Mayıs Ayında İndirim Değil, "Panik" Satın


E-ticaret ekosisteminde herkesin aynı ezberlerle hareket ettiği, reklam bütçelerinin adeta kan gölüne döndüğü Mayıs ayına hoş geldiniz. Filtresiz Dijital'in bu sarsıcı bölümünde, ajansların size her toplantıda sunduğu o süslü Excel tablolarının arkasındaki acı gerçeği konuşuyoruz. Sadece geçen yıl Mayıs ayında Türkiye'de e-ticaret hacmi tam 210 Milyar TL seviyesine ulaştı. Peki bu devasa pastadaki en büyük dilimleri kimler yedi dersiniz? Sürekli yüzde 50 indirim diye bağıran ve ekranı kırmızı etiketlerle dolduran o klasik markalar mı? Hayır. Veriler yalan söylemez. Parayı kazananlar, indirimi değil "duyguyu ve paniği" satanlar oldu.
Eğer şu an ofiste kara kara bu ay ne satacağız diye düşünüyorsanız, aradığınız o uyanış tam olarak bu bölümde gizli. Mayıs sıradan bir takvim yaprağı değildir. İnsanların kışlık depresyon hırkasını çıkarıp yaza, umuda ve dışa dönüklüğe hazırlandığı o büyük spiritüel geçiş kapısıdır. Tüketici psikolojisini hacklemek için önce bu ruh halini anlamanız gerekiyor. Hıdırellez haftasında insanların içindeki o "yeni bir ben" arzusuna nasıl dokunacağınızı, sıradan bir indirimi nasıl büyük bir dönüşüm hikayesine çevireceğinizi adım adım anlatıyorum. Müşterileriniz sizden sadece bir kargo kutusu beklemiyor, onlar yeni versiyonlarını satın almak istiyor.
Hemen ardından o büyük kaosa, yani Anneler Günü rekabetine giriyoruz. Facebook ve Instagram panellerinin milyonlarca liralık pembe kalpli "Canım Annem" reklamlarıyla dolup taştığı o günlerde, tüketicinin beyni bu sıradanlığı saniyeler içinde silip atıyor. Buna nöropazarlama dilinde reklam körlüğü diyoruz. Bu körlüğü aşmanın yolu ise kusursuz stüdyo çekimlerinden değil, gerçeklikten ve insanın o ince vicdan azabından geçiyor. Davranışsal pazarlama kurallarını kullanarak, ürünü değil "hayırlı evlat olma" hissini nasıl satacağınızı, o yoğun beyaz yakalı müşterinin kalbini nasıl fethedeceğinizi sahadan örneklerle paylaşıyorum. Ezber bozan metinlerle rakiplerinizi nasıl geride bırakacağınızı göreceksiniz.
Mayıs ayının asıl gizli silahı ise ay sonuna doğru başlayan o büyük yaza hazırlık paniğidir. Havalar ısındıkça, düğün sezonu yaklaştıkça insanların içine düşen o "eyvah hazır değilim" korkusu, dijital pazarlama dünyasında FOMO, yani fırsatı kaçırma korkusu olarak bilinir. Yeni sezon koleksiyonunuzu dümdüz duyurmak yerine, müşterinin bu panik duygusunu nasıl yöneteceğinizi ve o sepete ekle butonunu onlar için nasıl tek kurtuluş yolu haline getireceğinizi detaylarıyla masaya yatırıyoruz. İndirim çığlıkları atmadan, sadece zamanın daraldığını hissettirerek satışları nasıl patlatabileceğinizin matematiğini veriyorum.
Eğer siz de e-ticaret satrancında sürekli piyon olup reklam bütçesi yakan taraftan çıkmak, oyunu kuran ve algoritmaları dize getiren tarafa geçmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. Dijitalin sahte filtrelerini kaldırdığımız bu yeni dönemde, sıfırdan marka yaratmanın ve tüketici zihnine girmenin tüm sırlarını joyakademi.com adresinde uygulamalı olarak gösteriyorum. Sadece bu ailenin vizyoner üyelerine özel, sepet sayfasında kullanabileceğiniz PODCAST kodu ile anında yüzde 50 indirimi yakalayabilirsiniz. Rakipleriniz ezberden giderken siz sistemi kurun.
