E-Ticarette "TikTok Bana Bunu Aldırdı" Psikolojisi #TikTokMadeMeBuyIt


Gecenin saat 2 buçuğu... Asla ihtiyacınız olmayan, hayatınız boyunca belki de bir kez bile kullanmayacağınız o plastik ürünü neden tek bir tıklamayla, hem de hiç düşünmeden satın aldığınızı hiç düşündünüz mü? Filtresiz Dijital’in bu sarsıcı ve ufuk açıcı yeni bölümünde, e-ticaret dünyasının kurallarını baştan yazan, dev markaların bile hala tam olarak çözemediği o büyük fenomeni, "#TikTokMadeMeBuyIt" (Bunu Bana TikTok Aldırdı) psikolojisini masaya yatırıyoruz. Sadece çoluk çocuğun dans ettiği bir eğlence platformu sanılan TikTok'un, aslında insan beyninin en zayıf noktalarını nasıl hacklediğini ve saniyeler içinde devasa bir satış makinesine nasıl dönüştüğünü tüm şeffaflığıyla, filtresiz bir şekilde anlatıyorum.
Bölüme çok gerçek ve eminim birçoğunuza tanıdık gelecek bir hikayeyle başlıyoruz. Koskoca bir holdingde finans müdürü olan, analitik düşünen 40 yaşındaki bir adamın, gece yarısı karşısına çıkan 15 saniyelik bir video yüzünden nasıl pille çalışan mini bir masaüstü süpürgesi aldığını konuşuyoruz. Peki bu sadece bir algoritma tesadüfü mü? Kesinlikle hayır! Burada devreye nöropazarlama ve amansız bir dopamin döngüsü giriyor. TikTok algoritması, tıpkı bir slot makinesi gibi beyninize her kaydırmada küçük ödüller sunarak sizi nasıl bir trans haline (Alfa beyin dalgalarına) geçiriyor? O trans anında rasyonel düşünme yeteneğimizi nasıl kaybedip tamamen duygularımızla satın alma kararı veriyoruz? Tüm bu kimyasal süreci adım adım çözümlüyoruz.
Tabii ki işin sadece teknik ve algoritmik bir tarafı yok; olayın çok derin bir ruhsal ve spiritüel boyutu da var. Pazarlamanın en karanlık ama en gerçek sırrı şudur: İnsanlar her zaman kendilerini eksik hissederler. Modern çağın o büyük koşturmacası ve mükemmeliyetçilik baskısı içinde hepimiz içimizde kozmik bir boşluk taşıyoruz. İşte o videolarda satılan şey aslında ürünün teknik özellikleri, kalitesi veya içindeki materyaller değil; videodaki o kusursuz, rahatlamış ve "sorunsuz" insanın hayatıdır. Filtresiz, makyajsız, pijamasıyla kameranın karşısına geçip "hayatımı kurtaran o şeyi buldum" diyen içerik üreticileri (UGC), o milyonluk sahte stüdyo çekimlerini işte tam da bu yüzden ezip geçiyor. İnsanlar artık plastiği değil, samimiyeti ve kendi yaralarına merhem olacak o "hissi" satın alıyorlar.
Peki, e-ticaret yapıyorsanız veya bir markanız varsa bu devasa gücü kendi lehinize nasıl kullanabilirsiniz? Bu bölümde ajansların sizden on binlerce lira karşılığında sakladığı saha taktiklerini de ücretsiz olarak veriyorum. İzleyiciyi o ilk 3 saniyede nasıl kancaya takarsınız (Hook stratejisi)? Ses tasarımının (ASMR) ve o "tatmin edici" seslerin beynin dokunma duyusunu nasıl tetiklediğini, "Bunu sakın almayın!" şeklindeki ters psikolojinin satışları neden bir anda patlattığını çok net örneklerle öğreneceksiniz.
