Faruk Toprak
#87 · Podcast

"Yapay Zekada 2. Perde" Sadece Profesyonellerin Bildiği Anthropic Sırları ve Kullanım Alanları

Faruk Toprak
Faruk Toprak · 14 dk
Paylaş
"Yapay Zekada 2. Perde" Sadece Profesyonellerin Bildiği Anthropic Sırları ve Kullanım Alanları
0:000:00

Dijital dünyada herkesin ezbere "ChatGPT" dediği, kopyala-yapıştır yapay zeka metinlerinin interneti büyük bir çöplüğe çevirdiği o ilk perde kapandı. Şimdi, oyunu tamamen değiştiren ve sadece işin ehli profesyonellerin kulislerde fısıldadığı 2. perde açılıyor! Filtresiz Dijital podcastinin bu heyecan verici yeni bölümünde, e-ticaret ve dijital pazarlama dünyasının gizli silahı Anthropic’i (ve onun efsanevi modeli Claude’u) tüm şeffaflığıyla masaya yatırıyoruz. Eğer siz de "Hızla değişen dijital dünyada..." diye başlayan o ruhsuz, plastik ve robotik metinlerden sıkıldıysanız, kravatları çözün; bu bölüm vizyonunuzu baştan aşağı yenileyecek.

2026 yılına geldiğimizde çok acı bir gerçekle yüzleşiyoruz: Ajanslar ve dev markalar artık giriş seviyesi (junior) personel alımlarını durdurma noktasına getirdi. Çünkü o standart blog yazılarını, çevirileri ve ürün açıklamalarını yapay zeka sıfır maliyetle saniyeler içinde kusursuzca yapıyor. Peki ticaret sistemi kendini mi yutuyor? Hayır! Sistem sadece evrim geçiriyor. Artık yalnızca "görev yapan" değil, yapay zekayı dev bir orkestra şefi gibi "yöneten" stratejist profesyonellere ihtiyaç var. İşte tam bu kırılma noktasında, OpenAI’ın sadece hıza ve ticarete odaklanan yapısına isyan edip şirketten ayrılan bir grup dahi mühendisin kurduğu Anthropic devreye giriyor. ChatGPT size robotik bir çığırtkan gibi satış yapmaya çalışırken, Anthropic'in modeli Claude, müşterinizin duygusal travmalarını ve bağlamını anlayan "empatik" bir stratejist gibi çalışıyor.

Bu bölümde, e-ticaret ve e-ihracat operasyonlarınızı anında uçuracak, dinlerken ufkunuzu açacak o özel kullanım alanlarını tek tek, vaka analizleriyle anlattım. Örneğin, Türkiye'de ürettiğiniz bir havluyu yurt dışına e-ihracat ile satarken sadece dili çevirmek yetmez. Claude ile bir Alman tüketicisinin fonksiyonellik ve sertifika takıntısına hitap eden güven verici bir metni nasıl yazacağınızı, aynı ürünü İngiltere'ye satarken ise lüks banyo deneyimi beklentisine göre o derin kültürel yerelleştirmeyi nasıl yapacağınızı paylaştım. Üstelik rakiplerinizin Amazon veya Trendyol'daki 5.000 adet müşteri yorumunu saniyeler içinde analiz ettirip, o ürünün en zayıf noktasını bularak kendi markanız için nasıl vurucu bir reklam senaryosu çıkarabileceğinizi tüm detaylarıyla aktardım.

Ancak unutmamamız gereken çok önemli felsefi ve insani bir gerçek var: Yapay zeka hiçbir zaman aşık olmadı, ay sonu kredi kartı ekstresini düşünürken uykusuz kalmadı veya yağmurda ıslanmadı. Ticaret insan psikolojisiyle yapılır ve satın alma kararı tamamen duygusal bir süreçtir. Yapay zeka sizin sadece operasyonel asistanınızdır, o insani bağı kuracak olan gerçek zeka ise sizsiniz. İşte tam da bu yüzden, yeni çağın "durdurulamaz" pazarlamacıları arasına katılmanız için aylardır üzerinde çalıştığımız Joy Akademi Eğitim Paneli nihayet açıldı! Dijital pazarlamanın orkestra şefi olmayı öğrettiğimiz, ekran paylaşımlı ve tamamen sahaya yönelik eğitimlerimize hemen joyakademi.com adresinden ulaşabilirsiniz. Tren kalkıyor, bu devrimin gerisinde kalmayın!

