Faruk Toprak
#86 · Podcast

Erkeklerin Tekelinden Kadınların Devrimine “Türkiye'nin E-Ticaret Haritası”

Faruk Toprak
Faruk Toprak · 16 dk
Paylaş
Erkeklerin Tekelinden Kadınların Devrimine “Türkiye'nin E-Ticaret Haritası”
0:000:00

Gözlerinizi kapatın ve 2005 yılına, o meşhur çevirmeli ağ cızırtılarının evlerimizde yankılandığı döneme gidin. Evdeki o devasa tüplü monitörün karşısında, "Kredi kartı numaramı internete yazdım, eve kargoyla dijital fotoğraf makinesi gelecek" diyen bir arkadaşınıza uzaylı görmüş gibi baktığınız o günleri hatırlıyor musunuz? "İnternete kart mı yazılır, ya parayı çekerlerse, kesin dolandırılacaksın!" korkusunun zirve yaptığı o yıllardan, bugün 65 yaşındaki annemizin TikTok canlı yayınında yüz tanıma sistemiyle saniyeler içinde kedi maması sipariş ettiği 2026 yılına nasıl geldik? Türkiye'de Dijital Pazarlama podcastinin bu heyecan verici yeni bölümünde, e-ticaretin arka kapısından içeri giriyor ve dijital kasaların fişlerini tek tek inceliyoruz. İnterneti kimler çökertiyor? Cüzdanın gerçek sahibi 20 yılda nasıl el değiştirdi?

Türkiye'nin e-ticaret serüveni aslında toplumumuzun geçirdiği değişimi anlatan muazzam bir sosyolojik dizi gibidir. 2000 ile 2010 yılları arasına, e-ticaretin o ilk emekleme dönemine baktığımızda sepetin mutlak hakiminin 25-35 yaş arası, teknolojiye meraklı ve "cesur" erkekler olduğunu görüyoruz. Cesur diyoruz çünkü 3D Secure gibi güvenlik altyapılarının olmadığı o yıllarda internetten alışveriş yapmak, gece yarısı ıssız bir sokakta yürümeye benziyordu. İnsanlar korkuyordu. O dönemin sepetlerinde sadece MP3 çalarlar, flash bellekler ve bilgisayar donanımları vardı. Kadınların e-ticaretteki payı ise yüzde yirmilerde sürünüyordu. "Denenmeden internetten ayakkabı mı alınır, ya ayağıma olmazsa?" cümlesinin değişmez bir kural olduğu, tamamen elektroniğin ve mantığın domine ettiği o yıllar artık çok geride kaldı.

2010 yılından sonra cebimize giren dokunmatik akıllı telefonlar, hızlanan mobil internet altyapıları ve bankaların oturttuğu ödeme güvenlik sistemleriyle oyunun kuralları bir gecede tamamen değişti. O teknoloji sevdalısı erkekler e-ticaret tahtından indirildi ve yerini mutlak bir güçle kadınlara bıraktı! Trendyol, Morhipo gibi moda platformlarının hızlı yükselişiyle birlikte, o kargo poşetleriyle büyük bir aşk yaşamaya başladık. Duygu, moda ve hız e-ticaretin yeni adı oldu. Mobil alışverişin yüzde altmışından fazlasını kadınların yaptığı bu on yıllık dönemde karar verici mekanizma tamamen kadının eline geçerken, erkekler genellikle sadece kadınların seçtiği ürünlerin kredi kartı şifresini giren kişi konumuna geriledi.

Ve geldik 2020 yılındaki o malum pandemi kırılmasına ve sonrasına, yani tam olarak günümüze. Şu an Türkiye e-ticaret pazarında öyle bir noktadayız ki, pazarlamacıların bildiği tüm eski ezberler ve hedef kitle kuralları çöpe gitmiş durumda. Bugün dijital sepeti iki yeni ana grup devraldı. Bir yanda Z kuşağı var; onlar Google'da uzun uzun ürün aramak yerine TikTok'ta kaydırırken bir fenomenin ayağında gördüğü ayakkabıyı videodan bile çıkmadan, tamamen dürtüsel bir şekilde saniyeler içinde satın alan o hızlı nesil. Diğer yanda ise e-ticaret sektörünün asıl büyük şoku: Gümüş Sörfçüler! Yani 65 yaş ve üzeri kitlemiz. Evet, şu an Türkiye'de e-ticaretin en hızlı büyüyen demografik grubu gençler değil, annelerimiz, babalarımız ve teyzelerimiz. Pandemi döneminde mecburen dijitalleşen bu kitle, internetten sipariş vermenin o eşsiz kolaylığını keşfetti. Artık uygulamalardan damacana su söyleyen, deterjan stoklayan, pazar arabasını dijitale taşıyan devasa bir kitle var.