Eğer e-ticarette sürekli para harcayan, cüzdanını boşaltan ve videoları kaydıran taraftan çıkıp; sistemi kuran, insan psikolojisini yöneten ve parayı kazanan o zeki tarafa geçmek istiyorsanız, doğru yerdesiniz. Dijital pazarlamanın tüm bu görünmeyen kurallarını, algoritmaları hackleme stratejilerini ve sıfırdan marka yaratma süreçlerini ekran paylaşımıyla anlattığım Joy Akademi nihayet yayında. Sadece bu podcasti dinleyen gerçek e-ticaret savaşçılarına özel bir hediyem var: joyakademi.com adresine girip sepet sayfasında "PODCAST" kodunu kullanarak anında %50 indirim kazanabilirsiniz.
Bu bölümü dinledikten sonra hemen gece yarısı saçma sapan alışverişler yapan o arkadaşınıza göndermeyi unutmayın! Spotify ve Apple Podcasts üzerinden bize 5 yıldız bırakarak algoritmadaki gücümüze güç katabilir, yeni bölümleri kaçırmamak için takip edip zili açabilirsiniz.
01:25 - 02:34 Bölüm Girişi ve Amacımız02:34 - 03:16 TikTok'u Küçümseyen Markalar03:16 - 04:42 Dopamin Döngüsü ve Nöropazarlama04:42 - 06:55 Satın Alma Psikolojisi ve Boşluk06:55 - 09:18 Satışları Patlatan 3 Taktik09:18 - 10:44 Joy Akademi ve İndirim Kodu10:44 - 12:05 Kapanış ve Ana Fikir
Bölüm transkripti
(1644 kelime)
Ses kaydından otomatik oluşturuldu; küçük yazım ve noktalama hataları olabilir.
Üst düzey yönetici bir arkadaşımla geçenlerde oturduk kahve içiyoruz. Bir anda masanın üzerine kargodan yeni çıkardığı küçük ama tuhaf bir kutu koydu. Kutuyu gördüm ve dedim ki bu ne abi dedim. O da gitti kutuyu açtı, içinden pille çalışan, ışıklı, böyle minim bir masaüstü elektrik süpürgesi çıkardı. Durup yüzüne baktım, abi senin evinde her gün temizliğe gelen bir yardımcın yok mu? Senin masan ne zaman tozlandı da buna ihtiyaç duydun dedim ve gösterini kaçırdı biraz utandı.
Ve dedi ki bana, ya Faruk sorma, gece saat iki buçuktu. Uyumadan önce şöyle bir TikTok'ta kaydırayım istedim. Karşıma da bir video çıktı. Kızın biri masasında çalışırken klavyesinin arasına düşen o kırıntıları bu aletle saniyeler içinde temizliyordu dedi. O kadar tatmin edici, o kadar rahatlatıcı bir sesti ki, burayı böyle söylerken artık yani onun o mutluluğunu hissedebiliyordum yüzünden ve bedeninden.
Videoyu izlerken, devamını da şöyle getirdi bak. Videoyu izlerken sanki hayatımda tüm karmaşa o mini süpürgeyle çekilip alınacakmış gibi hissettim. Videonun altındaki linke tıkladım ve alıverdim. Neden aldığımı ben de bilmiyorum dedi bana. İşte arkadaşlar, o koskoca finans müdürüne hayatında asla kullanmayacağı o plastik süpürgeyi gece yarısı aldıran o büyüye, e-ticaret dünyasında hashtag TikTok made me buy it yani bunu bana TikTok aldırdı sendromu diyoruz.
Herkese merhabalar. Türkiye'de dijital pazarlama podcastinin yepyeni ve bir o kadar da zihin açıcı bölümüne hoş geldiniz. Ben Faruk Toprak. Eğer şu anda arabada işe giderken, mutfakta kahveni yaparken ya da yürüyüşte kulaklığını takmışken, algoritma seni bir şekilde bu bölüme düşürdüyse, şunu bil ki bu bir tesadüf değil. Sen de bir şeyleri değiştirmek ve o tüketen taraftan çıkıp oyunu kuran tarafa geçmek istiyorsun demektir.