Sektördeki ezberleri bozduğumuz ve yapay zekanın gerçek gücünü keşfettiğimiz bu bölümü dinledikten sonra, işsizlik stresi yaşayan yeni mezun arkadaşlarınıza veya satışlarını katlamak isteyen o girişimci dostlarınıza göndermeyi unutmayın. Filtresiz Dijital'e Spotify ve Apple Podcasts üzerinden 5 yıldız bırakmayı ve yeni bölümleri kaçırmamak için zili açmayı unutmayın. Keyifli dinlemeler!


(00:00) Yeni Mezunların İş Bulma Krizi(02:25) Anthropic Nedir ve Farkı Ne(04:25) İhracatta Kültürel Yerelleştirme(08:04) Rakip Analizi ve Reklam Senaryosu(10:21) İnsan Temelli Bakış(11:25) Joy Akademi ve İndirim Kodu(13:43) Kapanış

Bölüm transkripti

(1961 kelime)

Ses kaydından otomatik oluşturuldu; küçük yazım ve noktalama hataları olabilir.

Geçen hafta ofise 22 yaşında pırıl pırıl bir üniversite mezunu geldi. İletişim fakültesini dereceyle bitirmiş, gözlerinin içi gülüyor ama omuzları çökük bir halde Faruk Bey dedi. Tam 150 yere CV gönderdim, sosyal medya uzman yardımcısı, metin yazarı, içerik asistanı ama dedi hiçbiri bana dönüş yapmıyor dedi. Hatta iş görüşmesine bile çağırmıyorlar ne yapacağım ben diye sistemkar bir şekilde ofisin ortasında durdu ve bana bu şekilde söyledi. Ona gerçeği söylemek zorundaydım. Arkadaşlar şu an 2026 yılındayız ve acı ama gerçek tablo şu.

Ajanslar, e-ticaret markaları, büyük holdingler artık junior yani giriş seviyesi personel işe alımlarını durdurma noktasına getirdi. Neden mi? Çünkü o yeni mezunun 2 günde yazacağı blog yazısını, çevireceği ürün açıklamasını, yapacağı pazar araştırmasını artık yapay zeka 12 saniyede hem de sıfır maliyetle yapıyor. Şimdi felsefi olarak durup düşünelim. Alttan gelen gençleri işe almazsak bu ticaret nasıl dönecek? Bu insanlar nasıl para kazanıp da o e-ticaret sitelerinden alışveriş yapacak?

Sistem yoksa kendini mi yutuyor? Hayır, bence sistem sadece evrim geçiriyor. Artık görev yapan insanlara değil, o yapay zekayı bir senfoni orkestrası gibi yöneten profesyonellere bence ihtiyaç var. ChatGPT'nin o hızla değişen dijital dünyada diye başlayan ruhsuz, plastik, birbirinin kopyası metinlerini bence artık herkes yazabiliyor. İşte tam da bu yüzden yapay zekada birinci perde kapandı. Şimdi ikinci perdedeyiz arkadaşlar.

Ve bu perdenin başrolünde sadece işi gerçekten bilen profesyonellerin gizli bir silahı var. Antropik ve onun modeli de Cloud. Herkese merhabalar. Türkiye'de dijital pazarlama podcastinin yepyeni bir bölümüne daha hoş geldiniz. Ben Faruk Toprak. Bugün sizinle o herkesin birbirine sattığı kopyala yapıştır, yapay zeka promptlarını çöpe atıyoruz arkadaşlar.