Bölümü dinledikten sonra o sürekli indirim yapıp batan arkadaşınıza göndermeyi, Spotify ve Apple Podcasts üzerinden bizi 5 yıldızla desteklemeyi unutmayın. Filtresiz Dijital ailesi büyümeye devam ediyor, haftaya yepyeni bir gerçekle görüşmek üzere!
Bu bölüm sana başka hangi taktikleri düşündürdü? Müşterilerinin hangi paniğini satışa çevirebilirsin?
01:53 - E-ticaret satrancında indirim değil duygu satma psikolojisine giriş
03:19 - Tüketici psikolojisinde Hıdırellez etkisi
06:19 - Anneler Gününde artan reklam maliyetleri (CPM) gerçeği
08:20 - NLP teknikleriyle vicdan rahatlaması hissi satmak
10:16 - Yaza hazırlık paniği ve FOMO sendromunu
11:45 - E-ticarette oyun kurucu olmak isteyenler için Joy Akademi
13:19 - İnsan mühendisliği olarak e-ticaret felsefesi
14:31 - 90. bölüm büyük sürpriz duyurusu
Bölüm transkripti
(2469 kelime)
Ses kaydından otomatik oluşturuldu; küçük yazım ve noktalama hataları olabilir.
Türkiye'de sadece Mayıs ayında gerçekleşen e-ticaret hacmine bir bakalım. 2023 yılında bu rakam 85 milyar TL'ymiş. 2024 yılında bu rakam 140 milyar TL'ymiş. Ve geçen yıl 2025'in Mayıs ayında da tam tamına 210 milyar TL'ye ulaşmış. 2026'yı hayal bile edemiyorum. Bu tempoda giderse muhtemelen 300 milyarın üzerinde kapatır diye düşünüyorum.
Yani olur mu? Olmaz demeyin arkadaşlar. Bence olur. Yok ekonomi kötüymüş. Şöyleymiş, böyleymiş. Arkadaşlar ekonomi geçen sene de kötüydü. İki katından fazla yükselmiş. Bakın 2023'e kıyasla. E 2024'te de kötüydü. E 2023 ile alakalı zaten yani hani şu an ben ekonomi çok iyi şöyle böyle diyemiyorum. Yani neyse. İşin o kısmına çok girmek de istemiyorum.
Podcast'teyiz şu anda. Bugün bu Mayıs ayındaki bu e-ticaret satışlarını konuşalım. Sizler de nasıl e-ticaret satışlarınızı arttırabilirsiniz? Bu devasa pastada kimler yedi ve siz de bu pastadan nasıl dilim alabilirsiniz? Bunları sizlerle konuşmak istiyorum. Bakın 2025'in Mayıs ayındaki en yüksek dönüşümü ve kar marjını getiren kampanya modellerini incelediğimizde biz şunu gördük arkadaşlar.
Düz indirimler bu satışları getirmedi. Duygusal olarak çapalanmış paketler dediğimiz kampanyalar aslında e-ticaret firmalarının satış yapmasını sağladı. Özellikle Mayıs ayında ne var? Anneler günü var. Anneler gününe özel işte şöyle indirimimiz var değil. Kendini alırken annene de hediye et veya yaza girerken bu seti al tatil çantası bizden olsun temalı böyle duygusal çapalarla işlenmiş reklamlar ve kampanya modelleri acayip derecede tuttu ve popüler oldu diyebilirim.
Yani indirim çalıkları atan markalar sadece reklam bütçelerini yaktı ama psikolojiyi her zamanki gibi iyi okuyanlar ise kasalarını doldurdu arkadaşlar. Herkese merhaba. Türkiye'de dijital pazarlama podcastinin yepyeni ufuk açıcı ve tabuları yıkan bir bölümüne daha hoş geldiniz. Ben Faruk Toprak. Eğer şu anda arabada o sıkıcı sabah trafiğindeysen, sabah trafiği diyorum çünkü sabah 8'de artık schedule ediyorum bunları, zamanlıyorum her salı sabahı. Ya da ofiste şu anda kahveni yudumlarken bildirim geldi ve şu an bu podcast'a da tıklamış olabilirsin.
