızın sunumunda, kendi stratejinizde hala doğru sandığınız ama 3 yıl önce değişmiş bir şey varsa sıkıntı vardır orada.

Yani bu bölümü bitirince bunlardan bir tanesini bulun ve kontrol edin derim ben. Bakın bu hatanın maliyeti sadece benim itibarım değil. Düşünün o dönem Türkiye'de kaç marka çerezsiz dünyaya hazırlanıyoruz dedi ve buna bütçe ayırdı. Kaç ajans bunun üzerine hizmet sattı. Doğru olmayan bir varsayım üzerine kurulan bir strateji yanlış olduğu ortaya çıkana kadar çalışıyor gibi görünür arkadaşlar. Sonra da kimse biz baştan yanlış varsaymışız demez piyasa değişti der.

Ben bunun için size çok basit bir alışkanlık öneriyorum. Bakın ayda bir gün ayırın. Bir saat yeter. Stratejinizde herkes böyle yapıyor diye durduğunuz 3 maddeyi seçin ve sadece o 3'ünü kaynağından kontrol edin. Kaynak ne demek? Google'ın kendi blogu ya da meta'nın kendi duyurusu.

Yani platformun kendi dökümanı ya da bugün yapay zekaların kaynakları. Sektör haberi değil, sunum değil, LinkedIn paylaşımı hiç değil. Bunu yaptığınızda ilk seferde en az bir tanesinin değişmiş olduğunu görebilirsiniz. Bakın söz veriyorum. Ben bu alışkanlığı çerez olayından sonra edindim arkadaşlar ve edindiğim ilk ayda da 3 maddemden ikisinin eskimiş olduğunu gördüm. Yani sektörde 14 ay geriden gelmek kimseye özel bir durum değil.

Kontrol etmeyen herkesin varsayılan hali bu. Ders 6 tuttu. WhatsApp reklam alacak. Yine 15. bölüm Kasım'ım 2023. Bakın şöyle demişim. Belki yeniden pazarlama stratejilerini kullanırken ileride bence WhatsApp reklamları da buna dahil olacak demişim.

Meta, WhatsApp'ın güncellemeler sekmesinde reklam göstereceğini 2025 yılında duyurdu arkadaşlar. Bu tahmin neden tuttu? Çünkü teknolojiye değil ekonomiye bakmışım. Şu basit soruyu sormuşum. Milyarlarca insanın her gün açtığı bir uygulamayı bir reklam şirketi satın alırsa sonunda ne olur? Cevap aslında belliydi.

Bakın bu tahmin yapmanın en kolay ve en güvenilir yolu. Şirketin gelir modeline bakın. Bir reklam şirketi ne satın alırsa alsın sonunda oraya gider reklamı yerleştirir. Bir abonelik şirketi ne alırsa alsın sonunda aboneliğe bağlar. Ya da bir donanım şirketi ne alırsa alsın sonunda cihaz satar. Ürün yol değiştirir, gelir modeli değiştirmez.

Bugün elinizde hangi ücretsiz araç varsa sahibinin gelir modeline bakın. O aracın 3 yıl sonra nereye evrileceğini tahmin etmeniz için başka bir veriye ihtiyacınız yok arkadaşlar. Bir de şu var. Ben WhatsApp reklam alacak dediğimde bunu bir fırsat olarak söylemiştim. Bugün baktığımda o kadar emin değilim. Çünkü insanın en özel alanına reklam koymak kısa vadede kazandırır, uzun vadede alandan kaçırır.

Ve mesajlaşma insanların reklamsız kalan son yeriydi arkadaşlar. Yani tahmin tuttu ama sonucun iyi olduğunu söylemiyorum. Bu ikisini karıştırmayalım. Bir şeyin olacağını doğru tahmin etmek o şeyin iyi olduğunu söylemek değildir. Bakın bu kuralı bugün elinizdeki araçlara uygulayın. Ücretsiz kullandığınız her aracın karşısına sahibinin nasıl para kazandığını yazın.

Reklamla kazanıyorsa o araca er ya da geç reklam gelir, verinizi de kullanır. Buna göre kendinizi ve akışınızı, işinizi planlayın. Abonelikle para kazanıyorsa o işletme, ücretsiz katman zamanla daralır. Ve en çok kullandığınız özellik ücret diye taşınır. Donanımla kazanıyorsa yazılım cihazı satmak için var. Cihaz nesli değişince yazılım desteği de biter.

