From Men's Monopoly to Women's Revolution: "Turkey's E-Commerce Map"


Close your eyes and go back to 2005, that famous era when dial-up internet screeches echoed through our homes. Do you remember those days when you looked at a friend like they were an alien for saying "I entered my credit card number on the internet and a digital camera is coming to my house by cargo"? "You write your card on the internet? They'll definitely steal your money!" – from those years of peak fear, how did we get to 2026 where our 65-year-old mother orders cat food in seconds through facial recognition on TikTok Live? In this exciting new episode of Turkey's Digital Marketing podcast, we enter through the back door of e-commerce and examine the digital tills one by one. Who is crashing the internet? How did the wallet's real owner change hands in 20 years?
Turkey's e-commerce adventure is actually like a magnificent sociological series telling the story of our society's transformation. Looking at the period between 2000 and 2010, e-commerce's first crawling phase, we see that the absolute ruler of the shopping basket was 25-35 year old men, tech-savvy and "brave." We say brave because in those years without security infrastructure like 3D Secure, shopping online was like walking through an empty street at midnight. People were scared. Those era's baskets only contained MP3 players, flash drives, and computer hardware. Women's share in e-commerce was stuck in the twenties. The sentence "How can you buy shoes online without trying them on, what if they don't fit?" was an immutable rule, those years completely dominated by electronics and logic are now far behind.
After 2010, touchscreen smartphones in our pockets, accelerating mobile internet infrastructure, and payment security systems installed by banks completely changed the rules of the game overnight. Those tech-loving men were dethroned from e-commerce and ceded their place to women with absolute power! With the rapid rise of fashion platforms like Trendyol and Morhipo, we began a great love affair with cargo packages. Emotion, fashion, and speed became the new name of e-commerce. In this ten-year period where women did more than sixty percent of mobile shopping, the decision-making mechanism completely passed into women's hands, while men generally regressed to just entering the credit card password for products women selected.
And we came to that infamous pandemic break in 2020 and what followed, which is exactly today. Right now, Turkey's e-commerce market is at a point where all the old formulas and target audience rules that marketers knew are in the trash. Today, the digital basket is controlled by two new main groups. On one side is Gen Z; instead of searching for products long on Google, they scroll on TikTok and buy the shoes they see on an influencer's feet in seconds, completely impulsively, without even leaving the video. On the other side is the real big shock for the e-commerce sector: Silver Surfers! That is, our 65 and over audience. Yes, right now in Turkey, the fastest-growing demographic group in e-commerce is not young people, but our mothers, fathers, and aunts. This demographic, forced to go digital during the pandemic, discovered the unique ease of ordering online. Now there's a massive group ordering bottled water from apps, stocking detergent, and moving their shopping carts to digital.
As marketers and brand managers, there's one very clear lesson we need to draw from here: You can no longer manage your target audience by stereotyped age limits or ingrained gender codes. That internet that only sold computer parts to tech enthusiasts 20 years ago has today become a massive shopping mall that everyone carries in their pocket at all times. If you produce the right content, position yourself on the right platform, and build that trust, we're in a brand new era where you can sell drones online even to your 70-year-old grandfather.
Episode transcript
(2066 words, Turkish)
Automatically generated from the audio; may contain minor spelling or punctuation errors.
Şimdi gözlerinizi kapatın ve 2005 yılına gidin. Evde kocaman töplü bir monitör var. İnternete bağlanırken o meşhur çevirmeli ağacı zırtısını duyuyorsunuz. Bir arkadaşınız çıkıp diyor ki, kredi kartı numaramı internete yazdım, kargoyla eve dijital fotoğraf makinesi gelecek. O an odadaki herkes ona uzaylı görmüş gibi ya da dolandırılmış bir safmış gibi bakıyor.
Değil mi? Oğlum delirdin mi? İnternete kart mı yazılır? Ya parayı çekerlerse? Şimdi gözlerinizi açın ve 2026 yılına gidin. O gün internete kart girmeye korkan arkadaşınızın 65 yaşındaki annesi, şu an TikTok'ta canlı yayın izlerken,
sepete ekle butonuna basıp kedi mamasa siparişi ediyor. Hem de yüz tanıma sistemiyle saniyeler içinde ödemesini tamamlıyor. Bugün e-ticaretin arka kapısından içeri giriyoruz ve dijital kasaların işlerine bakıyoruz. Türkiye'de e-ticareti kimler yapıyor? İnterneti kimler çökertiyor? Cüzdanın gerçek sahibi 20 yılda nasıl el değiştirdi?