Biz bu ay ne satacağız, Mayıs ayını nasıl karlı geçirebiliriz diye düşünüyorsan ya da algoritma seni bir şekilde ilk defa bu bölümlere düşürdüyse hoş geldin. Şunu bil ki bu bir tesadüf değil, içindeki o daha iyisini yapabilirim diyen sese bir cevap arıyordum ve tam da buraya geldim ve benimle tanıştın. Bugün masaya Mayıs ayındaki e-ticaret santrancını koyuyorum. Siz de eğer bu podcast'ı ilk defa dinliyorsanız lütfen takip et butonuna basın, zili açın ve arkanıza yansının. Çünkü her hafta sizlere yepyeni bölümleri sunuyorum. Hadi bakalım başlayalım ve Mayıs ayını konuşalım.
Şimdi her ay birbirinden özel, özellikle Q4 yani dördüncü çeyrek dediğimiz ay e-ticarette pik yapan bir ay. Ama şu an ben dedim ki ya Mayıs ayı güzel bir ay. Yaz öncesi özellikle yaza yönelik insanları, tüketicileri, müşterilerimizi hazırlayabilmek adına ve Mayıs ayındaki bu anneler günü kampanyasını iyi değerlendirebilmek adına Mayıs'a yönelik bir podcast bölümü yapalım dedim. Bakın Mayıs ayını anlamak için önce insan faktörünü anlamamız gerekiyor. Yani Mayıs sıradan bir takvim yaprağı değil. Mayıs insanlığın kışlık depresyon hırkasını böyle ağır gri bulutları üzerinden atarak yaza ve güneşe ve umuda ya da dışa dönüklüğe hazırlandığı o güzel bir geçiş ayıdır arkadaşlar.
Bu hafta hava durumu biraz böyle karışık. Bazı şehirlerde gri, baya gri, yağışlı, kapalı ama bazı şehirlerde de güzel ama bu muhtemelen son haftadır diye düşünüyorum. Bu arada yağmurların yağması da çok güzel. Barajlarımız doldu, o apayrı ama yine de insan güneşi görmek istiyor ya. Güneş kişileri mutlu ediyor ya, beni mutlu ediyor. Sabah uyandığımda güneşi gördüğümde güne daha güzel başlıyorum.
Bakın biz şu anda 5 Mayıs'tayız. Yani 5 ve 6 Mayıs Hıdrellez'dir. İnsanlar bunu binlerce yıldır kutlarlar ve bu tarihlerde yaparlar. Ne yaparlar? Dileklerini kağıda çizerler. Gül ağacının dibine gömer ya da suya bırakırlar.
Peki neden? Çünkü insan umut etmek ister. Yani yenilenmek ister. Tüketici psikolojisinde Mayıs ayının ilk haftası umut ve kendini yenileme olarak düşünür bu Mayıs ayının ilk haftasını. Ve zihin artık alfa dalgalarına geçmiştir bu dönemde. Yani ne demek bu?
Değişime, güzelleşmeye, hafiflemeye yani zayıflamaya inanılmaz derecede açıktır. Bakın eğer cilt bakımı ürünü satıyorsanız ya da spor aleti satıyorsanız ya da hafif bahar kıyafetleri ya da yaz kıyafetleri satıyorsanız Hıdrelles haftasında şunu diyebilirsiniz bakın. Önce dememeniz gereken şey söyleyeyim de %20 indirim diye bağırmayın. Bakın bunu söylemeyin. Çünkü müşteri beyni o rakamı okumaz.
Yani %20 indirim, 100 TL indirim, 200 TL indirim bunları bırakın. Bakın reklam medninize şunu yazın. Bu yaza en yenilenmiş, en ışıldayan halinle girmeye hazır mısın? Demeklerini erteleme dönüşüm bugün başlıyor. Şimdi bu reklam metninde ne var? Ya da bu reklam seslendirmesinde ne var?