Bakın bu üç cümle üzerine bir strateji kurabilecek kadar sağlam. Ve hiçbir haber okumanıza gerek yok. Sadece gelir modeline bakıyorsunuz. Ben bugün bir araca bağımlı hale gelmeden önce sadece bu soruyu soruyorum. Bu şirket param olmadan nasıl kazanıyor? Cevabı beğenmezsem o araca kritik iş bağlamıyorum.

Ders 7. Yanıldım. AR ve VR pazarlaması. Yani Augmented Reality ve Virtual Reality. Arttırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik. 74. bölüm Ocak 2026. AR ve VR tarafı çok popüler değil.

Ama bunlar popüler olacak demişim. Dubai'ye gitmene gerek kalmayacak artık. 8 ay geçti popüler olmadı. Gözlük tarafında beklenen sıçrama gelmedi. Markaların AR kampanyaları yani Augmented Reality kampanyaları vitrin projesi olmaktan çıkmadı. Ve müşteri otel odasına hala fotoğrafla bakarak seçiyor arkadaşlar.

Şimdi burada size şunu da söylemek istiyorum. Bakın bu bölümün en dürüst kısmı şu. O bölüm bugüne kadar yaptığım en az ilgi gören bölümlerden biri oldu. Yani ben o bölüme heyecanını anlatırken siz zaten o bölümle ilgilenmiyordunuz bile. Sizler benden önce anladınız. Ve benim buradan çıkardığım derse tam olarak şuydu arkadaşlar.

Kendi verinizi mutlaka okuyun. Bir konu size heyecan veriyor ama kitlenize vermiyorsa kitleniz haklı olabilir. Çünkü siz o konuyu okuyarak seviyor olabilirsiniz. Ama onlar o konuyu kullanmadıkları için sevmiyorlardır. Ve pazarlamada kullanmayan taraf her zaman doğru bilir. Bir teknoloji için yakında popüler olacak cümlesini kuruyorsanız kendinize tek soru sorun.

Ben bunu kendi hayatımda kullanıyor muyum? Cevap hayırsa o cümleyi kurmayın. Bakın ben o gün eğer gözlük kullanmıyordum. Yine de o cümleyi kurdum. Şunu da netleştirmek istiyorum. AR ve VR ölü demiyorum.

Sanayide, eğitimde, sağlıkta ciddi işler yapılıyor. Bunu herkes biliyor. Ama benim yanıldığım nokta pazarlama tarafıydı. Ben tüketicinin gözlük takıp alışveriş yapacağını söyledim. Tüketici gözlük takmadı. Çünkü tüketici için mevcut yöntem yeterince iyiydi.

İşte gözden kaçan kural buydu arkadaşlar. Yeni teknoloji eskisi yeterince iyi. Olduğu yerde kazanamıyor. Ancak eskisinin gerçekten acıttığı yerde kazanıyor. Fotoğrafa bakarak otel seçmek kimseyi acıtmıyordu. Bu dersin uygulaması çok basit ama çok az kişi yapıyor.

Nedir bu? Kendi içeriklerinizin, kendi kampanyalarınızın performans listesini açın. En kötü beşine bakın. Şimdi sorun. Bunların ortak yanı nedir? Çoğu zaman ortak yan şudur.

O beş içerik sizin ilgi alanınızdı, müşterinizin değil. Ben bunu yaptım ve gördüm ki en kötü performanslı bölümlerin çoğu benim heyecanlandığım ama kitlemin işine yaramayan konular oldu. Bu acı verici bir liste arkadaşlar. Çünkü o konular genelde benim en çok emek verdiğim konulardı. Ama emek alaka demek değildir. Ve bir şey daha söylemek istiyorum.

Kitleniz size bunu söylemez. Yani kimse gelip bu konu bizi ilgilendirmiyor demez. Sadece dinlemez, izlemez, tıklamaz. Sessizlik de bir geri bildirimdir ve en dürüst olanıdır. Ders 8 tuttu uydu interneti. Bakın 9. bölüm 2020.

Bayağı önce ya. 5,5 yıl önce. İşte bu uydular bizim bundan 10 yıl sonra tahmin ediyorum ki 10 ya da 5 yıl sonraki internetimiz olacak demişim. Bakın bugün binlerce uydu yörüngede milyonlarca abone var. Gemide, uçakta, dağ başında artık internet var doğrudan telefona bağlantı çalışmaya başladı. Tam isabet mi?