Gelin hep birlikte bakalım. Bugün size öyle raporlar, öyle istatistikler vereceğim ki, eğer e-ticaret yapıyorsanız, biz yanlış kitleye reklam çıkıyormuşuz diyeceksiniz. Kahveleriniz hazırsa, geçmişten günümüze doğru o çılgın alışveriş yolculuğuna çıkıyoruz. Başlıyoruz.
Herkese merhaba. Türkiye'de dijital pazarlama podcastinin yepyeni bir bölümüne daha hoş geldiniz. Dan Faruk Toprak 2000-2010 yılı arası. Şimdi podcastimi dinleyen 2010'dan sonra doğmuş kişiler, arkadaşlar varsa, gençler, ya hocam ya da Faruk abi ne oluyor, niye bu kadar eskiye gittik diyorlarsa,
arkadaşlar buraları da bilmemiz lazım değil mi? Şimdi 2000 ile 2010 arası cesur erkekler ve teknoloji tutkusu vardı arkadaşlar. Nerede? Türkiye'de değil sadece. Dünyanın her yerinde. Şimdi 2000 ile 2010 yılları arasına gittiğimizde,
o yıllardaki tozlu raporlara bakmamız gerekiyor arkadaşlar. 2000-2010 arası, Türkiye'de e-ticaretin emekleme dönemiydi. O dönem e-ticaretin patronu kimdi biliyor musunuz? 25-35 yaş arası teknolojiye meraklı cesur erkekler. Neden cesur diyorum?
Çünkü o zamanlar 3D security yani güvenlik duvarı falan hak getire. Yani internetten alışveriş yapmak, gece yarısı ıssız sokakta yürümek gibi bir şeydi arkadaşlar. İnsanlar korkuyordu. Bu dönemde alışveriş sepetlerinde ne mi vardı? MP3 çalarlar,
ilaç bellekler, bilgisayar parçaları ve kitap. Gitti gidiyor ve hepsi buradanın ilk yılları o dönemler. Kadınların e-ticaret pazarındaki payı sadece %20'lerdeydi. Kıyafet veya ayakkabı mı?
Deli misin? İnternetten denenmeden ayakkabı mı alınır? Ya ayağı mı olmazsa? Cümlesinin altın çağıydı. Bu dönem tamamen erkeğin, elektroniğin ve mantığın dönemiydi.
Sonra ne oldu? Cebimize o dokunmatik akıllı telefonlar girdi. 3G dedik. 4G derken internet hızlandı. 3D kartlarında güvenlik altyapıları yani 3D security geldi. Ve AdBis yani e-ticaret bilgi sistemi geldi.
Ve AdBis verilerinin de bize net bir şekilde gösterdiği gibi 2010'dan sonra oyunun kuralları tamamen değişti. O teknoloji meraklısı erkekler tahtından indirildi aşağı. Tahta kim oturdu peki? Kadınlar. Trendyol, Trendyol Milla, Moripo ve Trendyol'un hızlı yükselişi derken
Türkiye'nin e-ticaret haritası bir gecede değişti. O, denenmeden kıyafet mi alınır diyen kadınlar kargo poşetleriyle aşk yaşamaya başladılar. 2010 ile 2020 arasında kozmetik, moda, bebek bakımı ve ev dekorasyonu e-ticareti domine etti. Yani karar verici mekanizma tamamen kadının eline geçti. Erkekler ise o dönemde genellikle kadınların seçtiği ürünlerin Tridi kartı şifresini giren kişi konumundaydı.
VR Social raporlarına göre de bu dönemde mobilya alışverişin %60'dan fazlasını da kadınlar yapıyordu arkadaşlar. Duygu, moda ve hız e-ticaretin yeni adı tam olarak buydu. 2020 ve sonrasına bakalım. Z kuşağı, boomerlar ve sosyal ticaret. Geldik günümüze.
Bakın 2020'deki o malum pandemi dönemi ve sonrası. Geç ben pandemiyi M.Ö. ve M.Ö. olarak adlandırıyorum. Yani pandemiden önce çok başka bir dünyadaydık. Pandemiden sonra bambaşka bir dünyadayız. Bakın, 2026 itibariyle Türkiye e-ticaret pazarında öyle bir kırılma yaşıyoruz ki eski bildiğiniz tüm hedef kitle kurallarını çöpe atabilirsiniz arkadaşlar.