Duygu var. Yani kişilerin duygularına dokunuyoruz. Bakın duygulara çapaladığımız her reklam başarılı olur. Yani kullanıcı der ki bu yeni bir ben der. Yani yeni bir ben arzusuna o kişinin dokunmuş oluruz. E-ticaret siteleri modern insanın dilek ağacıdır arkadaşlar.
Bakın e-ticaret siteleri. Yani ne alaka diyenleriniz de olabilir ama bu gerçektir. Bizler onlara sadece, müşterilerimize sadece bir kargo kutusu göndermiyoruz. Bizler müşterilerimize istedikleri o yeni versiyonları gönderiyoruz. Yani yeni ürünleri gönderiyoruz. Santranç'ın ilk hamlesi budur.
Bakın indirimi değil umudu satmalıyız insanlara. Özellikle Türk halkının yani hepimizin umutları böyle bazen kararıyor değil mi? Yani bu ülkede mutlu insan bulabilmek bazen zorlaşıyor. Dolayısıyla müşterilerimizin de birer insan olduğunu düşünüp onların da umudunun bazen düşebildiğini düşünüp ve onlara yönelik güzel psikolojik tetikleyicileri de içeren reklam metinleri yazmamız gerekiyor. Hemen ardından bak Gıdrellez'in hemen ardından 12 Mayıs harika bir gün anneler günü geliyor. Neden bugün önemli?
Çünkü Facebook'ta, Instagram'da, Google panelleri Mayıs'ın ilk gününden itibaren devasa bütçelerle dolup taşıyor arkadaşlar. Herkesin ekranı canım anam yazan o pembeli kalpli reklamlarla istila ediliyor resmen. Yani reklam maniyetleri arşa çıkıyor. Bu dönemde yani Mayıs ayında CPM dediğimiz yani cost per mile dediğimiz. Şimdi hocam bu nedir ya niye böyle bir terim kullandın diyenler hemen joyacademy.com'a gitsin geliştirsin kendini. Bakın CPM nedir? Bin gösterim başına maliyet.
Yani reklamın bin gösterim başına maliyet. CPM'lerde artış olur arkadaşlar bu dönemlerde. Neden? Çünkü reklam envanterinde daralma olur. Yani çok fazla insan reklam çıkar. Çok fazla firma reklam çıkar ve pastadaki paydan dilim almaya çalışır. Dolayısıyla yaşayan insan ya da Instagram'ı kullanan ya da Instagram'da vakit geçiren sayı da belli olduğu için reklamın gösterim sıklığı da yani değişemez.
Dolayısıyla CPM'de artış oluyor. Burada biz bu CPM artışını çok doğru bir şekilde değerlendirmemiz lazım. Yani reklam maliyetlerimiz bu ay artacak. Buna hazır olalım. Ama bu ay dönüşümlerimiz de artacak. Eğer stratejiyi doğru kurgulayabilirsek.
Bakın bu ay burada nöropazarlama devreye giriyor. Yani reklam körlüğünü bizim bu ay aşmamız gerekiyor. Yani insan beyni birbirinin aynı olan görsel ve mesajları saniyeleri içinde tehdit dışı veya önemsiz olarak kodlar ve görmezden gelir. Yani müşteriniz o çiçekli böcekli anneler günü indirimi görselinizi kaydırıp geçer ruhu bile duymaz. O kampanyadan, o indirimden haberi bile olmaz. Peki biz bunu nasıl aşacağız?
Arkadaşlar buna biz pattern interrupt diyoruz. Yani ezber bozan bir teknik diyoruz. Yani görselinizde, kusursuz, stüdyoda çekilmiş, sahte bir anne modeli kesinlikle kullanmayın. Bana kalırsa dağınık saçlı, yorgun ama çocuğuna sevgiyle bakan o gerçek, fitresiz bir anne kullanın ve metinde de ona hediye alın demeyin. NLP de, NLP ne demek? Nörolingüistik programlama demek.
Çok temel bir kural vardır arkadaşlar. Nedir bu? İnsanın acıdan kaçınma güdüsü. Yani hazza ulaşma güdüsünden iki buçuk kat daha güçlüdür. Yani insanın annesine karşı en büyük zayıflığı, yetersizlik ve vicdan azabı hissidir. Hedef kitlenize şunu fısıldayın.