Hayır. Bizim internetimiz olacak demişim. Şehirde yaşayan çoğu insan için olmadı. Fiber hala daha ucuz ve daha hızlı. Ama işte burada ikinci bir ders var ve bu bence en değerlisi. Bir tahmin %100 tutmayabilir ama yine de doğru yatırımdır.

Ben o gün uydu interneti önemli bir katman olacak deseydim tam isabet olurdu. Bizim internetimiz uydu aracılığı olacak dediğim için biraz abartmış oldum. Ama ben yine de çok yakın bir tarihte evlerimizdeki internetinde tabii uydu interneti olacağını düşünüyorum. Yani hata yönde değil tamamen ölçekteydi. Yeni teknoloji genelde eskisini öldürmüyor, onu daha küçük ve daha pahalı bir niş haline getiriyor diyebiliriz. Yapay zeka için de bunu aklınızda mutlaka tutun.

Meslekleri bitirmeyecek, onları daha küçük ve daha nitelikli hale getirecek. Ben en azından öyle düşünüyorum. Ve bir şey daha var. Bu tahminin bana öğrettiği asıl şey tarih verme. Bakın ben 10 yıl sonra ya da 5 yıl sonra demişim, 2 ayrı sayı söylemişim çünkü emin değilim, emin olmadığım şeye sayı koymuşum. Teknolojinin tahmininde yön belli olur, takvim olmaz.

Yani yönü söyleyin, tarihi söylemeyin. Tarih veren herkes yanılıyor çünkü sadece bazıları unutuluyor. Bunu bugün yapay zeka konuşmalarında mutlaka kullanın. Yani birisi yapay zeka şu mesleği bitirecek dediğinde şu soruyu sorun. Bitirecek mi yoksa küçültecek mi? Fark çok büyük.

Bitiyorsa o alandan çıkarsınız, küçülüyorsa tam tersine kalanlar daha değerli olur. Fotoğrafçılık bitmedi, herkesin telefonunda kamera var ama iyi fotoğrafçı daha pahalı. Çeviri bitmedi ama makine çevresini düzelten insan daha nitelikli iş yapıyor. Yapay zeka ortalamayı ücretsiz hale getiriyor. Ortalamanın üstüne değil. Yani sizin işinizde soru şu olmalı.

Ben ortalamayı mı satıyorum yoksa ortalamanın üstünü mü satıyorum? Ortalamayı satıyorsam gerçekten tehlikedeyim. Ama çözüm mesleği bırakmak değil, ortalamanın üstüne çıkmak. Bu ders 9 tuttu, sistem kuran kazanır. Bakın son ders ve bu bugün burada oturuyor olmamın sebebi aslında. 36. bölüm Mart 2025.

Yapay zeka ajanslarının giderek daha fazla sektöre yayılmasıyla insan müdahalesini minimuma indiren çözümler bence hayatımızın bir parçası olacak. Bakın 72. bölüm Ocak 2026. En değerli pazarlamacılar en iyi reklam metinlerini yazanlar değil, en iyi sistemi kuranlar olacak demişim. Bu ikisi de tuttu. Tutmaya da devam ediyor. Çünkü bugün bir kişi 3 yıl önce 5 kişilik ekibin yaptığı işi rahatlıkla yapabiliyor.

Fark yetenekli değil, fark kurduğu sistemde. Metin yazan biri artık iyi metin yazarıyla yarışmıyor. Metin üreten sistemi kurmuş biriyle yarışıyor. Ve o yarışı tek tek metin yazarak kazanamıyorsunuz. Şunu net bir şekilde söylemek istiyorum. Yapay zekayı bana şu metni yaz diye kullanıyorsanız hesap makinesi olarak kullanıyorsunuz demektir.

Hesap makinesi kimseyi zengin etmedi arkadaşlar. Bunu unutmayın. Sistem şu demek. Veri nereden giriyor? Hangi aşamadan geçiyor? Bu veriyi kim kontrol ediyor?

Ve bu verinin çıktısı nereye gidiyor? Ve bu döngü siz uyurken de çalışıyor mu? Bu dokuzuncu ders aslında diğer sekizinin toplamı. Çünkü tahmin yapmak da bir sistemdir. Kaynağa bakmak da bir sistemdir. Kendi verinizi okumak da bir sistemdir.

Ezberi kontrol etmek de bir sistemdir. Ben bu yüz bölümde tahmin yapmayı değil, tahminimi nasıl kontrol edeceğimi öğrendim diyebilirim. Ve şunu söylemek istiyorum. Bu bölümün başında dürüstlük sözü verdim ve bu dersi bilmek yetmiyor. Ben bunu 36. bölümde söyledim. Mart 2025'te.