Bu bölümde insanların normal şartlarda yüzüne bile bakmayacağı o ürünleri 15 saniyelik bir video ile nasıl kapış kapış aldığını hep birlikte konuşalım. Nöropazarlama, dopamin ve biraz da insan ruhunun, tabii beni biliyorsunuz ruh ve spirtüel tarafı, o alanı da bu konunun içine dahil edip o derinlerdeki boşluk hissini hep birlikte masaya yatıralım istiyorum. Eğer bu podcast'ı ilk defa dinliyorsan hemen şu an o takip et butonuna bas, zili aç ve arkana yaslan. Çünkü sana okullarda öğretilmeyen, ajansların bilmeni istemediği o sokağın ve dijital gerçek kuralları anlatıyorum. Şimdi bana diyebilirsiniz ki ya Faruk, TikTok dediğin yerde çoluk çocuk dans ediyor.
Biz ciddi bir e-ticaret markasıyız, orada ne işimiz var? Bakın eğer hala böyle düşünüyorsanız geçmiş olsun. Masada milyonlarca lirayı bırakıyorsunuz demektir. Arkadaşlar ben bunu söylemeyi de çok seviyorum. Her bölümde de söylüyorum. Konu TikTok olunca tam olarak böyle bir cümle kuruyorum.
Bakın, 2026 yılındayız. Siz şu an bu kaydı dinlediğiniz an itibariyle TikTok'taki satın alma kararı veren kitlenin %60'ı 25 yaş ve üzerinde. Ve sıkı durum sadece TikTok made me by it etiketinin dünya çapındaki izlenme sayısı ise 100 milyarı geçmiş durumda. Sayıya bak, 100 milyar. Peki bu platform Instagram'da neden farklı? Yani neden Instagram'da estetik fotoğraflar beyni alırken TikTok'ta o çirkin ve titrek videolar satışı patlatıyor?
Bakın işte burada devreye nöropazarlama ve dopamin döngüsü giriyor. Yani şu an gözlerini saniyeliğine kapatmanı ve şunu hayal etmeni istiyorum senden. Telefonu eline aldın. Ekranı yukarı kaydırıyorsun. Algoritma sana o kadar hızlı, o kadar öngörülemez içerikler sunuyor ki beynin slot makinesinin kolunu çeken bir kumarbaz gibi her kaydırmada
acaba şimdi ne çıkacak diye küçük bir dopamin yani ödül hormonu salgılıyor. Beyin hafif bir trans haline geçiyor. Beta dalgalarından daha alıcı ve telkine açık olan alfa dalgalarına iniyorsun. Tam o trans halindeyken karşına bir video çıkıyor. Video bu ürünü alın demiyor bakın. Video gece uyumakta zorlanıyor musunuz diye başlıyor.
Ya da sen de benim gibi her sabah şişkinlikle mi uyanıyorsun diyor. Yani seni acı noktanla, pazarlamada biz buna pain point deriz. Bu noktayla yakalıyor. Sonra o sorunu sihirli bir değnek gibi çözen o ürünü gösteriyor. O an beynin rasyonel karar vermeyi bırakıyor. Mantığın devreden çıkıyor.
Duygular devreye giriyor. Sen o an bir ürün satın almazsın. Sen o an o videodaki sorunsuz, rahatlamış ve mutlu insanın hayatını satın alırsın. Bunu fark et. Bu çok güçlü bir manipülasyondur. Şimdi gelelim işin spritüel boyutuna.
Bakın ben pazarlamada bu boyutu da mutlaka her zaman derin bir şekilde ele alırım. Çünkü bu işin sadece teknik veya kimyasal bir boyutu yok arkadaşlar. Bu işin bir de ruhsal, spritüel bir boyutu var. Yani pazarlama psikolojisinin en temel kurallarından biri nedir? İnsanlar kendilerini eksik hissederler. Değil mi?
Yani bakalım, hepimizin hayatına bakalım. Modern çağda hepimiz bir yerlerde bir şeyleri kaçırdığımızı, yani FOMO etkisi diyoruz biz buna, yeterince iyi olmadığımızı, yeterince güzel ya da yeterince yakışıklı ya da yeterince başarılı olmadığımızı hissediyoruz. Öyle değil mi? Yani içimizde kozmik bir boşluk var ve dolmuyor. Ve kapitalizm o boşluğu bize bugünlerde neyle dolduruyor arkadaşlar?