Pazarlamacılar ve marka yöneticileri olarak buradan çıkarmamız gereken çok net bir ders var: Hedef kitlenizi artık kalıplaşmış yaş sınırlarıyla veya ezberlenmiş cinsiyet kodlarıyla yönetemezsiniz. 20 yıl önce sadece teknoloji meraklılarına bilgisayar parçası satan o internet, bugün herkesin her an cebinde taşıdığı devasa bir alışveriş merkezine dönüştü. Doğru içeriği üretir, doğru platformda yer alır ve o güveni sağlarsanız, 70 yaşındaki dedenize bile dijitalden dron satabileceğiniz yepyeni bir çağdayız.

Bölüm transkripti

(2066 kelime)

Ses kaydından otomatik oluşturuldu; küçük yazım ve noktalama hataları olabilir.

Şimdi gözlerinizi kapatın ve 2005 yılına gidin. Evde kocaman töplü bir monitör var. İnternete bağlanırken o meşhur çevirmeli ağacı zırtısını duyuyorsunuz. Bir arkadaşınız çıkıp diyor ki, kredi kartı numaramı internete yazdım, kargoyla eve dijital fotoğraf makinesi gelecek. O an odadaki herkes ona uzaylı görmüş gibi ya da dolandırılmış bir safmış gibi bakıyor.

Değil mi? Oğlum delirdin mi? İnternete kart mı yazılır? Ya parayı çekerlerse? Şimdi gözlerinizi açın ve 2026 yılına gidin. O gün internete kart girmeye korkan arkadaşınızın 65 yaşındaki annesi, şu an TikTok'ta canlı yayın izlerken,

sepete ekle butonuna basıp kedi mamasa siparişi ediyor. Hem de yüz tanıma sistemiyle saniyeler içinde ödemesini tamamlıyor. Bugün e-ticaretin arka kapısından içeri giriyoruz ve dijital kasaların işlerine bakıyoruz. Türkiye'de e-ticareti kimler yapıyor? İnterneti kimler çökertiyor? Cüzdanın gerçek sahibi 20 yılda nasıl el değiştirdi?

Gelin hep birlikte bakalım. Bugün size öyle raporlar, öyle istatistikler vereceğim ki, eğer e-ticaret yapıyorsanız, biz yanlış kitleye reklam çıkıyormuşuz diyeceksiniz. Kahveleriniz hazırsa, geçmişten günümüze doğru o çılgın alışveriş yolculuğuna çıkıyoruz. Başlıyoruz.

Herkese merhaba. Türkiye'de dijital pazarlama podcastinin yepyeni bir bölümüne daha hoş geldiniz. Dan Faruk Toprak 2000-2010 yılı arası. Şimdi podcastimi dinleyen 2010'dan sonra doğmuş kişiler, arkadaşlar varsa, gençler, ya hocam ya da Faruk abi ne oluyor, niye bu kadar eskiye gittik diyorlarsa,

arkadaşlar buraları da bilmemiz lazım değil mi? Şimdi 2000 ile 2010 arası cesur erkekler ve teknoloji tutkusu vardı arkadaşlar. Nerede? Türkiye'de değil sadece. Dünyanın her yerinde. Şimdi 2000 ile 2010 yılları arasına gittiğimizde,

o yıllardaki tozlu raporlara bakmamız gerekiyor arkadaşlar. 2000-2010 arası, Türkiye'de e-ticaretin emekleme dönemiydi. O dönem e-ticaretin patronu kimdi biliyor musunuz? 25-35 yaş arası teknolojiye meraklı cesur erkekler. Neden cesur diyorum?

