Faruk Toprak
#16 · Podcast

Conversion Metrics and Values That Drive Business Success With Digital Advertising

Faruk Toprak
Faruk Toprak · 44 min
Share
Conversion Metrics and Values That Drive Business Success With Digital Advertising
0:000:00

In this episode, we thoroughly examine how to evaluate and analyze conversions resulting from our advertising efforts.

We discussed which metrics businesses should monitor in advertising campaigns and reporting, and which metrics hold industry-specific value.

We approached the evaluation of e-commerce advertising campaigns through different perspectives across many different sectors including healthcare and construction, and conducted example case studies.


You can reach us at faruk@joykek.com for your questions. You can also find the episode resources and content on my website faruktoprak.com.

Episode transcript

(5902 words, Turkish)

Automatically generated from the audio; may contain minor spelling or punctuation errors.

Herkese merhaba, Türkiye'de Dijital Pazarlama Podcast'inin yeni bölümüne, 16. bölümüne hoş geldiniz. Hoş geldiniz, ben Faruk Toprak. Ben Ulaş Gökhan Gümüş. Bugünkü ana konumuz, her ne kadar yer yer konunun dışına da çıkacak olduğumuz durumlar olsa da, dijital reklamlar ile işletmeyi başarıya taşıyacak dönüşüm metrikleri ve değerler üzerine konuşuyor olacağız. Bunları sektörel bazda da konuşuyor olacağız.

Farklı sektörlerde bu KPI'ler neler olabilir, nelere odaklanabiliriz? Bu konuda ben ilk sözü sevgili arkadaşım Faruk'a vereceğim. Başlangıcı yaptıktan sonra kendisinin bu konudaki görüşleriyle sürece başlayalım. Şimdi bölümün konusu çok genel, çok geniş ölçekte, yani geniş kapsamlı bir bölü. Dijital reklamlar ile bu dijital olmayan offline reklamlar da olabilir. Aslında bugünkü konunun ana temeli metrikler, yani işletmeyi, markaları başarıya taşıyacak metrikler, dönüşümler ve bunların değerleri, dönüşüm değerleri.

Bölümün açılışını yaparken bahsettiğin gibi sektörel olarak örnekle verip, bu şekilde dönüşüm metrikleri üzerine konuşup bunları daha anlamlı bir hale getirmeye çalışacağız. Çünkü e-ticarette bir başarı nedir dediğimizde genelde herkes satış diyor. Evet bu doğru. Ana temel başarı satıştır. Ama satışın dışında da önemli metrikler var.

Ya da inşaat firması ya da sağlık sektöründe bir hastanenin reklamlardan elde ettiği o sonuçların metrikleri, o submetriklerin dönüşüm değerleri neler? Bunları kapsamlı bir şekilde bu bölümde sizlerle paylaşacağız. Gökhan istersen sektörel olarak böyle bir case çalışması gibi düşünelim. E-ticarette başlayalım. E-ticaret çünkü diğer sektörlere göre bence daha kolay. Sayılar var, raporlaması da kolay.

Ne kadar harcadın, ne kadar harcaman sonucunda reklamlardan gelir elde ettin. Bunları da detaylı görebiliyorsun. Bence daha kolay ve daha kapsamlı diğer sektörlere göre. Bunları konuşurken aklına gelirse eğer mobil uygulama kısmındaki metrikler de gelirse, bence mobil uygulamalara da, mobil uygulamalardaki o özellikle mesela oyun uygulaması düşünün. Normalde oyun uygulamasındaki ana konsept nedir?

Gaming değil mi? Yani adam gelecek, oyun kategorisindeki uygulamayı indirecek, oynayacak. Ancak bu da bir e-ticaret. E-ticaret nedir? Dijital anlamda satışın yapıldığı bir para transferinin olduğu işlemler. O oyunda da aslında kullanıcı oyunu indirdiğinde freemium dediğimiz,

yani ücretsiz bir şekilde oyunu oynayabilir. Ama uygulama içi ödemeler yaparak satın almalar gerçekleştirebilir. Gerekirse can olur bu, puan olur. Orada da bir e-ticaret, bir transaction, bir işlem hacmi döner. İstersen bir e-ticaretle açılışı yapalım. Tamam.

E-ticaretteki dönüşüm metrikleri üzerine konuşalım. Bir numara sence nedir? Vallahi benim için en önemlisi, tabii ki de ilk bakacağımız noktadan bir tanesi, conversion rate, dönüşüm oranı. Çok değerli bir metrik. Çünkü tabii bununla birlikte işte maliyet başına tıklama, dönüşüm oranı,

aklıma ilk gelenler işte maliyet başına dönüşüm, tıklama başına göstereyim, geri edilme maliyeti daha doğrusu. Gökhan bence sırayla gidelim. Tamam. Paslaşalım burada. Tamam.

Okey abi. Şimdi sen, dedim ki dönüşüm oranı. Çünkü sen başlayınca durmuyorsun. Tamam. Böyle buzluyor gidiyor. Tamam.

O zaman ben şöyle deniyorum. Ben şöyle geçiyorum. Bak burayı kat ediyorum. Tamam mı? Diyorum ki, bence ilk önemli olan metriklerden bir tanesi dönüşüm oranı. Conversion rate.

Günün sonunda bir ticaret markasını en tatmin edecek, en iyi hissettirecek değerlerden bir tanesi bu. Çok güzel. Şimdi dönüşüm oranını bildikten sonra, aslında orada tamamen bir formül var. Matematiksel bir formül. Dönüşümleri de, dönüşümler, conversions, reklamlarla iç içeyseniz ya da herhangi bir para harcadıysanız reklama mutlaka duymuşsunuzdur bu kelimeyi. Nedir bu kelime?

Türkçe dönüşümdür ya da dönüşümlerdir. İngilizce'de conversion veya conversions'dır. Şimdi bence ikinci en önemli metrik de dönüşümlerdir. Yani ne kadar harcadığım, bu harcamam sonucunda kaç edet ya da ne kadar dönüşümüm oldu? Bence ikinci metrik bana göre dönüşümler. Yani bir yerde ROAS.

Bence ROAS da ayrı bir metrik. Ayrı bir değer olarak düşünelim onu. 3'e doğru geçelim. 3'e o zaman sen ROAS diyorsun. Evet, tabii. Ne kadar yatırdık, bunun karşılığında ne kadar bir dönüşüm elde ettik.

Mali açıdan. 1'e kaç bir dönüşüm elde ettik? Bence çok önemli metrik. Ki aslında şu ana kadar saydığımız 3 metrik de birbiriyle çok konuşan ve birbiriyle bir şekilde bir bağı olan metrikler. Dolayısıyla yükseltmek istediğimiz, olumlu anlamda yükseltmek istediğimiz metrikler ilk 3'ü diyebiliriz. Evet.