Ama kendi podcast'ımda sistem kurmam bir yıl daha aldı. Bilmek ile uygulamak arasındaki mesafe, bilmemek ile bilmek arasındaki mesafeden uzun arkadaşlar. Bunu da yüz bölümde öğrendim. Sistem kurmaya nereden başlanır? Somut olarak söylemek istiyorum. Bu hafta yaptığınız işlerden birini seçin.

Tekrar eden, sıkıcı, her hafta aynı olan bir iş. Mesela rapor hazırlamak olabilir, içerik planlamak olabilir, teklif çıkarmak olabilir. O işi adım adım yazın. Sadece yazın. Bakın otomatikleştirmeyin. Kaç adım olduğunu görün.

Sonra her adımın yanına şunu yazın. Bu adımda karar veriyor muyum yoksa sadece taşıyor muyum? Taşıdığınız adımlar sisteme gider. Karar verdiğiniz adımlar sizde kalır. İnsanların çoğu bu ayrımı yapmadan otomasyona giriyor ve karar adımlarını da makineye veriyor. Sonuç hızlı ama yanlış.

Doğru sıra şu. Önce taşıma adımlarını devret, karar adımlarını daha iyi hale getirmek için kazandığın vakti kullan. Ben 100 bölümde bunu öğrendim. İlk yıllarda her şeyi kendim yapıyordum ve 6 ayda bir duruyordum. Şimdi taşıma işini sisteme yaptırıyorum ve ben sadece ne anlatacağıma karar veriyorum. Ve tam da bu yüzden son 20 ayda arkadaşlar önceki 5 yılın 3 katı bölüm yayınladım.

Şimdi bir dakika durup geriye bakmak istiyorum. Bakın 9 dersi de anlattım size. 4'ü bunlardan. Hataydı, 5'i de isabetimde. Ama ben bunları hazırlarken bir şeye fark ettim. Bunu sizinle paylaşmak istiyorum.

Tuttuğum 5 tahminin hepsinde ortak bir şey var. Hiçbirinde teknolojinin kendisine bakmamışım. TikTok tahminimde insan davranışına bakmışım. WhatsApp tahminimde şirketin gelir modeline bakmışım. Yapay zeka tahminimde iyileşme hızına bakmışım. Uydu tahminimde ise fiziksel bir ihtiyaca bakmışım.

Sistem tahminimde ise iş yapma biçimine bakmışım. 5'inde de teknolojinin ne yaptığına değil, insanın ne yaptığına bakmışım aslında. Şimdi yanıldığım 4'üne bakalım. Bakın, Metaverse, teknolojinin adına bakmışım. AR ve VR, cihazın yapabildiğine bakmışım. Çerezler, sektörün ne konuştuğuna bakmışım.

Adblocker, aracın kendisine bakmışım. 4'ünde de gözüm teknolojideydi, insanda değil. İşte bütün mesele aslında bu arkadaşlar. Teknolojiye bakan tahmin yanılıyor. İnsana bakan tahmin ise tutuyor. Çünkü teknoloji her yıl değişiyor.

İnsanın ise ne istediği değişmiyor. İnsan kolaylık istiyor. Statü istiyor. Güven istiyor. Vakit kazanmak istiyor. Yalnız kalmamak istiyor.

Bu liste bin yıldır aynı. Yeni bir teknoloji çıktığında da sorulacak soru şu. Bu ne yapabiliyor değil. Bu insanın zaten istediği hangi şeyi daha ucuz hale getiriyor olmalı bence. Cevap yoksa o teknoloji bir gösteridir. Cevap varsa cihaz kötü olsa bile o yön doğrudur.

Bu tek cümleyi 100 bölümde öğrendim ve size 9 ders anlatmamın sebebi buydu. Aslında tek bir ders var baktığınızda 9 farklı yerden geliyor diyebilirim bunlar için. Şimdi geldik bugünün asıl haberine. Bakın bu podcast 2019'da Türkiye'de dijital pazarlama adıyla başladı. Bu yılın Mayıs ayında da adını filtresiz dijital yaptım. Ve bugün 100. bölümde 3. ve muhtemelen son kez değiştiriyorum.