Çünkü o zamanlar 3D security yani güvenlik duvarı falan hak getire. Yani internetten alışveriş yapmak, gece yarısı ıssız sokakta yürümek gibi bir şeydi arkadaşlar. İnsanlar korkuyordu. Bu dönemde alışveriş sepetlerinde ne mi vardı? MP3 çalarlar,

ilaç bellekler, bilgisayar parçaları ve kitap. Gitti gidiyor ve hepsi buradanın ilk yılları o dönemler. Kadınların e-ticaret pazarındaki payı sadece %20'lerdeydi. Kıyafet veya ayakkabı mı?

Deli misin? İnternetten denenmeden ayakkabı mı alınır? Ya ayağı mı olmazsa? Cümlesinin altın çağıydı. Bu dönem tamamen erkeğin, elektroniğin ve mantığın dönemiydi.

Sonra ne oldu? Cebimize o dokunmatik akıllı telefonlar girdi. 3G dedik. 4G derken internet hızlandı. 3D kartlarında güvenlik altyapıları yani 3D security geldi. Ve AdBis yani e-ticaret bilgi sistemi geldi.

Ve AdBis verilerinin de bize net bir şekilde gösterdiği gibi 2010'dan sonra oyunun kuralları tamamen değişti. O teknoloji meraklısı erkekler tahtından indirildi aşağı. Tahta kim oturdu peki? Kadınlar. Trendyol, Trendyol Milla, Moripo ve Trendyol'un hızlı yükselişi derken

Türkiye'nin e-ticaret haritası bir gecede değişti. O, denenmeden kıyafet mi alınır diyen kadınlar kargo poşetleriyle aşk yaşamaya başladılar. 2010 ile 2020 arasında kozmetik, moda, bebek bakımı ve ev dekorasyonu e-ticareti domine etti. Yani karar verici mekanizma tamamen kadının eline geçti. Erkekler ise o dönemde genellikle kadınların seçtiği ürünlerin Tridi kartı şifresini giren kişi konumundaydı.

VR Social raporlarına göre de bu dönemde mobilya alışverişin %60'dan fazlasını da kadınlar yapıyordu arkadaşlar. Duygu, moda ve hız e-ticaretin yeni adı tam olarak buydu. 2020 ve sonrasına bakalım. Z kuşağı, boomerlar ve sosyal ticaret. Geldik günümüze.

Bakın 2020'deki o malum pandemi dönemi ve sonrası. Geç ben pandemiyi M.Ö. ve M.Ö. olarak adlandırıyorum. Yani pandemiden önce çok başka bir dünyadaydık. Pandemiden sonra bambaşka bir dünyadayız. Bakın, 2026 itibariyle Türkiye e-ticaret pazarında öyle bir kırılma yaşıyoruz ki eski bildiğiniz tüm hedef kitle kurallarını çöpe atabilirsiniz arkadaşlar.

Ticaret Bakanlığı'nın en güncel etbis verilerine ve global analiz ajansı Meldwater'ın raporlamasına göre şu an sepeti iki ana grup devraldı. Bakın, birinci ana grup Z kuşağı ve impulsif yani dürtüsel alışverişler. Z kuşağı artık büyüdü ve parayı kazanmaya başladı. Ama onlar gidip Google'a en iyi spor ayakkabı yazmıyor. Bakın, hep dediğim şey artık TikTok ne oldu?

Arama motoru oldu. Yani onlar TikTok'ta herhangi bir içeriği kaydırırken bir fenomenin ayağında gördüğü ayakkabıyı videonun içinden çıkmadan saniyeler içinde alıyorlar. Yani hızlı ticaret, hızlı tüketim başladı. 18-24 yaş arası kitle, özellikle hızlı moda, kozmetik ve gaming tarafında inanılmaz paralar harcıyorlar. İkinci asıl şok da 65 yaş üstü gümüş sörçüler, boomers'lar.

Evet arkadaşlar, yanlış duymadınız. Şu an Türkiye'de e-ticaretin en hızlı büyüyen demografik grubu gençler değil. Annelerimiz, babalarımız, teyzelerimiz pandemide mecburen o uygulamaları indirdiler. Market alışverişini yapmayı öğrendiler. Ve baktılar ki bu iş çok kolay ya. Siparişi veriyorum geliyor.