Tabii ROAS'tan sonra ROAS nedir? Return on Advertising Spent. Yani reklam harcamalarından elde edilen gelir. Ama bu Ciro ile hesaplanıyor. Bir de ROI var. Return on Investment.

Aslında ne kadar, gerçekten cebine ne kadar para kalıyor tüm bu işlemlerden sonra. ROI de çok önemli bir metrik. 4'e de ben ROI'yi koyarım. Kesinlikle ama orada tabii markanın giderlerini yani mali açıdan giderlerini de biraz bilmek gerekiyor. Bence o bizim işimiz değil. Yani dijital pazarlama ya da reklamları yöneten kişi değil de içeride.

Kesinlikle değil. Evet. Yani tam da bunu söylemek istiyorum işte ROI ile ilgili. Şimdi ROI de orada hep böyle bir, nasıl söyleyeyim, bir yanlış anlama mı diyeyim? Yanlış anlama var. Return on Investment'da biz markanın bir, atıyorum masa olsun bu, masayı ne kadar mal ediyor depoda, işte ne kadar bekletiyor, metreküp başına paramı ödüyor depoya, atıyorum işte bunu yaparken çalıştırdığı insanların maliyeti, elektriğinin maliyeti ve burada bütün her şeyin sonunda kendisine kalan parayı biz hesaplayamayız.

Bunu bilemeyiz ama bizi ilgilendiren tarafı orada marketing tarafında harcadığı toplam tutardan kalan Investment aslında bizi ilgilendiren ana tutar olarak öne çıkıyor diye düşünüyorum. Zaten birçok kişi ROI'yi bilmiyor bile. Birçok işletme ROI'yi doğru bir şekilde hesaplayamıyor ama ben şunu da çok gördüm sektörde. ROI'sini doğru hesaplayabilen kişi şöyle geliyor bana. Diyor ki benim ROAS hedefim 5, ROAS hedefim 6. Neye göre 5 dediğimde hemen ROI'nin o bilgisine dayanarak, yani adam ROI'sini biliyor, oradan da bir basit bir matematik formülüyle diyor ki benim ROAS'ım bu olursa ben ROI'imi tutturabiliyorum.

Yani istediğim gelire kavuşabiliyorum diyor. Dolayısıyla bunlar önemli metrikler. Dört tane saydık. Şimdi beşinci metriklere geçelim. E-ticaretle devam edelim yine. Beşinci metrik, ROAS'ı söyledik, ROI'i söyledik.

Mesela ben hemen bir tane ortaya atayım. Customer Lifetime Value, yani müşteri ömür boyu değeri bence önemli bir metrik olabilir. Kesinlikle. Çünkü Sales Funnel hep genelde şeyde bitirilir, Purchase'de bitirilir. Aslında onun bir altında da Loyalty diye bir seksiyon var. Dolayısıyla bu yaşam boyu değer bence gerçekten önemli bir metrik.

Özellikle e-ticaret sitederi için bunu söyleyebiliriz. Ve ABO modeliyle çalışan e-ticaret firmaları için ABO nedir? Abonelik modeliyle. Bu normal bir uygulama olmak zorunda değil. Genelde hep uygulamalarda aylık veya yıllık subscription abonelik modeliyle çalışır ama e-ticarette de vardır bu. Örneğin Amazon bunu çok güzel bence uyguluyor ve kullanıyor.

Siz tuvalet kağıdı siparişi veriyorsunuz. Tekli sipariş verirseniz yani tek sipariş için o ödemeyi yaparsanız tutarı 10 TL. Ama ben bunu her ay bir adet alacağım sözü vererek ABO modeline uygun sipariş verirseniz size özel 8,5 TL gibi indirim sunuyor. Ve ABO modelini burada uyguluyor. Kesinlikle Customer Lifetime Value'u çok çok önemli işletmeler için. Bir sonraki bence bakılması gereken değer CPC yani Cost Per Click ya da bunu PPC olarak da görebilirsiniz Paper Click ya da Türkçesi TBM tıklama başına maliyet.

Bu çok önemli. Bence işletmenin işini yani reklamlarına doğru yapıp yapmadığını gösteren bir diğer önemli metrik de budur. Eğer ki bir işletme çok yüksek CPC'ler ödüyorsa bunun anlamı reklam bütçesi bir yerde bitiyor, tükeniyor. Bu da trafiğinin daha az olmasına sebep veriyor. E trafik daha az olursa bu senin satışlarını da dolaylı bir şekilde etkileyecek. Çok yüksek satışlar elde edemeyeceksin çünkü gelen trafik sayısı az olacak.

Dolayısıyla CPC'yi ne kadar iyi yönetebilirsen orada yüksek bir başarı elde edebilirsin, daha fazla trafik elde edebilirsin. CPC ile ilgili de bunu kontrollü bir şekilde aşağıya doğru çekebilmenin çok güzel yöntemleri var. Biri nedir? Anahtar kelime kalite puanı. Burada hedeflediğiniz özellikle bu söylediklerim şu anda hep arama ağı reklamlarına yönelik yani Google'a yönelik ya da Yandex. Anahtar kelimenin kalite puanını yüksek seviyelere ulaştırabilirseniz eğer bu sizin CPC'nizi de dolaylı bir şekilde etkileyecektir.

Evet burada bir iki ekleme yapayım. Burada trafik çok önemli ama sanırım nitelikle trafik daha önemli. Trafik deyince şöyle algılanmaması çok önemli. İşte gel kim olursan ol gel atıyorum çok alakasız bir trafiğin oluşması da. Aksine CTR'larının olumsuz etkilenmesine neden olacak. Aksine Conversion Rate'in olumsuz etkilenmesine neden olacak formülüze ettiğimizde.

Dolayısıyla buradaki evet trafik gelsin ama nitelikli trafik. Hatta mağazalarda da öyle değil midir? Çocukluğumuza gidelim mesela markette. Biz böyle bir şey alamayacak durumdayken çocuğuz. Hep ne derdi? Bakkal amca gereksiz kalabalık yapmayın.

Çıkın dükkandan. Aslında biz orada bir trafiktik ama mali bir sonuç doğuramayacak bir trafiktik. Satışa dönüşmeyen. Evet satışa dönüşmeyen bir trafiktik. Dolayısıyla aslında çünkü trafik bir yerde ne demek? Server yükü demek.