Ticaret Bakanlığı'nın en güncel etbis verilerine ve global analiz ajansı Meldwater'ın raporlamasına göre şu an sepeti iki ana grup devraldı. Bakın, birinci ana grup Z kuşağı ve impulsif yani dürtüsel alışverişler. Z kuşağı artık büyüdü ve parayı kazanmaya başladı. Ama onlar gidip Google'a en iyi spor ayakkabı yazmıyor. Bakın, hep dediğim şey artık TikTok ne oldu?
Arama motoru oldu. Yani onlar TikTok'ta herhangi bir içeriği kaydırırken bir fenomenin ayağında gördüğü ayakkabıyı videonun içinden çıkmadan saniyeler içinde alıyorlar. Yani hızlı ticaret, hızlı tüketim başladı. 18-24 yaş arası kitle, özellikle hızlı moda, kozmetik ve gaming tarafında inanılmaz paralar harcıyorlar. İkinci asıl şok da 65 yaş üstü gümüş sörçüler, boomers'lar.
Evet arkadaşlar, yanlış duymadınız. Şu an Türkiye'de e-ticaretin en hızlı büyüyen demografik grubu gençler değil. Annelerimiz, babalarımız, teyzelerimiz pandemide mecburen o uygulamaları indirdiler. Market alışverişini yapmayı öğrendiler. Ve baktılar ki bu iş çok kolay ya. Siparişi veriyorum geliyor.
Ve şu an getirden damacana su söyleyen, hepsi buradadan deterjan stoklayan inanılmaz bir 55-65 yaş üstü kitle var. Artık e-ticaret sadece gençlerin değil, evdeki pazar arabasının dijitalleştiği bir pazar haline geldi. Yani pazarlamacılar olarak buradan çıkarmamız gereken ders ne biliyor musunuz? Hedef kitlenizi ezberlerle yönetemezsiniz. 20 yıl önce sadece bilgisayar parçası satan o internet, bugün herkesin her an cebinde taşıdığı devasa bir AVM'ye dönüştü. Benim ürünümü, ex-yaş grubu internetten almaz demeyin.
Doğru içerik, doğru platform ve doğru güveni sağlarsanız 70 yaşındaki dedenize bile dijitalden drone satabilirsiniz. Eğer siz de... Gerçi buraya da şöyle bir parantez açmak istiyorum. Yani spritüelizme göre de inanılan konuşu zamanı hızlandırdılar diyorlar. Bu ne demek? Zamanın hızlanması ne demek?
Bir yandan da hak vermiyor değilim ha. Neden biliyor musun? Eskiden 50 yaşında birini gördüğümüzde ya dede derdik. Şimdi 50 yaşında birini gördüğümüzde genç bir kadın ya da genç bir adam ya resmen 50 yaşında değil bu dersiniz. 60 da öyle bu arada. Yani eskiden 60'lar. Hani baya dede dede derdik.
Şimdi 60 yaşındaki insanlara dede diyemiyoruz. Dolayısıyla spritüelizm de diyor ki zamanı hızlandırdılar diyorlar. Yani dünyada zaman bizim eskiden bildiğimiz 24 saat gibi işlemiyor diyorlar. Eskiden 24 saat gerçekten 24 saatti. Şimdi 24 saat öyle değil. Bu arada zaman kavramı nasıl hesaplanıyor?
Dünyanın dönüş hızıyla. Zamanı hızlandırdılar dediğimde aslında dünyanın dönüş hızını hızlandırmışlar gibime geliyor. Yani mantıksal olarak baktığımızda başka bir açıklamasını bulamıyorum. Mümkün mü? Bence mümkün. İnanıyor muyum?
Vallahi inanıyorum. Yani 50 yaşında genç adamları, genç kadınları görüyorum. Bu arada 50'lere ben artık genç diyorum. Yaşlı falan demiyorum arkadaşlar. Bilmiyorum siz ne diyorsunuz ama benim gördüğüm etrafımdaki 50 yaşındaki insanlar gençler. Dolayısıyla şimdi dönüyorum.
Biz eskiden ya şu yaş üstündeki kişiler benim ürünümü almaz diyorduk ya. Bence bunu bırakalım. Bakın çok ilginç bir istatistik paylaştım sizinle. Çünkü ara ara giriyorum ve diyorum ki ya ben bu hafta ne bölümü çekeceğim? Hadi biraz bir araştırma yapayım diyorum. Hop bu geldi karşıma.
Ve sonra işte bunu yönelik bir içerik paylaşmak istedim sizinle. Özetle toparlayalım bakalım hadi. Erkekler devraldı ticareti. Daha doğrusu başlangıcı erkekler yaptı. Sonra kadınlar devraldı. Şimdi Z kuşağı aldı.
