Faruk Toprak
#39 · Podcast

How Economic Crisis Transformed Digital Consumption: What Marketers Should Do

Faruk Toprak
Faruk Toprak · 15 min
Share
How Economic Crisis Transformed Digital Consumption: What Marketers Should Do
0:000:00

Turkey's sociological map is being redrawn… We're in the midst of a silent yet powerful transformation. Economic crisis, internal migration, individualization, digitalization, major shifts in cultural habits… KONDA's Lifestyle Research, which has been tracking developments step by step since 2008, presents a striking picture of today's Turkey with 2025 data. And this picture tells us a lot not only sociologically but also in terms of digital marketing.

In this episode, we focus on the question: "How are changing lifestyles reflected in digital platforms and marketing?"

Internal migration continues, and as cities grow, rural values haven't disappeared yet. The number of unemployed university graduates has reached millions. Consumers can no longer be analyzed solely by purchasing behavior but also by emotional, cultural, and economic motivations. Because half of society is outside employment, some are job hunting, and some spend time at home with digital content.

Turks living abroad try to provide remote support to their loved ones in Turkey, while millions within the country continue to say "I'm fine" while hiding the economic hardships they face. This emotional burden also reflects in behaviors on digital channels. Social media is no longer just an entertainment space but also an escape, a means of expression, and a status indicator.

While cinema attendance rates decline, participation in concerts and museums rises rapidly. The number of people sharing on social media is low but the number of viewers is high. TikTok is spreading rapidly, mobile banking is becoming an indispensable part of daily life. In fact, one in every 10 people is now familiar with artificial intelligence applications.

All these changes directly impact digital marketing. Now campaigns should not only focus on product sales but also touch on emotions, value sets, and lifestyles. Because today's marketing requires understanding not just the consumer but their story as well.


In this episode;

– How do digital consumer behaviors change in an economic crisis environment?

– Has social media really moved to the center or is it an optical illusion?

– Which platforms does the new generation of consumers use and what do they react to?

– How can brand managers and digital marketers turn this change to their advantage?


We discussed all this and more in this episode.


You can follow me on Instagram @faruktoprakx.

Please don't forget to follow and share my podcast.

Episode transcript

(2042 words, Turkish)

Automatically generated from the audio; may contain minor spelling or punctuation errors.

Hepimizin hayatında bazen inişli günler, bazen çıkışlı günler oluyor. Değil mi? Hepimizin yaşam tarzı günden güne değişiyor. Bugünkü bölümde Konda'nın yaptığı bir araştırma var. Hayat tarzları üzerine bir araştırma. Özellikle toplumun fotoğrafını çekmiş ve neredeyse piksel piksel çekmiş bu fotoğrafı. İç göçten, kültürel dönüşümlere, sosyal medya kullanımından, yapay zekaya kadar birçok başlıkta çarpıcı veriler var bu araştırmada.

Ben de bu verileri inceledikten sonra dedim ki bir tane podcast bölümü yapayım. Bununla alakalı hayat tarzları, değişen hayat tarzları, dijitalleşme ve göç. Göç deyince şaşırıyor olabilirsiniz. Yani nasıl hala insanlar İstanbul'a göç ediyorlar mı ya da büyük şeyleri hala göç ediyorlar mı diyebilirsiniz. Arkadaşlar evet yani ben İstanbul'da yaşamama rağmen, yıllarca burada yaşamama rağmen artık ben bile şeyim hani İstanbul'dan gideyim kafasındayım. Ama insanlar kırsal kesimden büyük şehirlere doğru hala göç ediyorlar.

Tabi bu oran eskiye nazaran azalmış durumda ama hala devam ediyor. Bu verilerle birlikte yani KONDA'nın yaptığı bu araştırmanın sonucunda elde edilen verilerle birlikte toplum olarak biz nereye doğru evriliyoruz? Ve dijitalleşme sadece bir araç mı yoksa bizim yeni yaşam tarzımızın ta kendisi mi? Aslında bunu görmüş oluyoruz büyük pencereden baktığımızda. Bu tüm pazarlamacıların incelemesi gereken bir rapor. Neden?