Onun senin için uykusuz kaldığı o binlerce geceyi tek bir hediyeye sığdıramazsın. Bak, içeride ne var? Bir duygusal mesaj var. Devam edelim. Ama yoğunluğunun arasında onu unutmadığını ve her sabah aynaya baktığında nokta nokta nokta nokta, bu nokta nokta nokta kısmına ürününüzü koyun.
İle hissettirebilirsin, yazabilirsiniz. Bakın biz burada tencere, tava veya kolye satmıyoruz. Biz o yoğun toplantıdan toplantıya koşan beyaz yakalı çocuğun hayırlı evlat olma hissini ve o vicdan rahatlamasını satıyoruz. Yani ürünü bir çözüm köprüsü olarak konumlandırmayın asla. Yani pembe kalpleri bırakın bu sene, duyguların en en en derinine inin arkadaşlar.
Şimdi tam bu noktada sizden çok ufak ama çok etkileyici bir şey rica ediyorum. Lütfen şu an dinlediğiniz bu podcast'ı duraklatın, paylaş butonuna basın ve bunu şirketinizin WhatsApp grubuna o sürekli indirim yapalım diyen yöneticinize veya e-ticaretle uğraşan en yakın arkadaşınıza gönderin altına da şunu yazın. Anneler gününde batmak istemiyorsan şu 10 dakikayı dinle. Bunu yapmanız hem o kişinin vizyonunu açacak hem de algoritmanın benim gibi ezber bozanları
daha fazla insanın karşısına çıkarmayı sağlayacak. Yani dijital inkadiri senin baş parmağının ucunda diyebilirim. Neyse araya reklamı da sıkıştırmış oldum ya. Ara ara bu reklamları yapıyorum. Eskiden bunları hiç demiyordum ama beni çok uyardınız ya. Dediniz ki hocam böyle olmuyor bak sen güzel tanıtıyorsun ama kendi reklamınla önce başlayalım.
Önce aralara sıkıştır bu kelimeleri cümleleri dediniz. Ben bu geri bildirimi geri aldım. Çünkü bazen gerçekten terzi kendi söküğünü dikemiyor. Neyse sonu niye geri dönüyorum? Anneler günü bitti diye rahatlıyor muyuz? Asla.
Çünkü 19 Mayıs haftasına giriyoruz. Bakın devam ediyor Mayıs ayı hala. Yani 19 Mayıs haftasıyla da beraber. Devasa bir fırtına başlıyor diyebilirim. Bu ne fırtınası? Yaza, hazırlık, paniği ve düğün sezonu başlıyor.
Havaları ısınır, insanlar kışlıkları kaldırır ve o acımasız aynayla yüzleşirler. Ya şu denir. Eyvah! Yaza hazır değilim. Fit değilim. Gardırobum eksik.
Haftayı düğünler başlıyor. Ne giyeceğim? Söylemleri başlar. İşte bu paniğin pazarlamadaki adına biz FOMO diyoruz. FOMO her yerde karşımıza çıkıyor. Fear of Missing Out.
Yani kaçırma korkusu arkadaşlar. Tüketici bu evrede yüksek stresli bir acil çözüm bulmalıyım moduna girer ve bu dürtüseldir. Eğer bir ayakkabı veya tekstil markasıysanız yaz koleksiyonumuz çıktı demek yerine kancanızı bence şöyle atmalısınız. Haziran kapıda ve sen hala o yaz akşamı davetlerinde ne giyeceğini mi düşünüyorsun? Kurtarıcı kapsül gardırob serimizle dakikalar içinde o zahmetsiz şıklığa ulaş.
Mesela bak panik duygusunu yakaladık. Zamanın daraldığını ona hissettirdik ve çözümün sizin sepete ekle butonunda olduğunu onlara kanıtladık. Bu metinle ve bu metni de bir görsel haline getirip ya da video haline getirip üzerine yazabilirsiniz ya da seslendirebilirsiniz ve bu sayede onun gerçekten çok fazla dönüşüm almasını sağlayabilirsiniz. Bakın ben bu bölümde santrançı kelimesini çok kullandım. Burada bir santranç tahtası var arkadaşlar. Özellikle Mayıs ayında.