Karışık gidiyor. Ve aynı şekilde boomerlar. O bizim asla alışveriş yapmaz dediğimiz yaş grubundaki insanlar. Şu anda alışveriş yapıyorlar. Bu arada arkadaşlar Joy Akademi'nin videolarını bitirdim. Çok şükür şu anda ekip arkadaşların videoları düzenliyorlar.
Joy Akademi dijital pazarlama ve SEO üzerine çok güzel eğitimleri barındıran bir eğitim platformu. Online eğitim platformu. Cuma gününe yani ayın 17'sine açılacağını düşünüyorum. 17 Nisan diye planladık. Spiritüel olarak da çok güzel bir gün. Yeni bir ay, yeni bir başlangıç.
Ve bilinçli bir şekilde bu tarihe denk getirmedim. Ama bir baktım 17 Nisan gerçekten çok iyi bir tarihmiş dedim. Bu arada şöyle bir şey de var. Şimdi siz bunu ne zaman dinleyeceksiniz? Ben bunu 13'ünde çekiyorum. 14'ünde dinleyeceksiniz.
Ya görüyorsunuz bak ne kadar taze taze podcast çekiyorum ve sizinle paylaşıyorum. Böyle günler öncesinden ya da haftalar öncesinden stokları yapıp yapıp önünüze çıkartmıyorum. Gerçekten çok taze. Neyse 14'ünde bunu dinleyeceksiniz. Arkadaşlar bakın bu yılın yani konumuz astroloji değil ama seviyorum ya. Hatta geçen gün karşıma da bir şey çıktı.
İnanışa göre tabii. Milyarderler astrolojiyi takip eder. Milyonerler de bilimi takip eder diye bir şey çıktı. Video çıktı önüme. Mutlaka sizin de önünüze çıkmıştır diye düşünüyorum. Gerçekten öyle.
Ve sizinle bir şey paylaşacağım. Tam çünkü bu haftayla alakalı. Bu yılın en şanslı günü ayın 19'u arkadaşlar. Pazar günü. Bak pazar günü harika bir gün. Yılın en şanslı günü olacak.
Dilekleriniz ve niyetleriniz varsa ayın 19'unda bunu değerlendirin. 20'si pazartesi sabah 4 gibi bitecek. Yani 19'u başlayacak. 20'si sabah 4 gibi bitecek. Ya hocam bu podcaste de bu astrolojiye yer vermeyelim demeyin arkadaşlar. Çünkü astroloji hayatımızın her yerinde bence var olmalı.
Tabi sadece astroloji de değil başka ilimler de var. Ben severim bu arada ilimleri. Yani bunları da takip ederim ve hayatımda da bir yerlerde mutlaka ilişkilendiririm. Mesela müşterilerimle imza atmadan önce bakarım bu tarih gerçekten uygun mu? Bu ilişkimizin daha uzun soluklu olmasını sağlıyor. İletişimimizin de daha iyi olmasını sağlıyor.
Ve daha kazançlı bir iş birliği kurmamızı sağlıyor. Bu tarihlere de dikkat ederim. Siz de mutlaka bakın. Ayın 19'unda da arkadaşlar pazar günü lütfen gerçekten güzel bir şekilde değerlendirin bugünü. Yılın en şanslı günü. Neyi niyet ediyorsanız içinizden geçen neyse hepsi kabul olsun.
Bölümü şöyle toparlayalım. Siz de e-ticaret markanıza yönelik böyle hedef kitlelerde, reklam kurulumlarında yardım ve danışmanlık almak istiyorsanız benimle ya da ekibimle joycake.com üzerinden direkt iletişime geçebilirsiniz. Çünkü dijital dünyada işimizi şansa bırakmamamız gerekiyor. Tamam mı? Şansa bırakmıyoruz. Bu arada ben bir iki bölüm önce yapay zeka ile alakalı bir bölüm paylaştım.
Bu Dunning Kroger'larla alakalı. Cahil cesaretine sahip insanlarla alakalı. Biraz linçlendim ben o podcast'a. Hocam yapay zekaya da bu kadar atıp tutmayın denildi. Ama arkadaşlar bakın buradan da açıklama yapmak istiyorum o kişilere. Ben orada yapay zekayı kötülemedim.
Yani yapay zekayı zaten kullanıyorum. Bununla alakalı geleceğe yönelik projeler ve çalışmalar yapıyoruz. Bakın benim YouTube'da bir tane videom var. Mehmet Akif Erseğ Üniversitesi'nde pandemi döneminde çektiğimiz bir tane canlı yayın var. Yayın var. Arkadaşlar ben orada bugünü anlatıyorum.