Server maliyeti demek. Dolayısıyla sen ne tarafından bakarsan bak. Gereksiz bir trafik oluşturduğunda. Gereksiz bir server maliyeti ve devamlı get request ve response oluşturmuş oluyorsun. O yüzden hani trafik konusunda nitelikli trafik şeyini, şerhini düşelim oraya. Sen bu açıklamanı yaparken bir de bir metrikten daha bahsettin.

O da bence çok değerli. CTR. Doğru. Yani click to rate tıklama oranı. T-O. Türkçesiyle de.

Bununla ilgili bir şeyler anlatmak ister misin? Tabii aslında oldukça basit bir formülizasyonu var. Burada aldığımız tıklamanın aldığımız gösterime bölünmesiyle ortaya çıkan bir metrik bu. Bu da aslında neyi doğuruyor? Yani CTR'ımızda problem olması durumunda belki de hedef kitlenin çok doğru seçilmediği ya da doğru seçilmiş hedef kitleye doğru kreatifle ya da metinlerle karşılarına çıkılamadığı

ve böylelikle evet bir gösterim alıyoruz ama bu tıklamaya dönüşmüyor. Karşı tarafta bir karşılık bulmuyor anlamına geliyor. Dolayısıyla CTR'ı ne kadar yükseltebilirsek aslında conversion rate'imizi de o kadar yükseltmiş olacağız. Daha da önemlisi birim maniyeti yani CPC'leri de o kadar düşürmüş olacağız. Çünkü az önce sen de güzel bir şey söyledin. Reklam kalite puanı dedin.

Önemli metriklerinden bir tanesi onun beklenen tıklama oranı. Çünkü sizin orada bulunduğunuz o açık arttırmayı kazandığınızda bulunduğunuz nokta ile ilgili Google'ın elinde ya da Yandex'in elinde milyonlarca veri var ve diyor ki bunun bu durumda şu kadar tıklama alması gerekiyor ve negatif iğme oluşturup biz o tıklamanın altında aldığımızda bir daha az gösterilmeye başlıyoruz. Maliyetler artmaya başlıyor.

Dönüşüm oranları düşünüyor. Aslında bunların hepsi zincirleme birbirini çok etkileyen unsurlar. O yüzden CTR'ı çok önemli buluyorum. Senin de dediğin gibi. Evet. Ve hatta ben şu an çalıştığımız markalarla CTR karşılaştırması yapıyoruz bazen.

Ve benchmark yani sektörel bazlı sağlık sektöründe atıyorum. CTR %10 ise bizim markada CTR ne? %10'un altında mı? Üstünde mi? Üstündeyse başarı altındaysa bence bu başarısızlık. Bunları karşılaştırıp değerlendiriyoruz.

Aynı zamanda CTR ülkeden ülkeye göre de değişebiliyor. Bazı bölgelerde maalesef çok yüksek CTR elde edemiyorsunuz ki hatta mesela Facebook'ta, Instagram'da hatırlarsam bir önceki bölümün konusuydu, ana konusuydu, temasıydı. Sosyal medyada CTR'lar çok düşük tıklamalar. Ama Google öyle değil. Google'daki CTR'lar daha en azından olumlu, pozitif yönde.

Burayı da bence özenli bir şekilde takip etmeliyiz. CTR'ları düzenli ve bunu aydan aya takip etmekte de fayda var. Belki sezonsal bir değişiklik vardır. Kesinlikle öyle. Ülkesel olarak düşündüğümde hata şöyle bir veri vermişti bir ara Google. Bir marka, örneğin branding keywordünde mesela Apple arattığınızda muhtemelen reklamda birinci sırada ya Amazon ya Apple çıkacak.

SEO'da da birinci sırada Apple'ın sitesi çıkacak. Bu senaryoda bile reklama değil, altındaki SEO'da birinci sıraya tıklama eğiliminde. Hatta bizim Türkçe'de şey vardır, reklam yapma diye olumsuz etki düşen bir tabir vardır. Dolayısıyla bazı bölgelerde reklama tıklama eğilimi çok daha yüksekken, bazı bölgelerde reklama tıklama eğilimi daha düşük oluyor. Orada da hatta biliyorsun biz marketingçiler çeşitli çareler bulmaya başlıyoruz. Mesela must head alanları çok trafikli sitelerde oldukça pahalıdır.

Ama reklam körlüğü dediğimiz bir durumun ortaya çıkardığı, insanların orada reklam olduğunu bildiği için odaklanamaması ve hatta hiç oraya bakmadan aşağı doğru inmesi aslında maliyet açısından markaları zorlayan bir şey. Bunun karşılığında da native reklamlar hayatınıza girdi. Dolayısıyla bölgesel olarak CTR'lerin değişiyor olması çok güzel bir tespit. Ve CTR'ın diğer bütün markayı değerli kılan ya da markayı başarılı kılan KPI'lerde ve değerlerde önemli bir etkisi olduğu da çok açık bir gerçek. Evet.

Mesela biz bu metrikleri anlatıyoruz, bunlardan bahsediyoruz ama bu sadece Google'a özgü değil. Doğru. Genel olarak tüm platformlarda karşınıza çıkacak metrikler bunlar. Bazen Google'da yapıyor, Meta'da yapıyor. CTR'ı default'da yani varsayılan görüntüde göstermiyor diyelim ama bu onun o veriye sahip olmadığı anlamına gelmiyor. Orada sütunları düzenle diyerekten o veriye erişim sağlayabilirsiniz.

Peki CTR'ı da bence güzel bir şekilde ele aldığımızı düşünüyorum. Bunun haricinde e-ticaret sektöründen çıkalım şimdi. Tabii e-ticaret ve diğer sektörlerle de ilişkili bir metrik daha var. Bu da çok önemli. Hadi buna da değinelim ama bunu diğer sektörlerle de birleştirebiliriz. CPA.

Yani Cosper Action ya da Cosper Accusation, elde edinme maliyeti. Oldukça önemli bir metrik edinme maliyeti. Tabii bu noktada Google tarafı ya da diğer taraflarda çalışma yaptığımızda sonuçların farklı çıktığını görebiliyoruz. Edinme maliyeti şu açıdan da çok önemli. İlk müşteri yani daha önce temas etmemiş bir müşteriye edinme maliyetiyle repeat eden müşteriyi tekrar edinme maliyetleri arasında da ciddi farklar görüyoruz. Aslında markalar Türkiye'de yine mesela Türkiye'den örnek vereceğim içinde bulunduğum ülke olduğu için markalar satışa kadar çok özenliyken satıştan sonra bir artık iş bitti gibi düşünüyorlar ama aslında en değerli ve en ucuz müşteri mevcut eldeki müşteri.