Çünkü ben bu bölümün ve bana katkısının çok olduğunu düşünüyorum. Ve bu podcast'imin ya da videocast'imin bundan sonra adının Faruk Toprak ile yapay zeka ve teknoloji olacağını sizlerle paylaşıyorum. Neden değiştiriyorum? Bakın açık açık anlatayım. Çünkü size doğru gerçek veriyi vermezsem bu sadece bir logo değişikliği olur. Birinci sebep şu ve bu bölümün kendi kanıtı yani bugün size anlattığım 9 dersin neredeyse hepsi yapay zeka ile ilgiliydi. Reklamın nasıl optimize edileceği, hangi sistemin kurulacağı, hangi işin küçüleceği.

Ben yıllardır dijital pazarlama anlatıyorum sanıyorum ama son 2 yıldır anlattığım şey teknolojinin kendisi. Adı yanlıştı. İçeriği değil. İkinci sebep daha pratik. Instagram'da, YouTube'da, TikTok'ta her yerde farklı bir isim yönetmek çok zor. Ben Faruk Toprak'ım, insanlar bana geliyor. Fitresiz dijitale ya da Türkiye'de dijital pazarlamaya gelmiyor.

O yüzden hepsinin tek isim altında toplanması benim için daha mantıklıydı. Yani beni bir yerde bulan diğer her yerde de kolaylıkla bulabilir. Ve şunu söylemek istiyorum. Bu bölümün konusu dürüstlüktü. Yani Mayıs ayında da adı değiştirdiğimde o bölüm ortalamanın belirgin şeklinde altında kaldı. Yani isim değişikliği duyurusu insanların umurunda değil.

Haklılar da. Bu yüzden bugün size sadece adım değişti demiyorum. Neyi neden öğrendiğimi anlatıp ondan sonra söylüyorum. Üçüncü bir sebep daha var ve bunu söylemem lazım. Dijital pazarlama artık bir sektör adı değil. Bir alt başlık arkadaşlar.

Bundan 6 yıl önce dijital pazarlama demek, reklam paneli demekti, sosyal medya demekti. Bugün bir e-ticaret markasının başarısını belirleyen şey demekti. Ama artık o belirleyen şey hangi panelde ne yaptığı değil, hangi sistemi kurduğunu, veriyi nasıl işlediğini, hangi işi otomatikleştirdiği ile ilgili. Yani konu pazarlamanın içinden çıktı. Teknolojinin içine girdi. Ben 6 yıldır pazarlama anlattığımı sanarak sizlere aslında teknoloji anlatıyordum.

Ve dördüncü sebep, en kişisel olanı. Ben Joy Cake'i yönetiyorum arkadaşlar. Ajans işi yapıyorum. Ama insanlar Joy Cake'i aramıyor, beni arıyor. Bunu rakamlarla görüyorum. Bakın marka adına gelen ile bana gelen arasında ciddi bir fark var.

Potansiyel müşteri üzerinden. O yüzden artık savaşmayı bıraktım. İnsanlar bir isme güveniyorsa o ismin arkasında durursunuz. Kendi adınızı marka yapmak zayıflık değildir bence. Gerçeği kabul etmektir. İsim içeriğin peşinden gelir.

Tersi mümkün değil. Bundan sonra ne olacağını da biraz anlatmak istiyorum. Bakın 3 şey değişiyor. Birincisi sıklık. Şu ana kadar haftada 1 yayındaydım. Bundan sonra bu sayıları arttırmayı düşünüyorum ama

Spotify tarafında yani videocast tarafında haftada 1'e devam. Sadece bölümlerin süresini uzatacağım. YouTube'da belki haftada 2, belki 3. Daha sıkı paylaşımlar yapacağım orada. Kurgusuz, süslemesiz, doğrudan konuya, yukarıda anlattığım tutarlılık dersi üzerine kendim bunları uygulayacağım. İkincisi artık video.

Artık şu anda videodayız. Bu bölümü izliyorsanız zaten görüyorsunuz. Artık her bölüm kamera karşısında ses için gelenler ses tarafında kalabilir. Hiçbir şey kaybetmez. Ama orada bir video seçeneği de olacak. Videolu haline de bunu izleyebilir ve dinleyebilirsiniz.

2 platform, 2 ayrı yükleme yapacağım. Yani Spotify'a ayrı yükleyeceğim. YouTube'a ayrı yükleyeceğim. YouTube'da da Faruk Toprak olarak bulabilirsiniz beni. Şimdiye kadar tek kaynaktan aktarım yapıyordum sizlere ve Spotify'a yüklediğimde video kalitesi düşüyordu. Ama artık her platform kendi hakkını alacak diyebilirim.