Nesnelerle dolduruyor. Yani bölümün başındaki o finans müdürü arkadaşımı hatırlayalım. O adamın mini bir süpürgeye ihtiyacı yoktu. O adamın yoğun iş hayatından kaçmaya, zihinsel bir temizliğe, bir anlık kontrol hissine ihtiyacı vardı. O videodaki süpürge kırıntıları çekerken adamın bilinçaltı, işte benim zihnimdeki çöpleri de böyle saniyeler içinde çekecek bir şeye ihtiyacım var diyordu aslında ona.
Yani eğer e-ticaret yapıyorsanız, eğer bir ürün satıyorsanız, satacağınız şey kesinlikle ürünün özellikleri olmamalı. Satacağınız şey ürünün hissettireceği dönüştürücü güç olmalı. Yani eğer siz cilt bakım kremi satıyorsanız, içindeki hyaluronik asidi anlatmamanız lazım. O kremi sürdükten sonra aynaya bakan kadının hissedeceği o özgüveni, o kendine yetme hissini öne çıkartmanız lazım.
Çokun algoritması tamamen bunun üzerine kuruldur arkadaşlar. Bakın. Gerçeklik ve samimiyet. Mükemmel ışıklarla çekilmiş stüdyo çekimlerini çöpe atın. İnsanlar artık kusurlu, filtresiz pijamasıyla kameranın karşısına geçip, arkadaşlar hayatımı kurtaran o şeyi buldum diyen gerçek insanlara inanıyorlar.
Çünkü sahtecilikten çok yorulduk. Hepimiz yorulduk. Yıldız Tilbe'nin geçen günlerde paylaştığı fotoğrafı görmediniz mi? Yani blur bir şekilde çekilmiş, sanki kameranın ön tarafı çok tozluydu ya da kamera çok kötüydü, çok kalitesizdi o şekilde çekilmiş ama Yıldız Tilbe bunu umursamadan paylaştı ve binlerce beğeni aldı, binlerce yorum aldı değil mi?
Çok beğenildi çünkü. Peki Faruk, biz felsefeyi anladık, psikolojiyi anladık. Ben bunu markamda nasıl kullanabilirim ya da nasıl viral olup satışlarımı arttırabilirim diye soruyor olabilirsiniz. Bakın, bu soruya geldiysek o zaman şimdi hep birlikte hepiniz kalemleri, kağıtları hazırlayın. Size sağdan taktikleri sunuyorum. 1 numara, 3 saniye kuralı.
Bak, TikTok'ta baş parmak çok acımasızdır. Yani videonun ilk 3 saniyesinde izleyiciyi şok etmezsen ona, sen de bunu mu yaşıyorsun demezsen kaydırır geçer. Videoya asla merhaba bla bla bla diye başlamayın. Günde 10 saat masa başında çalışanların gizli sırrı gibi bir cümleyle başlayın. Sorunu direkt kullanıcının yüzüne yapıştırın.
2 numara, ASMR ve tatmin edici içerikler. Bakın biz buna oldly satisfying diyoruz İngilizce'de. Ses tasarımı her şeydir. Tamam mı? Bu maddenin açılımı tek cümleyle bu. Yani ürünün kutusunu açarken çıkan o karton sesi ya da kremi sürerken çıkan o yumuşak ses.
Magnum reklamlarını hatırlayın. Hatta en son şu anda güncel bir magnum reklamı var. Özellikle sinema salonlarında gösteriliyor. Nasıl bir reklam? Kişi magnum'u açıyor, açma sesi geliyor ve magnum'u ısırıyor, kırık diye bir ses geliyor ve kedi o sırada uyuduğu yerde sıçrıyor havaya. Bu sesten sonra sıçrıyor.
Yani aslında bu markalar ne yapıyorlar? İnsanların beynine masaj yapıyorlar. Yani beyin bu sesleri duyduğunda dokunma duyusu tetikleniyor. Bakın dokunma duyusu tetikleniyor. Sadece duyma değil, eline almadığı ürünü hissetmiş gibi oluyor kullanacağım. Üç numara.
Bunu almayın psikolojisi. Ters psikoloji. Bu ürünü alın çok iyi demek yerine eğer her gün cildinizle uğraşmayı seviyorsanız bu ürünü sakın ama sakın almayın. Çünkü bu işi iki dakikada çözüyor. Deyin ve bırakın. İnsan doğası çünkü yasaklanana, saklanana, engel koyulana ilgi duyuyor.