Ki bir de şöyle bir özelliği var mevcut eldeki müşterinin. Senin doğal reklamcın yani ücretsiz senden tatmin olduğunda memnun olduğunda arkadaşlarına öneren word of mouth yapan işte çevresine söyleyen ve bir anda senin hiçbir ücret ödemeden kazandığın bir reklamcına dönüşebilmesi. O açıdan yeni müşteriye devamlı yönelen markaların bunu bir leğen olarak düşünelim altı delik markaların leğenin altı delik markaların yeni müşteri kazandıkça alttan kaybetmeleri ve yeniden yeni müşteriye yönelmeleri durumunda da maliyetlerinin çok yüksek olduğunu görüyoruz özellikle CPA maliyetlerinin. O yüzden ben burada remarketing ürünün tüketim süreci analizleri şimdi mesela buzdolabı sattığımızda her yıl satabilir miyiz bir kişiye buzdolabı çok sanmıyorum. Çünkü tüketim ömrü bir yıl olmayan bir ürün dolayısıyla burada ürünün tüketim ömrünün planlanması farklı kişiler için bu segmentasyonların yapılması. Mesela her ay her yıl yeniden çıktığında iPhone 13, 14, 15'i alan biriyle 6 yılda bir artık telefon öldüğünde alan birine yatırım yapmak açısından bir segmentasyon çalışması yapmak çok önemli.

O yüzden ben CPA'lerin çok çok doğru planlanması gerektiğini ve doğru kanala doğru segmentasyona yönlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum daha yüksek maliyetlere ulaşmamak için. Bizim müşterilerimizden bir tanesi benim için de çok değerli bir marka ROAS hedefi yok ROE hedefi yok tek bir hedefi var diyor ki ben sana bütçeyi veriyorum uncapped yani herhangi bir sınır yok git 1 milyon dolar harca 2 milyon dolar harca ne kadar harcarsan harca ama diyor senin bir tane hedefin var yeni müşteri elde edinme için CAC CPA diyoruz biz buna da CPA diye tanımladık ama CAC olarak da biliniyor customer accusation cost yeni müşteri için diyor ki ben yeni müşteri için 90 euro hedef veriyorum 90 euronun altında bana yeni müşteri getirebiliyorsan reklamı dilediğin kadar kullan mesela bu gibi senaryolarla da çok çok kez karşılaşıyorum CAC aslında çok çok önemli bir metrik hem new customer yani yeni müşteri hem de returning customer eski müşteri için çok güzel bir detaya değindin orada zaten hali hazırda mevcut müşterimiz ücretsiz bir şekilde bedava bir şekilde tekrardan kendimizi onlara pazarlayabiliriz. peki e-ticaret sektörünü kapatalım daha aslında sayabileceğimiz çokça fazla şey var görüntülü reklamlar hiç katmadık bile o tarafta bayağı yeri var sağlık sektörüne gidelim evet bugün sağlık turizmi Türkiye'de çok popüler çok fazla hastane tarafından dijital reklamlar talep görüyor ve yurt dışından Türkiye'ye hasta getirmeye çalışıyorlar resmen bir büyük bir rekabet var genelde Google reklamları çok aktif bir şekilde kullanılıyor çoğu bölgede Avrupa'da Amerika'da ya da Afrika tarafında Google reklamlarını çok aktif bir şekilde kullanıyorlar. sağlık sektöründe KPI'lere baktığımızda bence yine CPA gelecek ya da CPL olarak da gelebilir CPL de CPA'ye benzer olduğu için dolayısıyla orada çok fazla bir şey yapmadan sadece sağlık sektöründe neleri metrik olarak önemli metrik olarak düşünebiliriz?

tabi CPL senin dediğin gibi en önemli metriklerden bir tanesi çünkü doğrudan online bir satış söz konusu değil orada çok fazla gelen data içeride aranıyor ve satışa dönüştürülmeye çalışılıyor çünkü orada hastanın talepleri de çok önemli ya da diğer durumları atıyorum adam saç ektirmek istiyor olabilir ama ağır şeker hastası olabilir işte kanaması gibi durumlarda kanın dindirilemediği senaryolarda gibi farklı farklı farklı senaryolar marka için alınması gereken çok önemli veriler yine sağlık sektörü ile ilgili CPL ile birlikte ben şuna da değinmek istiyorum kendi tecrübelerimizden özellikle MENA bölgesinin bir kısmında reklamlar yanı sıra SEO'nun çok değerli olduğunu görüyoruz. çünkü orada ciddi bir SEO temelli veri akışı daha doğrusu lead akışı dikkatimizi çekiyor orada yani konumuz SEO değil şu an ama değinmek çok önemli olduğunu düşünüyorum markaların bazı durumlarda farklı bölgelerde farklı çalışma disiplinlerine de yatırım yapması gerekiyor. ki yani ilk bu sektöre girdiğinde insanların çok duyacağı şeylerden bir tanesi işte SEM ile SEO arasındaki genel ilişki ki aralarında harbiden ve gerçekten bir ilişki var. bir tanesini boşladığında öbür tarafla ilgili yaptığın çalışmalarda bazen daha fazla efor sarf etmen gerekebiliyor. en basitinden reklam kalite puanının unsurları işte alaka düzeyi gibi ondan sonra açılış sayfası deneyimi gibi ki SEO içinde o sayfanın hızlı açılması ve randımanlı bir sonuç.

UI UX açısından randımanlı sonuç vermesi gerekiyor birbirleriyle konuştukları noktalar var yine daha önce değindik ama önemli metriklerden bir tanesi burada da CTR burada da CPC çok önemli Google açısından baktığımızda aslında farklılıkları gösterecek yine senin tavsiye edeceğin bir metrik var mı burada? ben conversation rate derim conversion değil ama hep genelde karıştırılıyor conversation rate yani yazışma oranı ve cevaplama oranı mesela bu olabilir platformun dışına çıkacak olursak çünkü genelde tekrarlamaya dönecek aslında conversation rate de yani bir müşteri lead bıraktı ben o lead ile iletişime geçtiğimde bana dönme oranı ve leadleri de genelde benim gördüğüm deneyimden yola çıkarak söyleyeceğim leadleri ayırmak her zaman faydalı F failed yani bu irrelevant gereksiz bir lead ya da kalitesiz bir lead S success ya da successful başarılı bir lead ya da satışa dönüşmüş bir lead leadleri de bu şekilde ayırıp conversation rate yani bu konuşma oranına da bakıp arka tarafta pazarlama yöneticilerine reklamı daha da geliştirmeleri veya optimize etmeleri için briefler verilebilir. bu metrikler bence reklamları yöneten kişiler tarafından da bir tarafta track edilmeli yani bunları kayıt etmeliler ki mesela biz air table'ı çok aktif kullanıyoruz haftalık olarak düzenli bir şekilde tüm metrikleri oraya aktarıyoruz ve metrikleri takip ediyoruz neler olmuş neler bitmiş 100 tane lead gitti ama 100 lead'in kaçı satışa dönüştü? bir de biz arka tarafta şunu da hesaplamayı çok seviyoruz bir lead'in ortalama satışa dönüşme gün süresi yani bugün bir lead aldınız ama o lead bugün satışa dönüşmeyebilir o lead bir hafta sonra iki hafta sonra satışa dönüşebilir orada bir tane ortalama bir sayı bir gün sayısı elde edip o gün sayısı geçtikten sonra leadleri silmemeniz gerekiyor. leadleri bir yerde toplamanız gerekiyor dolayısıyla burada da CRM devreye giriyor yani güçlü bir CRM aracıyla birlikte bu çalışmaları yapmanız gerekiyor ya ben çok başarılı çok büyük ismi duyulan popüler hastaneler biliyorum CRM'leri yok adamların.