Ve şu an getirden damacana su söyleyen, hepsi buradadan deterjan stoklayan inanılmaz bir 55-65 yaş üstü kitle var. Artık e-ticaret sadece gençlerin değil, evdeki pazar arabasının dijitalleştiği bir pazar haline geldi. Yani pazarlamacılar olarak buradan çıkarmamız gereken ders ne biliyor musunuz? Hedef kitlenizi ezberlerle yönetemezsiniz. 20 yıl önce sadece bilgisayar parçası satan o internet, bugün herkesin her an cebinde taşıdığı devasa bir AVM'ye dönüştü. Benim ürünümü, ex-yaş grubu internetten almaz demeyin.

Doğru içerik, doğru platform ve doğru güveni sağlarsanız 70 yaşındaki dedenize bile dijitalden drone satabilirsiniz. Eğer siz de... Gerçi buraya da şöyle bir parantez açmak istiyorum. Yani spritüelizme göre de inanılan konuşu zamanı hızlandırdılar diyorlar. Bu ne demek? Zamanın hızlanması ne demek?

Bir yandan da hak vermiyor değilim ha. Neden biliyor musun? Eskiden 50 yaşında birini gördüğümüzde ya dede derdik. Şimdi 50 yaşında birini gördüğümüzde genç bir kadın ya da genç bir adam ya resmen 50 yaşında değil bu dersiniz. 60 da öyle bu arada. Yani eskiden 60'lar. Hani baya dede dede derdik.

Şimdi 60 yaşındaki insanlara dede diyemiyoruz. Dolayısıyla spritüelizm de diyor ki zamanı hızlandırdılar diyorlar. Yani dünyada zaman bizim eskiden bildiğimiz 24 saat gibi işlemiyor diyorlar. Eskiden 24 saat gerçekten 24 saatti. Şimdi 24 saat öyle değil. Bu arada zaman kavramı nasıl hesaplanıyor?

Dünyanın dönüş hızıyla. Zamanı hızlandırdılar dediğimde aslında dünyanın dönüş hızını hızlandırmışlar gibime geliyor. Yani mantıksal olarak baktığımızda başka bir açıklamasını bulamıyorum. Mümkün mü? Bence mümkün. İnanıyor muyum?

Vallahi inanıyorum. Yani 50 yaşında genç adamları, genç kadınları görüyorum. Bu arada 50'lere ben artık genç diyorum. Yaşlı falan demiyorum arkadaşlar. Bilmiyorum siz ne diyorsunuz ama benim gördüğüm etrafımdaki 50 yaşındaki insanlar gençler. Dolayısıyla şimdi dönüyorum.

Biz eskiden ya şu yaş üstündeki kişiler benim ürünümü almaz diyorduk ya. Bence bunu bırakalım. Bakın çok ilginç bir istatistik paylaştım sizinle. Çünkü ara ara giriyorum ve diyorum ki ya ben bu hafta ne bölümü çekeceğim? Hadi biraz bir araştırma yapayım diyorum. Hop bu geldi karşıma.

Ve sonra işte bunu yönelik bir içerik paylaşmak istedim sizinle. Özetle toparlayalım bakalım hadi. Erkekler devraldı ticareti. Daha doğrusu başlangıcı erkekler yaptı. Sonra kadınlar devraldı. Şimdi Z kuşağı aldı.

Karışık gidiyor. Ve aynı şekilde boomerlar. O bizim asla alışveriş yapmaz dediğimiz yaş grubundaki insanlar. Şu anda alışveriş yapıyorlar. Bu arada arkadaşlar Joy Akademi'nin videolarını bitirdim. Çok şükür şu anda ekip arkadaşların videoları düzenliyorlar.

Joy Akademi dijital pazarlama ve SEO üzerine çok güzel eğitimleri barındıran bir eğitim platformu. Online eğitim platformu. Cuma gününe yani ayın 17'sine açılacağını düşünüyorum. 17 Nisan diye planladık. Spiritüel olarak da çok güzel bir gün. Yeni bir ay, yeni bir başlangıç.