Çünkü günün sonunda reklamın başarılı olabilmesi için doğru hedef kitleye ulaşmamız gerekiyor değil mi? Neydi? Doğru zaman, doğru yer ve doğru hedef kitle. Bakın üç tane ana temel unsurumuz var. Bir reklamın başarılı olabilmesi için. İşte bu üçüncüsü olan yani hedef kitle tam olarak bu raporlardan elde edeceğimiz çıktılarla birlikte oluşturulabilecek bir kitle.

Dolayısıyla bu tarz raporları mutlaka inceleyin. Türkiye'de bir pazarlama ağınız varsa, Türkiye'deki hedef kitle insanların yaşam tarzı ve hayat tarzları nereye gidiyor bunlara bir göz atın derim. Hepinize merhaba sevgili dostlarım. Ben Faruk Toprak. Türkiye'de dijital pazarlama podcastine hoş geldiniz.

2008 yılında her dört kişiden biri göç etmişken bugün bu oran üçte bire çıkmış durumda. Yani daha da artmış. Ama tabii konu sadece İstanbul değil. Diğer büyük şehirleri de göz önüne almamız gerekiyor. Özellikle büyük şehirlere, İstanbul, İzmir, Ankara gibi şehirlere göç yani iç göç hala devam ediyor. Ve her dört kişiden biri ben köyde büyüdüm diyor bu şehirlerde yaşayan insanlardan.

Yani bunun özeti şu arkadaşlar şehirleşiyoruz. Kırsal kesimden büyük şehirlere doğru büyük bir iç göç hala devam ediyor. Ve bu şehirlerde köy kültürü ve geleneksel değerler hala kent yaşamının içinde yaşıyor. Bu hem pazarlama stratejilerinde hem de ürün konumlandırmalarında çok kritik bir veri. Yani senin hedef kitlen nedir? Senin hedef kitlenin kültürel ve geleneksel değerleri nelerdir?

Bunları bilmemiz gerekiyor. Bu iç göç ve kırsalın etkisi alanı. Buna tabi rapora detaylı baktığınızda çok daha fazla metrik var ama ben böyle özetle geçiyorum ki bu podcaste sığdırabileyim diye. İkincisinde de şuna dikkat ettim raporda. Nitelikli iş gücü ve eğitim paradoksu. Normalde Türkiye'de her yerde üniversite var değil mi?

Yani adını duymadığımız üniversiteler açıldı ve şok oluyoruz aslında baktığımızda. Yani bir tane bina yapıyorlar, hop bir tabela basıyorlar işte bilmem ne üniversitesi diye. Şimdi Türkiye bu durumda. Aslında buna sevinmeli miyiz, üzülmeli miyiz bilmiyorum. Eğitimin kalitesini burada ölçmek gerekiyor. Eğer ki eğitim çok kaliteli ise bence sevinmeliyiz.

Neden? Çünkü eğitim kaliteli okuyan insan sayısı fazla, genç sayısı fazla ve üniversite sayıları fazla diyerek buna sevinmeliyiz. Ancak eğitim kalitesinin de Türkiye'de düştüğünü göz önüne alırsak burada artık nasıl bir konuma doğru gidiyor bilmiyorum. Şimdi Türkiye'de 15 milyon üniversite mezununun olduğu düşünülüyor. Bu mezunların %10'u iş arıyor. Bakın yeni mezunlar ve bulamıyorlar.