hala Excel'den geliyor WhatsApp üzerinden ulaşmaya çalışıyor ve her satış temsilcisinin de bir telefonu var yönetici kim kiminle ne konuştu ne yazıştı hiçbir şeyden haberi yok satış temsilcisi işten ayrıldığında hop tüm konuşmalar gitti hele bir de sildiyse tüm konuşmaları geçmiş olsun. Dolayısıyla bence bu bir metrik değil ama bu yol gösterici bir tool bir araç bir yöntem CRM mutlaka sağlık sektöründe olan tüm işletmeler için olmazsa olmaz birinci kural araç ve bunun reklam platformlarıyla entegre olması gerekiyor. Yani sen manuel Facebook leadlerini indirdin Excel'e attın ya da Google'ı Excel'e attın ya da web sitesi iletişim formunu bunları CRM'e manuel aktarmamalısın otomatik olarak aktarmalısın. Evet zaten meta tarafında Google tarafında özellikle popüler CRM markalarıyla doğrudan entegrasyonu mevcut kendi panelleri üstünden yapabileceğiniz. Burada sadece şunu söylemek isterim CRM çok önemli bir konu. Bence CRM bir önceki konumuz olan e-ticaret siteleri için de çok önemli bir metrik.

Artık yani ben hani hem sağlık sektörü hem e-ticaret sektörü CRM'den bağımsız. Tabii e-ticaret için ERP depo yönetimi çünkü orada markalar bazen şöyle çalışabiliyor mağazaya bir stok ayrılıyor e-ticarete bir stok ayrılıyor bazen ortak stoku kullanıyorlar. Bu da mesela en sevmediğimiz şey bir geriye dönmüş oldum ama satılan ürünün aslında stokun olmadığını sonradan öğrenmek. Dolayısıyla burada işte ERP stok yönetimi ve CRM bence iki genel alanın içinde CRM özellikle söylediğim çok zaruri ve kullanılması gereken seçenek. Burada işte HubSpot gibi Salesforce gibi hazır CRM'lerden bir çalışma mı almak lazım bir paket mi almak lazım yoksa bir CRM kodlatmak mı lazım markaya özel onun ihtiyaçlarına özel dikilmiş. Orası işin maliyet kısmı ve zaman yönetimi kısmı ama günün sonunda mutlaka olması gereken bir başlık.

Benim burada önerebileceğim canlı bir şekilde bir dinamik CRM var hatta kurcusu da Yahya abi çok seviyorum kendisini. Şu anda da fonlanıyorlar ve çok çok büyüyecekler bunlar. Dinamik CRM'i duymadıysanız araştırmanızı öneririm. Aynı zamanda bizim Türkiye'de, Orta Doğu'da ve Avrupa'da partner olduğumuz bir CRM şirketi var. Eski adı AmoCRM'di şu anki adı KOMMO. KOMMO CRM diye geçiyor.

KOMMO ile de ilgili herhangi bir istek ve talebiniz olursa bizlere hızlı bir şekilde ulaşabilirsiniz. Şimdi sağlık sektörüne geri döndük. Analizlere ve metriklere bakacağız. Benim gördüğüm benim için önemli olan bir metrik var. Trafik. Kaç kişi web sitesine geldi?

Şimdi bu trafik önemli bir metrik. Ama trafik başka metriklerle de ilişkili. Bir, bounce rate. Sayfadan çıkma oranı ne? İki, sayfada kalma süresi ne? Bunlar bence reklamlardan sonra bakılması ve analizlenmesi gereken, raporlanması gereken metrikler.

Bunları direkt Google'ın ya da Meta'nın panelinden değil de işte burada ara analiz tool'unu kullanarak Google Analytics 4 şu an GA4 aktif bir şekilde kullanılıyor ve ücretsiz. GA4 üzerinden bu metriklere bakıp oradan yorum yapabilirsiniz. Siz sitenize trafik geliyor, siz bir reklam için para harcıyorsunuz ama bu gelen trafik lead'e dönüşmese bile ne kadar kaliteli, reklam doğru mu çalışıyor yoksa çalışmıyor mu bunları da GA4 üzerinden detaylı görüntüleyebilirsiniz. Burayla ilgili senin eklemek istediğin bir şey var mı? Sadece şu var, bu tür analizler şu sonucu da doğuruyor.

Biz mesela kendi sağlık sektörüyle ilgili hizmet verdiğimiz markalarda şunları keşfediyoruz. Mesela rinoplasti ameliyatı yaptıranlar yani burunla ilgili bir ameliyat yaptıranlar bir sonraki stepte dudakla ilgili bir operasyon yaptırıyorlar. Çünkü burun kaldırıldığı zaman üst dudakla burun arasındaki boşluk genişliyor ve bununla ilgili dolgu olsun ya da çeşitli başka bir operasyon olsun. Bunun oradan sonra gelen step olarak tercih edildiği çok fazla senaryo gözlemliyoruz. Dolayısıyla burada metrikleri planlarken kampanya stratejileri açısından da bir önceki podcastimizde çok değinmiştik açısından da aklıma gelen önemli bir unsur olduğunu söylüyorum. Çünkü bir operasyon aslında başka bir operasyonun hazırlayıcısı olabiliyor ve ilginç bir gözlemim daha var.