Çünkü Mayıs ayı sadece bir tarih bütünü değil. Umut var bu ay, vicdan azabı var bu ay ve panik duygularının yaşandığı devasa bir psikolojik savaş alanı var bu ay. Peki Faruk biz bu işin felsefesini anladık, psikolojiyi anladık ama ben bu hedef kitleyi Facebook'ta nasıl bulacağım diyorsan eğer, Bu bahsettiğim metinleri yapay zekaya, cloud'a, antropik kullanarak güzel aracılarla çok güzel yazdırabilirsiniz. Ya da bunu nasıl yapacağım diyorsanız, rakibimin stratejisini ben nasıl hackleyebilirim diyorsanız arkadaşlar, İşte e-ticarette sürekli para harcayan ve reklam yakan o oyuncu taraftan çıkıp sistemi kuran ya da algoritmaları yöneten oyun kurucu tarafa geçmek istiyorsanız,
Benim aylardır üzerinde çalıştığım Joy Akademi nihayet yayında. Ben orada reklam nasıl açılır gibi basit şeyleri sizlere anlatmıyorum. Ben orada bir müşterinin beynine nasıl girebilirsiniz, yapay zeka ile sıfırdan nasıl metin yazabilirsiniz ama NLP tekniklerini kullanarak içinde psikolojik tetikleyicileri de içeren metinleri nasıl yazabilirsiniz ve algoritmaları nasıl dize getirebilirsiniz bunları tek tek anlatıyorum. Dolayısıyla bunu kaçırma. Bu hem senin hayatına hem de senin işine değer katacak. Ya kazancından esirgeme. O eğitime bence mutlaka katıl. Joy Akademi.com adresine gir ve sadece bu podcast dinleyicilerine özel sepet sayfasında podcast kodunu kullan ve %50 indirimi kapmak. Tam %50 indirim veriyorum.
Evet sevgili dostlar şöyle toparlayalım. Hepinizi Mayıs ayında umarım böyle bol satışlar karşılar diyelim. E-ticaret yapan firmalara sesleniyorum. Ben e-ticaret yapmıyorum. Bir yerde dükkanım var diyorsan da üzülme. Çünkü bu ay senin için de güzel bir ay. Çünkü o dükkanına bu ay müşteriler yağacak. Gelecek. Mayıs ayı hareketli bir aydır. O yüzden önce umutlara dokunuyoruz. Kişilerin umutlarına dokunuyoruz. Umutları yeşertiyoruz. Ve ardından psikolojik tetikleyicileri kullanıyoruz ve satışları arttırıyoruz. Bugün ezber bozan bir stratejiyi konuştuk birlikte. Size rakamların, istatistiklerin o arkasındaki derin insan duygularını filtresiz bir şekilde anlattım. Bakın unutmayın. E-ticaret bir teknoloji işi gibi görünse de aslında tamamen bir insan mühendisliği işidir.
Yani insanı anlayan, korkularını ve arzularını okuyabilen herkes bu oyunu kazanıyor arkadaşlar. Eğer bu bölümde kafanızda yeni pencereler açıldıysa ya da zihninizde ufak da olsa bir kıvılcım yakabildiysem Spotify'da ve Apple Podcast üzerinde bana 5 yıldızını göndermeyi unutma lütfen. Yeni bölümleri kaçırmamak için de zili açmayı unutma. Bakın haftaya 90. bölümü yayınlayacağım. Haftaya salı değil haftaya çarşamba yayınlayacağım. Bundan sonra salı değil de çarşambaları bölüm yayınlamayı düşünüyorum arkadaşlar. Çarşamba sabah 8'de bölümler seninle olacak. Hafta ortasına geçiriyorum. Yani Mayıs ayında ben de bir değişiklik yapmak istedim ve size bir sürprizim var. Mayıs ayında sizlerle de bu sürprizimi paylaşacağım. Yani haftaya çarşamba yepyeni bir bölüm ve yenilikleri içeren yani yeni bir duyuruyu içeren bir bölümü sizlerle paylaşacağım.