Şimdi sizden bir şey rica ediyorum. Lütfen şu an dinlediğiniz bu podcast'ı duraklatın ve paylaş butonuna basarak bunu en son gece yarısı saçma sapan bir şey satın aldığını bildiğiniz o arkadaşınıza WhatsApp'tan gönderin. Hatta altına da şunu yazın. Bak, Faruk seni anlatıyor. Yaz geç. Hem o arkadaşınızın ufkunuzu açmış olursunuz hem de bu bilgilerin daha fazla insana ulaşmasına yardım etmiş olursunuz.
Yani algoritmanın bizi desteklemesi tamamen şu anda senin elinde. Bakın dostlar, e-ticaret bir tesadüf sanatı değildir. TikTok'ta bir gecede milyonlarca lira ciro yapan o videoların arkasında az önce size anlattığım o devasa nöropazarlama matematiği ve kanca stratejileriyle yapay zeka entegrasyonları vardır. Eğer siz de sürekli o videoları kaydırıp cüzdanı boşaltan taraftan çıkıp o videoları kurgulayan ve insanların duygusal kodlarını çözen ve parayı kazanan o zeki de tarafa geçmek istiyorsanız işte benim aylarımı vererek hazırladığım Joy Akademi tam olarak bunun için var.
Biz orada kampanya nasıl çıkılır gibi basit şeyleri anlatmıyoruz. Özellikle benjoyakademi.com'da bir müşterinin zihnine nasıl girilir? TikTok ve Instagram algoritmaları yapay zeka ile nasıl çözülür? Ve kendi e-ticaret markınızı veya ajansınızı sıfırdan nasıl vazgeçilmez noktaya taşırsınız? Bunları ekran ekran örneklerle anlatıyorum sizlerle. Eğer bugüne kadar kendi potansiyelinize yatırım yapmaya artırdıyseniz bugün o gün.
Hemen joyakademi.com'a git ve sadece bu podcast'ı sonuna kadar dinleme sabrını gösteren o gerçek e-ticaret savaşçılarına özel sepet sayfasında kullanabileceğin podcast indirim kodunu yaz ve tam %50 indirimi kap. Bak %50, %10, %20 falan değil. Bu benim Türkiye'de dijital pazarlama podcast ailesine bir vefa borcumdur. O yüzden bu indirimi burada sizlerle paylaşıyorum. Şimdi toparlayacak olursak arkadaşlar bugün o masum gibi görünen 15 saniyelik videoların aslında zihnimizi nasıl ele geçirdiğini, e-ticaretin nasıl devasa bir psikolojik oyunu olduğunu fitresizce sizlerle konuştum.
Şunu asla unutmayın. Bakın teknoloji ne kadar değişirse değişsin, yapay zekalar ne kadar gelişirse gelişsin, insan psikolojisi korkuları, arzuları ve içindeki o sevilme yetme ihtiyacı binlerce yıldır hiç değişmedi ve değişmeyecek. Siz algoritmayı değil insanı anlarsanız tüm platformları fethedersiniz. Eğer bugün zihninizde ufak da olsa ben sizlere bir ampul yakmanıza yardımcı olabildiysem, yeni bir şeyler fark ettirebildiysem sizlere lütfen Spotify ve Apple Podcast üzerinden o 5 yıldızını eksik etme, rica ediyorum.
O küçük yıldızlar bizim bu arenada sesimizi daha gür çıkarmamızı sağlıyor. Takip et butonuna tıkladığında da haftaya yayınlanacak o yepyeni sırlarla dolu bölümü sana ilk ben duyuruyorum. Sevgili dostum, ben Faruk Toprak. Türkiye'de Dijital Pazarlama Podcast'inin bir bölümün daha sonuna geldik. Haftaya, salı, sabahı, sekizde kimsenin konuşmaya cesaret edemeyeceği yeni bir gerçekle yine tam burada kulaklarınızda olacağım. Kendine, zihnine ve cebine çok iyi bak.
Hoşçakal.
Yeni bölümleri kaçırmayın
Her Çarşamba yeni bölüm - Spotify ve Apple Podcasts’ten takip edin ya da bültene abone olun.