E-ticarette ve ihracatta oha bu nasıl olabilir diyeceğiniz sizi rakiplerinizin fersah fersah önüne geçirecek o ikinci perdeyi hep birlikte aralıyoruz. Hadi bakalım başlayalım. Şimdi ben bu konuyu her açtığımda bana hep şunu diyorlar. Ya antropik nedir hocam? Neden bu chat GPT'yi tahtında ne diyor sizce diye soruyorlar. Her girdiğim ortamda mutlaka bana bu soru geliyor.

Bakın diyorum ki önce şu antropik gerçeğini bir masaya yatıralım. Nedir bu antropik ve nereden çıktı? Bakın antropiki kuranlar kimler biliyor musunuz? Open AI'da yani chat GPT'yi yapan şirkette çalışan ama sizi işi tamamen ticarete ve hıza döktünüz. Bu yapay zeka insanlığa zarar verecek, daha güvenli, daha ahlaklı ve daha insansı bir şey yapmalıyız diyerek isyan edip ayrılan bir grup dahi mühendisin ortaya çıkardığı bir uygulama. Yani Cloud dediğimiz bu model yapay zekanın ahlaklı, empatik ve duygu yüklü bir çocuğu aslında.

Yani chat GPT'ye bana ayakkabı satmak için metin yaz dediğinizde size bu eşsiz ve konforlu ayakkabıyı hemen alın der değil mi ya? Robotik bir çığırtkandır burası. Ama antropikin modeli Cloud'ta ise bunu dediğinizde önce size şunu sorar. Bu ayakkabıyı kime satıyoruz? Bütün gün hastanede nöbet tutan ve ayakları şişen bir hemşireye mi yoksa havalı görünmek isteyen bir üniversiteliye mi? İşte aradaki vizyon farkı tam olarak bu.

Yani antropik bağlama anlar, insanı anlar, müşterimizi anlar yani. Ve burada chat GPT ise tamamen robotik bir şekilde prompt'ı yazarsınız, çıktıları alırsınız. Profesyonellerin şu an gizli gizli Cloud kullanmasının sebebi metinlerin asla bunu yapay zeka yazmış hissi vermemesidir. İnsan ruhunun o kusurlu ama samimi tonunu inanılmaz iyi bir şekilde taklit ediyor ve halüsinasyon görmüyor ayrıca uydurmuyor. Peki ya Faruk hocam şimdi tamam antropiki anlattın güzelmiş işte Cloud'tan ayrılmış mühendisler sonra kurmuşlar bunu daha etik daha iyi olsun diye insanlığa faydalı olsun diye. Peki ben bunu e-ticarette ve ya da ihracatta oha dedirtecek şekilde nasıl kullanabilirim?

Yani buraya değinelim yani bunu soruyor olabilirsiniz. Arkadaşlar bakın ihracatta derin kültürel yerelleştirme dediğimiz yani sadece çevirden ibaret olmayan metinler kullanmalıyız. Diyelim ki Türkiye'de ürettiğiniz havluları e-iracat ile İngiltere'ye ve Almanya'ya satacaksınız. Klasik yöntemde bugüne kadar ne yapardık? Ürün açıklamasını İngilizce'ye ve Almanca'ya çevirdik ve biterdi. Ama bir profesyonel antropik ile ne yapıyor biliyor musunuz?

Cloud'a şöyle bir komut giriyor. Bak diyor ki ben Türk havlusu satıyorum. Bana bu ürünün sayfasını Almanya pazarı için hazırla diyor. Ama Alman tüketicinin fonksiyonellik, dayanıklılık ve sertifika yani ÖKO, TEX gibi takıntılarını merkeze alarak güven verici bir ton kullan diyor. Aynı ürünü İngiltere pazarı için hazırlarken ise İngilizlerin lüks banyo deneyimi, estetik ve yumuşaklık beklentilerine hitap et diyor. Sonuç mu?