Ben çok heyecanlıyım. Bunun kararını geçmiş haftalarda verdim ve şimdi de vakti geldi her açıdan. Dolayısıyla haftaya çarşamba sabah 8'de çok güzel bir haberi sizlerle paylaşacağım. O yüzden bildirimleri mutlaka açın. Instagram'da da frktprk beni takip edebilirsiniz. Orada çok içerik paylaşmıyorum ama Instagram'da biraz hareketlendirmeye başlayacağım. Yani olmamız gerekiyor arkadaşlar. Ben her ne kadar istemesem de. Videoyu sevmiyorum. Bu arada hani çirkin göründüğüm için değil ya da özgüvensizlikle alakası yok.
Ya onu editliyorsun, uğraşıyorsun. Bir de sesimizi duyuralım ama görüntü... Ya işte insanlar görmek istiyor yani. Görmek istiyorsunuz. Podcastler, podcast dinleyicileri genelde işitsel oldukları için keyif alıyorlar ama dünyanın bir çoğu yani çoğunluğu görsel arkadaşlar. Bu görsel insanlara hitap edebilmek için de video çekmemiz gerekiyor. İşitsellerin sayısı çok az. Ben de bir işitselim. İşitsel baskın görselim. Hocam ne diyorsun? İşitsel nedir? Görsel nedir?
Evet yine girdik NLP'ye ama bu da güzel bir konudur bu arada. Araştırmanızı öneririm. İşitseller, görseller, dokunsallar. Dünyaya geldiğimizde, doğduğumuzda dokunsal geliyoruz arkadaşlar. Ama dünya sistemi dokunsalları istemiyor. Dokunsal insanları istemiyor. Görsel insanları istiyor. Çünkü en büyük tüketiciler görsellerdir. O yüzden görsel insan yaratıyorlar. Ve biz de bir şekilde tabi dijitalde güçlü olabilmek için arenada görsellere hitap etmemiz gerekiyor. Sadece işitsellere değil. Yani podcast'la yetinmememiz lazım.
Ama ben haftaya tabi çok daha başka bir şey açıklayacağım. Yani videocast'a geçiyoruz falan değil. Bu arada videocast işini de aslında oturtturdum. Ama haftaya bununla alakalı da bir şeyler paylaşacağım. Yani işin özeti şu. Haftaya bir duyurum var. Bu duyuruyu sizlerle paylaşacağım. Haftaya da 90. bölüm.
Ya 90 bölümdür çekiyorum. 100. bölümü bekliyorum. Çok merakla bekliyorum. Bu arada baya uzun konuştum. Bak bölümü kapatıyordum sözde. Neyse. İşte konu işletme olunca, konu biznes olunca, pazarlama olunca buralara giremiyorsun. Bu kadar çok goy goy yapamıyorsun. Ama işte ara ara yapalım. Yani en azından duygularımı biraz daha böyle bilimsel değildi.
Rakamlarla, istatistiklerle değildi. İşte NLP'ydi. Duygu çapasıydı değildi. Rahat bir şekilde ifade edebilmek. Bu da bir şekilde rahatlatıyor. Evet. Haftaya çarşamba görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın.
Zihninize çok iyi bakın. Ve markanıza çok iyi bakın. Arkadaşlar Mayıs ayını lütfen iyi değerlendirin. Bakın beni genelde işletme sahipleri dinliyor. Ya da üst düzey CEO'lar, CMO'lar, CFO'lar. Hep C-Level'lar ya da uzmanlar.
Değil mi? Yani sizleri ben biliyorum arkadaşlar. Sen sevgili dostum. Bu ayı güzel değerlendir. Mayıs çok güzel bir ay. Hepinize bol satışlar diliyorum.
Satışlarınız bol bol bol olsun. Hoşçakalın. Haftaya görüşürüz.
Yeni bölümleri kaçırmayın
Her Çarşamba yeni bölüm - Spotify ve Apple Podcasts’ten takip edin ya da bültene abone olun.