Ve bilinçli bir şekilde bu tarihe denk getirmedim. Ama bir baktım 17 Nisan gerçekten çok iyi bir tarihmiş dedim. Bu arada şöyle bir şey de var. Şimdi siz bunu ne zaman dinleyeceksiniz? Ben bunu 13'ünde çekiyorum. 14'ünde dinleyeceksiniz.

Ya görüyorsunuz bak ne kadar taze taze podcast çekiyorum ve sizinle paylaşıyorum. Böyle günler öncesinden ya da haftalar öncesinden stokları yapıp yapıp önünüze çıkartmıyorum. Gerçekten çok taze. Neyse 14'ünde bunu dinleyeceksiniz. Arkadaşlar bakın bu yılın yani konumuz astroloji değil ama seviyorum ya. Hatta geçen gün karşıma da bir şey çıktı.

İnanışa göre tabii. Milyarderler astrolojiyi takip eder. Milyonerler de bilimi takip eder diye bir şey çıktı. Video çıktı önüme. Mutlaka sizin de önünüze çıkmıştır diye düşünüyorum. Gerçekten öyle.

Ve sizinle bir şey paylaşacağım. Tam çünkü bu haftayla alakalı. Bu yılın en şanslı günü ayın 19'u arkadaşlar. Pazar günü. Bak pazar günü harika bir gün. Yılın en şanslı günü olacak.

Dilekleriniz ve niyetleriniz varsa ayın 19'unda bunu değerlendirin. 20'si pazartesi sabah 4 gibi bitecek. Yani 19'u başlayacak. 20'si sabah 4 gibi bitecek. Ya hocam bu podcaste de bu astrolojiye yer vermeyelim demeyin arkadaşlar. Çünkü astroloji hayatımızın her yerinde bence var olmalı.

Tabi sadece astroloji de değil başka ilimler de var. Ben severim bu arada ilimleri. Yani bunları da takip ederim ve hayatımda da bir yerlerde mutlaka ilişkilendiririm. Mesela müşterilerimle imza atmadan önce bakarım bu tarih gerçekten uygun mu? Bu ilişkimizin daha uzun soluklu olmasını sağlıyor. İletişimimizin de daha iyi olmasını sağlıyor.

Ve daha kazançlı bir iş birliği kurmamızı sağlıyor. Bu tarihlere de dikkat ederim. Siz de mutlaka bakın. Ayın 19'unda da arkadaşlar pazar günü lütfen gerçekten güzel bir şekilde değerlendirin bugünü. Yılın en şanslı günü. Neyi niyet ediyorsanız içinizden geçen neyse hepsi kabul olsun.

Bölümü şöyle toparlayalım. Siz de e-ticaret markanıza yönelik böyle hedef kitlelerde, reklam kurulumlarında yardım ve danışmanlık almak istiyorsanız benimle ya da ekibimle joycake.com üzerinden direkt iletişime geçebilirsiniz. Çünkü dijital dünyada işimizi şansa bırakmamamız gerekiyor. Tamam mı? Şansa bırakmıyoruz. Bu arada ben bir iki bölüm önce yapay zeka ile alakalı bir bölüm paylaştım.

Bu Dunning Kroger'larla alakalı. Cahil cesaretine sahip insanlarla alakalı. Biraz linçlendim ben o podcast'a. Hocam yapay zekaya da bu kadar atıp tutmayın denildi. Ama arkadaşlar bakın buradan da açıklama yapmak istiyorum o kişilere. Ben orada yapay zekayı kötülemedim.

Yani yapay zekayı zaten kullanıyorum. Bununla alakalı geleceğe yönelik projeler ve çalışmalar yapıyoruz. Bakın benim YouTube'da bir tane videom var. Mehmet Akif Erseğ Üniversitesi'nde pandemi döneminde çektiğimiz bir tane canlı yayın var. Yayın var. Arkadaşlar ben orada bugünü anlatıyorum.

Bakın o videoyu biz 5 ya da 6 yıl önce çektik. Girin YouTube'a yazın. Faruk Toprak Mehmet Akif Erseğ Üniversitesi diye ya da Makü Develop diye yazın. Çıkacaktır o videom. Şimdi orada ben 6 yıl önce ben bugünü anlattım. Yapay zekanın bugünkü durumunu anlattım.