Bu kişiler iş bulamıyorlar. Yani gerek işverenlerin önerdiği maaş, gerek çalışma koşulları, gerekse yaşam koşullarından dolayı kişiler gerçekten tatmin olamayacağı işleri kabul etmek istemiyorlar. Bazıları hala iş arıyor, bazıları artık iş aramaktan vazgeçmiş, umudunu tüketmiş, ümidi de kalmamış gençler. E bir de biliyorsunuz artık bu veriler sonuçları paylaşılırken yani Türkiye'deki işsiz oranı gibi rakamlar paylaşılırken iş aramayı bırakan gençler diye başka bir alan var ya orası böyle derya deniz. Onlar bu oranın içinde yer almıyorlar ama halbuki işsizler.

Neyse bu gençlerden hani bu gençlerin dışında bir de Türkiye'de ev kadını statüsünde olan kadınlarımız var. Ev kadını olanlar, iş gücüne destek vermeyenler ve evde vakit geçirenler. Ama bunlar da aslında bizim birer hedef kitlemiz. Şimdi bu şu anlama geliyor. Özellikle Türkiye'de üniversite mezunu sayısı çok fazla. Ama ekonomik üretime katılamayan devasa bir potansiyel kitle var.

Şimdi ekonomik üretime katılamayan derken neyi kastediyorum? Çalışmayan ya da çalışabilecek koşullara sahip olmayan. Maaştan tatminsizlik vardır, çalışma koşullarından tatminsizlik vardır. Çalışmak istemiyordur ama ülkeye ekonomik üretime bir katkısı yoktur bu kişinin. Aslında tam tersine olması gerekir arkadaşlar. Yani mezun olan bir gencin bu ülkeye ve ekonomiye üretime katkısı olması lazım.

Şimdi tabi bu kitleyi göz önüne aldığımızda özellikle dijital pazarlama açısından bakarsak buraya evde zaman geçiren ve dijital mecralara yönelen çok fazla sayıda insan var. Belki bu kitle alım gücü olmayabilir. Özellikle bu ekonomik konjonktürde yani bu ekonomik koşullarda. Ancak bu hedef kitleye organik olarak ulaşabiliriz ve markamızın sözcüleri yapabiliriz bunları. Dolayısıyla doğru bir cümleyle, doğru bir hedeflemeyle bu kişileri bence markanızın sözcüsü olarak ya da organik paylaşımcısı olarak düşünebilirsiniz. Şimdi bir diğer ana önemli konulardan bir tanesi de kültürel dönüşüm.

Müzik, müze ve sosyal medya. Şimdi eskiden sinemaya gidenlerin sayısı çok fazlayken artık insanlar sinemaya gitmek istemiyorlar. Şimdi burada aslında iki tane sebep var. Dürüst olalım yani sadece fiyat çok pahalı demeyelim. Dürüst olalım. Gerçekten kaliteli filmlerin sayısı da azaldı.

Bunda bir de Netflix'in etkisi de var değil mi? O kadar güzel filmler geliyor ki Netflix'e Netflix yapımı. Hani bunu sinemada bulamazsınız. O kadar güzel film. E dolayısıyla bu sinemaya gitme oranını düşürüyor. Bu bence birinci etken.

Yani sadece fiyat deyip geçmeyeceğim. İkinci etken de fiyat. Yani sinema biletleri o kadar pahalı olmuş ki 600 TL, 700 TL. Ya diyorsun arkadaş bir buçuk saatlik bir film izleyeceğim. Bu kadar fiyat verilir mi? Hadi bir de yanına kola alayım diyorsun.

Patlamış mısır alayım diyorsun. Bin lira. Oh diyorsun. Yani hani ben bu paraya konsere giderim diyorsun. E dolayısıyla sinemaya gidenlerin oranında ciddi bir düşüş var. Ancak konsere gidenlerin oranı da %7'den %22'ye çıkmış.

Bu sayıda bir artış var. Tabii bunun artışının sebebine değineceğim. Bir de müze gezme oranı %15 olmuş. Eski orana kıyasla 3 kat artmış. Bakın müzeleri gezme oranı Türkiye'de 3 kat artmış. Şimdi aslında bu dönüşümde sosyal medyanın etkisi çok büyük.