Alman sitesindeki metin sanki bir Alman mühendis tarafından İngiliz sitesindeki metin ise Londra'da bir tasarımcı tarafından yazılmış gibi çıkar. Bakın sadece dili değil, kültürü ve psikolojiyi de çevirir. İşte ihracatta dönüşüm yani conversion oranlarını patlatan sır budur. Çünkü insanlara iki yerden dokunabiliyoruz. Tabi görsel reklamlarda, video reklamlarda üç yerden dokunuyoruz. Bir ne? Görme.

İki ne? Duyma. Değil mi? Üç ne? Arkadaşlar, duygu. Yani duygusal olarak dokunacağız biz onlara. Duyguda da yazdığımız bu psikolojik tetikleyicilerle kullanıcıları harekete geçireceğiz.

Bakın temsili sistemlerini bahsetmedim. İşte görme, duyma, işte hissetme bir temsili sistemi değildir hocam. Niye bunu koydun? Çünkü temsili sisteminden bahsetmiyorum. Kullanıcıyı harekete geçirmeden bahsediyorum. Ha bu arada bence hissetme de bir temsili sistemdir ama bilim bunu kabul etmiyor.

Yani dokunmanın çatısı altında hissetmeyi tutuyor anladığım kadarıyla. Ama bence kişinin hissetmesi de bir temsili sistem olabilir. Aslında biz burada tabii hissetmek derken ne diyoruz? Kişilerin duygularına hitap edebilmek diyoruz. Yani ben bunu hep şöyle derim. İki kelimeyi yan yana getiririm.

Bak derim ki psikolojik tetikleyiciler. Ne işe yarar? Harekete geçirir. Nasıl? Kişilerin duygularına dokunarak. Bakın insan davranışı üç aşamadan geçer.

Gerçi şu an psikolojiye gidiyoruz ama çok seviyorum bu konuları. Her yerde de mutlaka psikolojiye giriyor ya işi içine ki pazarlamaysak onu zaten psikolojisiz olmaz. Bir, her şey düşünceyle başlar. Düşünce duyguya dönüşür. Duygu da davranışa dönüşür. Yani bizim bugün yaptığımız her davranışın arkasında bir duygu var.

Ama duygunun arkasında da düşünce var. Düşünce olmadan duygu, duygu olmadan da davranış olmuyor. Bugün aslında suç işleyenlere baktığımızda onların duygusal problemlerini anlayıp ileride potansiyel suç işleyebilecek kişileri de tespit edebiliriz aslında. Nasıl? Duygularını analizleyerek.

İnsanların. Öyle değil mi? Aslında bunu Çin yapıyor bir şekilde. Nasıl yapıyor? Puanlama veriyor. Kişilere bir puan veriyor.

Ve aldığı puan derecesinde bir vatandaş puanına sahip olarak o kişinin ileride bir suça karışıp karışmayacağı aslında ortaya çıkıyor. Bu kötü bir şey değil bence. Vatandaşların puanlanması. Çünkü nüfus arttıkça toplumda ya da şehirlerde, büyük şehirlerde insan sayısı arttıkça ne oluyor?

Kontrol zorlaşıyor. Yani siz bugün polis sayısını ya da bekçi de demek istemiyorum ama işte o sayıyı arttırmak istediğinizde aslında toplumdaki ferahı ve düzeni sağlamıyorsunuz. Bu duyguları kontrol edebilmek tamamen aslında başka bir şey. Dolayısıyla bu vatandaşlık puanını ben çok destekliyorum. Umarım en kısa zamanda da hazır gökyüzü de bu kadar şekilliyken

ikizler burcuna doğru da gidiyor. Bakalım böyle bir yenilik de gelebilir. Teknolojiyi seviyor sonuçta. Evet. Gelelim ikinci konumuza. Bak birincisinde ne dedik?

Duygulara hitap edeceğiz. Yani kültürel bir yerelleştirme yapacağız antropik aracıyla. İkincisinde de rakip analizinde binlerce yorumu saniyeler içinde işlemek. Bak etik mi etik. Bak kardeşim. E-ticaret yapıyorsun.