Ve bana o günlerde ben böyle hep konuşunca ya bilim kurgu yazarı gibi konuşuyorsun diyorlardı. Bu şekilde dönüş yapıyorlardı ama. Ben aslında insanları bugünü hazırlamaya çalıştım. Ve orada benim söylediğim bir cümle vardı. Dedim ki bugün pazarlama kolay dedim. Herkes şaşırmıştı.

Nasıl hocam falan dediler. Ya dedim biz bugün insanları hedefliyoruz. Yarın dedim biz yapay zekayı ikna ettirmeye çalışacağız dedim. Herkes şok olmuştu. Yani işinin özeti şu. Ben yapay zekayı kötülemiyorum.

Yapay zekayı hepimizin kullanması gerekiyor. Ve yapay zeka bizi işsiz bırakmayacak. Bizi işsiz bırakacak olan şey yapay zeka değil. Yapay zekayı kullanmamak bizi işsiz bırakacak. Yani yerimize kimler gelecek? Yapay zekayı kullanabilen insanlar gelecek.

Bak ben 5-6 yıl önce bugün öngördüm. Ve ben bugün 5-6 yıl sonrasını da öngörebiliyorum. Yapay zeka değil artık 5-6 yıl sonraki konu. Makinalar. Makina devri. Dolayısıyla ben şuna inanıyorum.

Bak beyaz yaka yapay zekaya geçecek. Bu geçiş muhtemelen 1-2 yıla komple tamamlanır diye düşünüyorum. Mavi yakada robotlara geçecek arkadaşlar. Beyaz yaka ve mavi yaka kalmayacak artık. Yeni bir yaka çıkacak. Beyaz ve mavinin dışında başka bir renkte belki sarı yaka diyeceğiz buna.

Sarı nereden geliyor? İşte yaratıcılıktan geliyor. Solar Plexus da sarı renktir. Lego markasını hatırlayın. Hangi renk? Sarı renk.

Değil mi? Yaratımı çağırıyor çünkü sarı renk. Neyse sarı yaka koyalım adını. Hadi bu bölümde sarı yaka gelecek ama o sarı yaka bambaşka işleri yapacak. Biz zaten yapay zekayı kullanıyoruz ve harika projeler de geliştiriyoruz. Bunları da yakında sizlerle paylaşırım diye düşünüyorum sevgili dostum.

Bu bölümden keyif aldıysan biraz goy goy yapmış olabilirim sonlara doğru ama ara ara böyle işte hani konuşuyoruz ne yapalım. Yani bazen yenilik de katmak istiyorum. Sürekli böyle sizi bilgi bilgi bilgi bilgi. Hatta geçen arkadaşlarla otururuz diyorlar ki ya yeni bir podcast çekelim. Bak senin podcast sıralaman iyi ama business kata göresinde iyi. Sana yeni bir podcast kanalı bulalım diyorlar.

Orada konuş. Ama çıkmak da istemiyorum çok. Yani hani başka alanlarda da ismimin öne çıkmasını istemiyorum. Bu alanda çıksın. Pazarlama da çıksın. Ya da yapay zeka da çıksın.

Ama diğer alanlarda da çok ne bileyim goy goy yapmayalım. Hatta bir tane denedim. Bilinmeyenleri keşfetti. Sonra bıraktım o podcastı gibi gibi. Bu bölümden keyif aldıysan hadi biraz algoritmaları şaşırtalım derim. Değil mi?

Yani algoritmalar bizi biraz öne çıkarsın. Spotify'da, Apple Podcast'ta ya da belki YouTube'da dinliyorsun. YouTube'da bir beğeni tuşuna basmanı ya da böyle bir podcast'te 5 yıldız vermeni rica ediyorum senden. Sevgili dostum cüzdanın yeni patronlarının kim olduğunu öğrenmesi gereken o yöneticinize ve arkadaşınıza da bu bölümü ateşle gitsin. Haftaya yepyeni bir dijital pazarlama konusuyla görüşmek üzere. Sepetiniz dolu, dönüşümleriniz yüksek olsun.

Hoşçakalın.

Yeni bölümleri kaçırmayın

Her Çarşamba yeni bölüm - Spotify ve Apple Podcasts’ten takip edin ya da bültene abone olun.

Yorumlar