Ve dördüncüsü. Bunu da söyleyeyim arkadaşlar. Kısalık, arşivime baktığımda bölüm süresiyle ilgili arasında hiçbir ilişki olmadığını gördüm. 10 dakikalık bölümde, 40 dakikalık bölümde aynı karşılığı veriyordu. Bu şu demek, uzun anlatmanın hiçbir ödülü yok. O yüzden konu ne kadar sürüyorsa o kadar sürecek.

Yani doldurma yapmayacağım, kısaltmak için de kesmeyeceğim. Bugünkü bölüm 35 dakika civarında. Çünkü 100 bölümü anlatıyorum size. Önümüzdeki hafta bu süreleri bir tık daha kısaltacağım. Konular ne olacak? Yapay zekanın işinizde gerçekten ne değiştirdiği olacak?

Ya da hangi aracın ne işe yaradı olacak? Ya da hangisinin sadece gürültü olduğu olacak? Yani sistem nasıl kurulur? Otomasyon nereden başlar? Ve teknolojinin Türkiye'de nasıl karşılık bulduğu gibi konuları sizlerle paylaşacağım. Yani bugüne kadar konuştuğumuz her şeyin bir üst katmanını konuşacağız.

Ve size söz veriyorum. Bundan sonra her bölümde en az bir tane bunu ben denedim. Şu sonucu aldım. Cümlesi mutlaka olacak. Bir yerlerde okuduğum değil, denediğim şeyleri sizlerle paylaşmayı istiyorum. Çünkü bu bölümde şunu gördüm.

Okuduğunu anlatan yanılıyor. Bir yerlerde okuyarak gelen yanılıyor. Ama deneyen kişiler, deneyerek anlatanlar yanılmıyor. Mesela Metaverse'ü bir yerlerde okuyup sizinle paylaşmıştım. Ama TikTok'a o sırada deniyordum. Aradaki fark bu bölümün tamamı.

Kapatmadan önce bir şey daha söylemek istiyorum. Ve neden istediğimi de açıkça söylemek istiyorum. Ben bu kanalın verisine bakıyorum. Ve orada gördüğüm en net şey şu. Beni takip eden insanların büyük bölümü yeni bölüm çıktığında haberdar bile olmuyorlar. Takip etmek yetmiyor arkadaşlar.

Platformlar artık takip ettiğimiz her şeyi karşınıza çıkarıyor. Neyi göstereceğine kendisi karar veriyor. Eğer bu bölümü sonuna kadar dinlediyseniz ya da izlediyseniz takip etmenizi ve bildirimlerinizi açmanızı istiyorum. Bir sonraki bölümü kaçırmamak için tek yol bu. Öteki türlü unutuyorsunuz ve o sizin karşınıza gelmiyor. Ve sizden bir ricam daha var.

Bu 9 dersten hangisi sizde karşılık buldu? Bana mutlaka bunları ulaştırın. Ya da YouTube'da izliyorsanız yorumlara yazın. Bana doğrudan yazın. Özellikle şunu merak ediyorum. Sizin de yıllardır doğru sandığınız ama aslında çoktan değişmiş bir bilginiz var mı?

Çünkü ben bugün burada dördünü itiraf ettim. Hadi şimdi sıra sizde. Son bir şey söyleyeyim ve kapatayım. Çok daha uzatmayacağım. Bugün burada dört tane hatamı anlattım sizlere. Bunu yaparken şunu düşündüm.

Acaba insanlar bana daha az mı güvenecek diye düşündüm ama sonra kendi dinleme alışkanlıklarıma baktım. Ben kimi dinliyorum ki? Her dediği tutan insanı değil. Neyin tutmadığını söyleyen insanı dinliyorum. Çünkü her dediği tutan insan ya çok şanslıdır ya da sadece tuttuklarını anlatıyordur. Ve ikisinde de öğrenilecek bir şey yok aslında.

Bu podcast ise bundan sonraki hali bu olacak. Bildiğimi anlatacağım ama yanıldığımı da sizlerle paylaşacağım. Şu bölümde şunu söylemiştim. Olmadı. Mutlaka diyeceğim. 100 bölüm daha yaparsak o zaman da yine 9 ders çıkarırız ve yine 4'ü yanlış çıkar.

Belki bunda utanılacak bir şey yok. Utanılacak olan o yanlış çıkanları saymama. 100. bölümde belirtildim. Bir sonraki videoda görüşmek üzere arkadaşlar. Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.

Yeni bölümleri kaçırmayın

Her Çarşamba yeni bölüm - Spotify ve Apple Podcasts’ten takip edin ya da bültene abone olun.

Yorumlar