Bu dövme sektöründe de böyle tatüde de böyle sanırım şeyde de sağlık sektöründe de bir kere bulaştığında artık vazgeçemiyorsun. İlk dövmesini yaptırdıktan sonra bir insan bütün vücudunu tuval olarak kullanmaya başlıyor. İlk işte o çok zorlandığın ya yaptırsam mı burnumu dedikten sonra bir anda kaşlar yapılıyor, gözler yapılıyor, vücut yapılıyor, BBL yapılıyor. Bir anda artık oraya girdikten sonra o yüzden ben mevcut müşterinin yeniden müşteriye dönüştürülme oranının çok yüksek olduğu bir sektör olarak görüyorum sağlık sektörü. Sağlık sektörü katılıyorum. Ben de bu zamana kadar böyle özellikle Türkiye'de bu metrik üzerine hep duruyoruz.

Mevcut müşterinin yeniden müşteriye yani returning customer rate oranını. Benim Türkiye'de gördüğüm oran bu aşağı yukarı %35. Üstünü gördüysem aa diyorum bravo valla size gelin tokalaşalım diyorum. Altını gördüysem hadi burayı biraz geliştirelim diyorum. 35 civarındaysa bir böyle bir tamam diyorum ortalamadasınız şu anda. Bu bence çok önemli bir metrik.

Returning customer rate. Müşteriyi yani sizden hali hazırda hizmet satın almış veya alışveriş yapmış müşteriyi memnun edip tekrardan onu kazanabilmek bence işletmeler için de büyük bir başarı. Bu da bir başka metreye getiriyor. Reviews'lar yani yorumlar, yorum oranları. Web sitenizdeki yorumlardan bahsetmiyorum. Bu genelde Google işletmeye, Google My Business'a yapılan yorumlar ya da Facebook'ta sayfaya değerleme yapılırken verilen, bırakılan yorumlar

veyahut işte şikayet var gibi bir platform üzerinden verilen negatif yorumlar ve şirketlerin o yorumlara dönüş hızıyla yorumları ne kadar tatmin edici yani memnun edici cevap verişleri bence bunlar da önemli metrikler. Peki sağlık sektörünü konuştuk. Aslında belki buraya ekleyebileceğimiz çok daha fazla şey var ama farklı bir sektöre geçelim. Sadece şuna değinmiş olayım, yorumlarla ilgili çok güzel bir şeye değindin. Bu tür durumlarda markaların PR çalışanlarının kriz yönetimini önceden hazırlamış olması,

çünkü kriz doğurmaya çok müsait bir sektör burası. Hatta bazı durumlarda şunu bile yaşadığımız oldu, reklamların aniden durdurulması gerekti. Çünkü hazır olmadığın anlarda ya da eksik yakalandığın anlarda reklamlar içeri gelen insanların tamamen senden kopmasına neden olacak. O nedenle kriz yönetiminin önceden planlanmış olması gerektiği gibi bir durum var orada. İşin PR tarafında, dijital PR tarafından bahsediyorum. Şimdi yeni bir sektörü geçebiliriz.

Şimdi çok işimi o kadar güzel bir konuya değindin ki. Bu kriz yönetimi birçok marka hatta bilindik, tanınmış markalar bile maalesef başarılı değiller. Bence bu kötü karşılanmaz. Çünkü çok taze bir olay Starbucks. Starbucks maalesef marka karalama kampanyalarında bile kriz yönetimini doğru bir şekilde yapamadı. Ama tabii Starbucks tek örnek değil, verilebilecek birçok örnek var.

İrili, ufaklı birçok şirket kriz yönetimi konusunda tecrübeli değil ve kriz yönetimine yatırım yapmak istemiyor. Çünkü orayı boş görüyor. Ama halbuki yukarıya çıkmak zaman alır ama aşağıya inmek sadece bir gün olur. Yani oradan tepeden aşağıya düşmek daha hızlıdır. Tepeye tırmanmaktan ziyade. Dolayısıyla kriz yönetimi bence her sektör için, her marka için, her işletme için, siyasetçiler için bile çok çok önemli.

Peki, sağlığı konuştuk, e-ticareti konuştuk. Şimdi biraz da böyle sektörden bağımsız olarak mobil uygulamalar üzerine konuşalım istiyorum. Çok fazla trend bu uygulamalar. Yani oyunundan tut, podcast'in açılışında verdim bir örnek, oyun uygulamasıydı. Oyunundan tut, bilgilendirici app'lere kadar birçok app'te reklam alanı var. Ya da ücretsiz kullanıyorsan Spotify'da bile reklamlı dinliyorsun.

Ücretli kullanıyorsan reklamlar yok. Ki bir önceki bölümün konusu neydi? Meta reklamları kaldırmak için abonelik modeline geçmeyi planlıyor Avrupa bölgesinde. Mobil uygulamalar reklam vermek istiyorlar. Uygulamalarını tanıtmak istiyorlar. Bence bir numaralı metric uygulama indirme sayıları.

Cosper install. Belki de bir taraf. Tabii tabii kesinlikle. Bunlar zaten ilişkili. Install. Install aslında neye dönüyor?

Dönüşüme dönüyor. Baktında. Convergence. Dönüşümler. Senin dönüşümün ne? Install.

Uygulamayı indirme. Ama orada conversion'u şöyle ayırabiliriz belki. Install'dan sonra beklediğim bir conversion de olabilir. İç satış gibi. Evet. Uygulamayı iç satın almalar.

Evet. Dolayısıyla install sanırım birinci adım ki burada devreye şey de giriyor. Hiç bugüne kadar değinmedik. Apple Search Ads de giriyor. Yani Apple'ın da bir reklam paneli var. Aslında çoğu insan bunu bilmiyor.

Google'u biliyorlar, TikTok'u biliyorlar, Meta'yı biliyorlar. Ama ben bazen sınıfta yokluyorum öğrencileri. Apple'ın bir reklam paneli olduğunu biliyor muydunuz diye. Çok şaşırıyorlar bunu gördüklerinde. O tarafta sanırım benim gözlemlediğim kadarıyla da bu arada install sayıları Google üstünde yaptığın App Store çalışmalarına göre çok daha verimli gibi duruyor.

Kesinlikle. Yani markaların o tarafı da mutlaka değerlendirmesi gerekiyor. Evet. Apple reklamları da çok değerli. Install dönüşüm dedik. Ve sen de çok güzel bir şeyden bahsettin.

Uygulamayı içi satın alma da bir dönüşüm olabilir. Evet. Bir kampanyaya birden fazla dönüşüm ekleyebiliyoruz. Install, uygulamayı içi satın alma hatta. Şimdi mesela uygulamayı indirdi kullanıcı. Ama üyelik açmadı.