Tamam mı? Rakibinizin Trendyol'da ya da Amazon'da 5000 tane ürün yorumu var ve sen o yorumları okumak için haftalarını harcıyorsun. O yorumları bir dosyaya kopyalıyorsun. ve antropikin hafızasına yani Context Window diyoruz biz buraya yükleyip şunu diyorsun. Bana bu 5000 yorumu analiz et ya da ve insanlar bu ürünün en çok nesinden nefret etmiş,

hangi duygusal ihtiyaçları karşılanmamış yani bana bu 5000 yorumun acı noktalarından yola çıkarak kendi ürünüm için vurucu bir reklam senaryosu yaz dediğinizde arkadaşlar 10 saniye içinde size şu cevabı verecek. Bakın müşteriler, örnek tabii bu, müşteriler ürünün kalitesinden memnun ama kargolama şeklinden özensizlik, yani kargolamadaki o özensizlik onlara kendilerini değersiz hissettirmiş. Bakın reklamınızda ürün kalitesinden çok paketleme deneyimine ve müşteriye verilen değere odaklanırsanız sizi rakibinizden bir sıfır öne geçirecektir bu. Bakın, Çin'deki yorumları alın, kullanın.

Aynı ürünü satıyorsa, Almanya'daki yorumları alın, kullanın. İtalya'daki yorumları alın, kullanın. Bu arada böyle bir projeniz varsa da yapın arkadaşlar. Ya bu kadar agentler var, bir sürü araçlar var. Yani git benzer ürünü bul, benzer ürünün yorumlarını topla bir havuzda. Sonra analizlendir onu.

Bak, harika bir proje çıktı. Ya bunu yapacak pazarlama müdürüne aylık 150 bin TL maaş vermeniz gerekiyor. Tamam, normalde. Ama Antropic bunu sizin için saniyeler içinde yapıyor. Gerçekten gelecek değişiyor arkadaşlar. Yani bunu istesek de istemesek de kabul etmemiz gerekiyor.

Ama tabii o pazarlama müdürüne 150 bin TL maaş diyorum ama işte bu işi siz yapıyorsanız tabii, ya da yapabilirseniz tabii. Ya pazarlama müdürü bu işi çok iyi yapıyorsa 150 bin TL değil, 250 bin TL'yi sonuna kadar ak eder. Önemli olan, bakın bir önceki bölümlerimde de ne dedim ben? Yapay zeka bizi işsiz bırakmayacak. Yapay zeka, yapay zeka kullanamayanları işsiz bırakacak.

Bak, arada bayağı fark var. Evet, gelelim diğer konuya. Bakın, diğer konumuz da şu. İnsan temelli bir bakış. Bizim işimiz ne olacak? Bütün bunları anlattıktan sonra bu bölümün başındaki o pırıl pırıl üniversite mezununa geri dönmek istiyorum arkadaşlar.

E Faruk her şeyi bu, alet yapıyorsa biz ne yapacağız? Yapay zeka hiçbir zaman aşık olmadı. Hiçbir zaman ay sonu kredi kartı ekstresini düşünüp uykusuz kalmadı. Ya da çocuğunun okul taksitini nasıl ödeyeceğini düşünürken terlemedi. Ya da yağmurda ıslanmadı. Burası biraz romantik oldu ama gerçek.

Yani ticaret insan psikolojisiyle yapılır. Satın alma kararı mantıklı bir süreç değildir. Bakın, duygusal bir travmanın ya da bir arzunun ya da bir korkunun sonucudur. Antropik ne kadar zeki olursa olsun insan acısını bilemez. Siz stratejiyi kuracaksınız. Siz o insani bağı, o içgörüyü bulacaksınız.