Bakın o videoyu biz 5 ya da 6 yıl önce çektik. Girin YouTube'a yazın. Faruk Toprak Mehmet Akif Erseğ Üniversitesi diye ya da Makü Develop diye yazın. Çıkacaktır o videom. Şimdi orada ben 6 yıl önce ben bugünü anlattım. Yapay zekanın bugünkü durumunu anlattım.
Ve bana o günlerde ben böyle hep konuşunca ya bilim kurgu yazarı gibi konuşuyorsun diyorlardı. Bu şekilde dönüş yapıyorlardı ama. Ben aslında insanları bugünü hazırlamaya çalıştım. Ve orada benim söylediğim bir cümle vardı. Dedim ki bugün pazarlama kolay dedim. Herkes şaşırmıştı.
Nasıl hocam falan dediler. Ya dedim biz bugün insanları hedefliyoruz. Yarın dedim biz yapay zekayı ikna ettirmeye çalışacağız dedim. Herkes şok olmuştu. Yani işinin özeti şu. Ben yapay zekayı kötülemiyorum.
Yapay zekayı hepimizin kullanması gerekiyor. Ve yapay zeka bizi işsiz bırakmayacak. Bizi işsiz bırakacak olan şey yapay zeka değil. Yapay zekayı kullanmamak bizi işsiz bırakacak. Yani yerimize kimler gelecek? Yapay zekayı kullanabilen insanlar gelecek.
Bak ben 5-6 yıl önce bugün öngördüm. Ve ben bugün 5-6 yıl sonrasını da öngörebiliyorum. Yapay zeka değil artık 5-6 yıl sonraki konu. Makinalar. Makina devri. Dolayısıyla ben şuna inanıyorum.
Bak beyaz yaka yapay zekaya geçecek. Bu geçiş muhtemelen 1-2 yıla komple tamamlanır diye düşünüyorum. Mavi yakada robotlara geçecek arkadaşlar. Beyaz yaka ve mavi yaka kalmayacak artık. Yeni bir yaka çıkacak. Beyaz ve mavinin dışında başka bir renkte belki sarı yaka diyeceğiz buna.
Sarı nereden geliyor? İşte yaratıcılıktan geliyor. Solar Plexus da sarı renktir. Lego markasını hatırlayın. Hangi renk? Sarı renk.
Değil mi? Yaratımı çağırıyor çünkü sarı renk. Neyse sarı yaka koyalım adını. Hadi bu bölümde sarı yaka gelecek ama o sarı yaka bambaşka işleri yapacak. Biz zaten yapay zekayı kullanıyoruz ve harika projeler de geliştiriyoruz. Bunları da yakında sizlerle paylaşırım diye düşünüyorum sevgili dostum.
Bu bölümden keyif aldıysan biraz goy goy yapmış olabilirim sonlara doğru ama ara ara böyle işte hani konuşuyoruz ne yapalım. Yani bazen yenilik de katmak istiyorum. Sürekli böyle sizi bilgi bilgi bilgi bilgi. Hatta geçen arkadaşlarla otururuz diyorlar ki ya yeni bir podcast çekelim. Bak senin podcast sıralaman iyi ama business kata göresinde iyi. Sana yeni bir podcast kanalı bulalım diyorlar.
Orada konuş. Ama çıkmak da istemiyorum çok. Yani hani başka alanlarda da ismimin öne çıkmasını istemiyorum. Bu alanda çıksın. Pazarlama da çıksın. Ya da yapay zeka da çıksın.
Ama diğer alanlarda da çok ne bileyim goy goy yapmayalım. Hatta bir tane denedim. Bilinmeyenleri keşfetti. Sonra bıraktım o podcastı gibi gibi. Bu bölümden keyif aldıysan hadi biraz algoritmaları şaşırtalım derim. Değil mi?
Yani algoritmalar bizi biraz öne çıkarsın. Spotify'da, Apple Podcast'ta ya da belki YouTube'da dinliyorsun. YouTube'da bir beğeni tuşuna basmanı ya da böyle bir podcast'te 5 yıldız vermeni rica ediyorum senden. Sevgili dostum cüzdanın yeni patronlarının kim olduğunu öğrenmesi gereken o yöneticinize ve arkadaşınıza da bu bölümü ateşle gitsin. Haftaya yepyeni bir dijital pazarlama konusuyla görüşmek üzere. Sepetiniz dolu, dönüşümleriniz yüksek olsun.
Hoşçakalın.
Don’t miss an episode
New episode every Wednesday - follow on Spotify & Apple Podcasts, or get the newsletter.