Mesela üyelik açma yani sign up da bir dönüşüm olarak değerlendirilebilir. Doğru. Sırayla gidelim. Install dedik. Uygulama indirme. Sonra Cosper install dedik.

Değil mi? C-P-I ya da uygulama indirme başına maliyet. Hı hı. Türkçesiyle de. Sonra ne dedik? Uygulama içi satın almalar dedik.

Aslında biraz e-ticarete de gittik burada. Bir de conversion value. Yani dönüşümün değeri var. Uygulama içi satın alma yapıyor. Bu da bize neyi sağlayacak? Ruasa sağlayacak.

Ben conversion value'yu platforma aktardığım an otomatik olarak reklama harcadığım para orada dönüşüm değerinde gördüğümde otomatik ruası zaten göreceğim. Bunların haricinde neler olabilir mesela? Şimdi tabii uygulama dünyası çok başka bir dünya. Yani şu ana kadar konuştuklarımızdan çok başka. avantajları ve dezavantajları var.

Mesela en büyük avantajlarından bir tanesi Google'un ya da Apple'ın API'lerini kullanarak hiçbir ücret ödemeden yani bilim fiyat açısından ücret ödemeden push notification'larla işte seni çok özledik geri gel ya da kampanya push notification'larıyla aslında doğrudan kişinin telefonuna bildirim olarak düşebiliyorsun. Dezavantajları ne? Şimdi reklam açısından değil ama SEO yapmak ile ASO yapmak yani Application Search Optimization

tarafına giriş yapmak. İkisi aynı verimlilikte ve aynı güç harcanarak sonuç alınacak alanlar değil. ASO biraz daha zor çünkü App Store gibi Google Play Store da öyle. markaların işte editörün seçimidir, application'ları listelemelidir, işte ana sayfada öne çıkarmadır, metrikleri çok değişti. Eskisi gibi değil.

Eskiden yeni bir uygulamayı bağımsız olarak bile çıkarsan oralarda yer alabiliyordun artık hikaye çok öyle değil. Hatta arada aracı firmalar var böyle menajerlik firmaları gibi. Dolayısıyla bu açıdan da bir dezavantajı var uygulamanın. Bir de kişinin siteye girmesiyle application'ı indirmesi motivasyonu çok aynı değil. Mesela bugün sokaktan 100 tane insan durdursak ve telefonlarını açın desek şifrelerini

muhtemelen %90 uygulamalar aynı olacak. İşte Instagram'lar, Whatsapp'ler, Google'lar vesaireler. Çok bağımsız böyle aa bu neymiş diyeceğin daha yerel uygulamaların çok daha az sayıda olduğunu göreceğiz. Dolayısıyla insanlar sanırım uygulama indirirken çok fazla tutucular. Yani bu şeyden de geliyor olabilir bir alışkanlık. Çünkü eskiden telefonları hatırlayacaksınız 32 GB, 16 GB telefonlar.

Sen bir uygulama indirmek için 10 tane video, 2 tane fotoğraf silmen gerekiyor. O yüzden böyle oradaki sanırım psikolojik eşik kırılmış değil. O yüzden uygulama işine giren markaları bu konuda uyarmak gerekiyor. Orada sonuç almak biraz daha süreç ve biraz daha maliyet gerektiriyor gibi sadece buradaki betimlemelerden KPI'leri sana atıyorum. Evet, burada şunu da diyebiliriz. Uygulama yayınladıktan sonra depolama boyutuna mutlaka dikkat etmemiz gerekiyor.

Bu da bence ayrı bir özel bir KPI olarak sunulabilir. Çünkü bu da bir metrek. Doğru. Kim metada reklam çıkarken biliyorsun sadece Wi-Fi alanındayken reklamı göster gibi bir seçeneğimiz de mevcut. Çünkü 16 GB'lık bir oyun yaptığında bir adamın zaten internet paketi 24 GB. Metrobüste onu indirmeyi tercih etmeyecektir.

Eve gidene kadar da seni çoktan unutacaktır. Aynen öyle ki zaten 24 GB de çok farazi. Herkesin interneti 24 GB de değil bu arada. Değil, doğru. 5 GB, 10 GB. Doğru, doğru.

Maalesef Türkiye'de, Türkiye gibi ülkelerde. Mesela ben Amerika'da 5 yıl yaşadım. Yani internet unlimited, sınırsız. Konuşma sınırsız. Text zaten SMS kimse kullanmıyor ama o da unlimited. Burada onlarda da paket var.

T-Mobile, MetroPCS, AT&T. Onlardaki paketler şöyle. Diyor ki ya sen interneti bu kadar hızla kullanmak istiyorsan şu kadar indirmeye kadar atıyorum 30 GB indirdiğinde şu kadar hız olacak. 30 GB'dan sonra hızın şuna düşecek. Mesela paket bu. Dolayısıyla yine cazip geliyor sınırsız paket olması.

Çünkü adamlar şunu sana devam ettiriyor. Yani kullanmanı devam ettiriyor. İnternetin bittiği WhatsApp'tan yazışamıyorum. Değil. WhatsApp'tan hala yazışabilirsin. Sadece videoları 4K olarak çok hızlı bir şekilde izleyemiyorsun.

Evet. Bence çok güzel bir seçenek. Belki Türkiye'ye de yakın zamanda böyle bir seçenek gelir diye ümit ediyorum. Ev internetleri için aslında tam olarak bu süreç başladı gibi. Artık eskiden orada da biliyorsun indirme sınırları vardı. Ve paketin dolduğunda artık indirme yapamıyordu.

Ek paket almadan. Şimdi orada da tam da bu söylediğin evre başlamış gibi. Mobil tarafta tabii burada sanırım rekabetin çok güçlü olmaması. Evet diyeceksin ki 3 tane firma var burada. Ama sanırım burada devlet faktörü de olduğu için o firmalardan bir tanesi çok daha fazla bant genişliğine ve çok daha fazla imtiyaza sahip gibi duruyor.

Dolayısıyla burada rekabet çok daha dar gördüğümüz kadarıyla. O nedenle belki o senin Amerika'da bahsettiğin durum biraz daha sekteye uğrayarak gelecektir. Ama gelecektir diye düşünüyorum. Ve şimdi mesela ben depolama alanından da bahsettim ama bir detay daha var. İleride bundan belki 2 yıl sonra, 3 yıl sonra Starlink aktif edildiğinde artık bence hiçbirimiz internete erişememe gibi ya da şu kadar gigabyte,

şu kadar indirme hızı gibi problemlerle karşılaşmadan belki direkt onları aşabileceğiz. Ve bu sayede depolama alanı da artık bir problem olmaktan kalkacak. Kesinlikle öyle. Geleceğe de mesela şöyle düşün. Eskiden benim çocukluğumda bilgisayar alırken ekran kartı çok önemli bir faktördü. Çünkü güncel oyunları oynamak, işte güncel kalabilmek ve en yüksek seviyede oynayabilmek diye bir metrik vardı.