Yapay zeka ise sizin asistanlığınızı ve operasyonel sürecinizi yönetecek. Ya bizim işimiz artık yapmak değil, düşünmek ve yönetmek olmak zorunda. İşte ben de tam da bu yüzden o yeni mezunların, dijital pazarlamacıların ve e-ticaret patronlarının bu değişimin altında ezilmemesi için aylardır arka planda gerçekten aylar sürdü. Sizler için çok büyük bir iş hazırladım. Yani bugün bu Türkiye'de dijital pazarlama podcast dinleyicilerine o müjdeyi vermek istiyorum arkadaşlar.

Joy Akademi eğitim panelini açtım. joyakademi.com Bakın joyakademi.com web sitemiz. Bu akademide sizi neler bekliyor? Size nasıl faydalar sağlayabilir? Metada reklam nasıl çıkılır?

Instagram'da potansiyel müşterileri nasıl bulabiliriz? Google'da rakiplerimizin üzerine nasıl çıkabiliriz? Yapay zekayı bu reklam panelleriyle nasıl entegre edebiliriz? Bütün her şeyi en ince detayına kadar anlattım. Bir de burası videolu. Bak şu an sesimi duyuyorsun.

Ama orada sana videolu anlatıyorum. Bir de saatler sürüyor. Böyle podcast'te beni 10 dakika, 15 dakika dinleyip Vay be bu hafta da bilgilendik diyor olabilirsin. Ama joyakademi.com'da çok uygun fiyata, gerçekten çok uygun fiyata bu eğitimlere sahip olabilirsin. Bu arada ben podcast dinleyicilerimi çok seviyorum.

Yani sen şu an farkında değilsin ama sen benim için çok değerlisin. Ben seni çok seviyorum. Hatta podcast'ten yani podcast dinleyicilerimden gelen iş talepleri olduğu zaman onlarla ben çok ayrı toplantı yapıyorum. Onlarla konuşma şeklim bile değişiyor. Yani bu arada bu şaka değil. Yalan da değil.

Yani yaptığım, toplantı yaptığım müşterilerim oldu. Onlarla konuşma şeklimin nasıl değiştiği, onlara ne kadar gönülden bağlandığımı onlar zaten ilk toplantıda anlıyor. Çünkü bu podcast'in bende yeri çok farklı. O yüzden ben hepinize arkadaşlar, bakın hepinize abartmıyorum. %50 indirim kuponu veriyorum. Tamam mı?

%50 indirim kuponu. Bak şaka maka değil. girjoyakademi.com'a kuponu sepet sayfasında kullanabilirsin. Kuponun adı da podcast. Bak podcast. İngilizce P-O-D-C-A-S-T.

Tamam mı? Podcast yazıyorsun. %50 indirimi de alıyorsun. Bak %50 indirim verme gibi bir düşüncem yoktu. %10, %20 diyordum. Ama bu kaydı çekerken, o cümleleri kurarken o duyguyu hissettim arkadaşlar ya.

O duyguyu hissettim. Şu an beni dinleyen o arkadaşımın, o senin duygusunu hissettim ve sana %50 indirim kuponu tanımladım. Podcast. Evet, bugün yapay zekanın o ikinci perdesini, işin felsefesini, duygusunu ve sahadaki canavar gibi kullanım alanlarını konuştuk. Antropik gerçekten dijitalin bence yeni kalesi. Onu içerik yazan bir robot olarak değil, sizinle beyin fırtınası yapan bir stratejist olarak görmelisiniz.

Bu bölümden keyif aldıysanız, vay canına dediyseniz, o tatlı beş yıldızlarınızı Spotify ve Apple Podcast'ta lütfen bırakmayı unutmayın. Bu bölümü işsizlik stresi yaşayan o yeni mezun arkadaşınıza veya satışlarını arttırmak isteyen o e-ticaretçi dostunuza yollayın ki onların da vizyonu açılsın. Haftaya yepyeni bir gerçeği daha masaya yatırmak üzere. Joy Akademi'de görüşürüz. Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.

Yeni bölümleri kaçırmayın

Her Çarşamba yeni bölüm - Spotify ve Apple Podcasts’ten takip edin ya da bültene abone olun.

Yorumlar