Bugün Nvidia'nın biliyorsun çalışmasıyla aslında sıradan bir bilgisayarla uzaktaki bir bilgisayarın ekran kartını kullanarak istediğin hatta triple A oyunları oynayabiliyorsun. O senin bahsettiğin Elon Musk'ın projesinden bahsediyorsun yanlış anlamıyorsam. Evet, Starlink. Dolayısıyla o da günün sonunda böyle bir yeni durumu ortaya çıkaracaktır. Ki bu noktada zaten çeşitli çözümler var.

İşte bulut depolama kullanmak gibi, işte Apple'ın iCloud'u vesaire gibi. Bence o aşılacak bir durum ama günün sonunda yine ben şunu düşünüyorum, indirmenin ne kadar boyutlu bir dosya indirdiğinin önemsizleşmesinin ben biraz daha süre alacağını düşünüyorum. Maliyet açısından. Orada çünkü telekomünikasyon şirketleri sanırım kendilerine yeni bir gelir modeli yaratmaları gerekiyor. Bundan vazgeçebileceklerini sanmıyorum şu aşamada. Evet, hatta bir de şey var. Mesela sen uygulamayı indirdin ama uygulamanın yeni bir sürümü çıktı diyelim.

Update etmen gerekiyor. Bu da tekrardan 10. GB'ı telefonuna indirmen anlamına geliyor. Aynen. Dolayısıyla şu anda maalesef depolama alanı işetmeler için önemli bir metrik. Depolama alanı küçük olması gerekiyor. Uygulamanın kaplayacağı alanın.

Ki oyun tarafında şunu da söyleyeyim, iPhone 15'ler tanıtıldığında biliyorsun burada bir marka vermekte sakınca yok. Çünkü diğer markalar Samsung tarafı da Xiaomi tarafı da bu noktada geliştirmeler yapacaktır diye düşünüyorum. Bayağı AAA oyunları kumandayla adeta PlayStation 5 gibi kullanıp iPhone 15 Pro'nu ciddi ciddi işte Resident Evil'ları falan oynayabilir hale geliyorsun. O yüzden mobil oyunculuk sektörünün çok başka bir noktaya geleceği çok aşikar ki bizim dünyaya unicorn olarak ihraç ettiğimiz markalardan bir tanesi de Peak Games biliyorsun. Evet. Dolayısıyla bir oyun üretme fabrikası.

Dolayısıyla oyunun çok önemli bir metrik olduğu çok açık. Kesinlikle. Peki uygulamalardan bahsettik uygulama metriklerinden. Bir de uygulamanın içindeki ya da dışındaki o elde ettiğimiz sonuçları görüntüleyebileceğimiz bazı tool'lar var, araçlar var. Bunlardan bir tanesi Google Firebase. Firebase aslında Google Analytics üzerinden de erişebildiğimiz ve GA4'da da eskiden hatırlarsın Universal'da sadece web tabanlı ekleyebiliyorduk.

Şimdi GA4 üzerinden app'i de ekleyebiliyoruz artık. GA4 zaten hep event-based yani olay tabanlı. Dolayısıyla app'leri de oradan takip edebiliriz ama haricen de mesela ecaz.com. Ecaz da çok başarılı bir tool bence. Bunları da kullanabilirsiniz ve metrikleri doğru bir şekilde ölçümleyebilirsiniz. Çünkü benim gördüğüm bu zamana kadar uygulamalardaki en büyük problem Google'a bu kadar harcadık, Facebook'a bu kadar harcadık vs. vs.

Kırılımlar ölçümleme tarafında çok zayıf işletmeler tarafında. Google'a ne kadar harcadık, Google'dan ne kadar dönüşüm geldi ya da Google'dan ne kadar install, sign up, sign in, in purchase gibi metrikleri tek tek göremiyorlar. Ya da Facebook'tan ne kadar geldi göremiyorlar ama sadece ecazla birlikte bunların hepsinin tek bir platform üzerinden kullanıcılar tüm kırılımlarıyla birlikte işletmeler bunlara ulaşabiliyorlar. Biz bu önemli metrikleri saydık ama bu önemli metriklere de nasıl ulaşabilirleri de bu şekilde de söylemiş olalım. Evet, evet kesinlikle. En başta da söylediğim gibi işin mobil uygulama tarafı gerçekten web tarafından oldukça farklı, oldukça disiplinler açıdan da farklı, stratejik açıdan da farklı.

Zorluk ve kolaylıklarının olduğu alanlar açısından da çok farklı. Evet, bu hafta tamamen dijital reklamlarda işletmeleri başarıya ulaştırabilecek metrikler ve dönüşüm değerleri üzerine konuştuk. Sektörel olarak da yorumlarımızı kattık. Bu haftanın bölümü bu kadarlık. Bayağı da konuştuk bu arada Gökhan. İkimizin de ağzına sağlık bence.

Evet, evet. Konuşmayı sevdiğimiz çok açık. Aktarmayı seviyoruz. Bence biz bunu bir de YouTube'a da taşımalıyız. Yani şu anda mesela Gökhan karşımda, aramızda bir tane loş bir ışık var, aydınlatma var. Şu anda toplantı odasındayız.

Herkes tabii ofisi terk etti. Şu anda kimse yok. Böyle bayağı karşılıklıyız ama bence bu ambiyansı böyle YouTube'a da aktarsak. Çok güzel olur. Çok güzel olur. Çünkü hani podcast kitlesiyle YouTube kitlesi arasında da fark var.

Dolayısıyla iki tarafı da bize ulaşmaları açısından. Çünkü biz burada gerçekten değerli bir iş yapıyoruz bir yandan. Bu sektördeki değerli insanların daha fazla bilgi, daha fazla veri ve kendilerini geliştirmek açısından ve onların bizi geliştirmesi açısından bir iletişim ağı oluşturuyoruz. Burada da ben de YouTube fikrine oldukça ılımlıyım. İleriki aşamalarda.

Herkese tekrardan teşekkürler diliyoruz ve bir sonraki hafta yeni bir podcast bölümüyle sizlerle yeniden görüşmek dileğiyle. Ben Faruk Toprak. Ben Ulaş Gökhan Gümüş. Hoşçakalın. Bay bay.

Don’t miss an episode

New episode every Wednesday - follow on Spotify & Apple Podcasts, or get the newsletter.

Comments