Özellikle sosyal medya etkisiyle birlikte kültürel tüketimin yeniden şekillendiğini gösteriyor bu tablo bize. Yani ne demek istiyorum? Instagram'da bir konser storiesi ya da bir müze selfiesi artık statü göstergesi haline gelmiş durumda. Yani sinemada bir fotoğraf çekip paylaşmayı artık insanlar istemiyorlar. Ancak bir konsere gidip story çekmek ya da müzede bir selfie çekmek bunlar birer statü göstergesi haline gelmiş durumda. Bu dönüşümün aslında ana sebebi sosyal medya etkisinin kültürel yapıya değişimi şeklinde düşünülebilir.

Yani yorumlanabilir. Diğer maddeye geliyorum. Yani ana maddelerden bir diğerine geliyorum. Yine aynı şekilde sosyal medya ve internetin yeni rolü bu maddede. Bugün 15 yaş üstü her 5 kişiden birinde TikTok var. Bende de TikTok var.

Ama mesela ben kullanmıyorum. Çünkü sevmiyorum. TikTok'un ekranını sevmiyorum. Yani bana hitap etmiyor. Şimdi bana hitap etmeyen diyen yani benim gibi düşünen o kadar çok insan var ki bu 15 yaş üstü her 5 kişiden birinde TikTok'un olması bu kadar kişinin TikTok'u kullandığı anlamına gelmiyor. Paylaşım yapanların oranı sadece 4'te 1'miş.

Bakın 4'te 1 TikTok'ta paylaşım yapıyor. Yani sessiz çoğunluk izleyici konumunda. TikTok'taki çoğu hesap sadece izliyor. Yani tüketiyor. 4'te 1'i de paylaşım yapıyor. Kim için?

Geri kalan 4'te 3 için. 4'te 3 tüketiyor. Tüketmeye odaklı. TikTok'ta. Ve bu sosyal medyada bize şunu gösteriyor. Arkadaşlar tüketim çılgınıyız.

Paramız olsa onu da tüketeceğiz. Paramız yok. Bu sefer bedava olan sosyal medya içeriklerini tüketiyoruz. Hatta bazı içerikler için para ödemek gerekiyor. Ya da hediye göndermek gerekiyor. İmkanı olanlar bunu da yapıyorlar.

Dijital videolara, dijital yayınlara çok ciddi para gönderenler var. Yani YouTube'da ara ara video izliyorum. Bir bakıyorum alttan bir bildiri geliyor. İşte 100 dolar hediye gönderdi diye. Allah'ım diyorum. Yani hani 100 dolar o yayın için hani bu bir bağış değil.

Bu bir hediye. Yani dolayısıyla insanlar dijital tüketim de yapıyor. Ve bu dijital tüketimde hediyeler de gönderiyor. Yani harcamalar da yapıyor. Bu da enteresan bir seviyeye gelmiş Türkiye'de. Mobil bankacılık hiç kullanmayanların oranı son 6 yılda %54'den %20'ye düşmüş.

Bence bu güzel bir oran. Yani hepimiz yavaş yavaş mobil bankacılık kullanmaya başlıyoruz. Zaten ihtiyaç bu değil mi? Yani akıllı telefonu olup mobil bankacılığı olmayan çok az ve nadir insan var artık. Ve internetin yeni rolüne bence söylenebilecek en güzel bir oran da şu. Yapay zeka kullananların oranı %14'e ulaşmış Türkiye içinde.

Bakın bu sayı arttıkça insanların gözü açılacak. Yani yapay zekanın neler yapabileceğini keşfettiğimizde Türkiye'de özellikle toplumsal bir değişim göreceğimize inanıyorum ben. Çünkü yapay zeka gerçekten hem işimizi kolaylaştırıyor hem de hayatımızı kolaylaştırıyor. Ve biz interneti artık sadece bilgiye ulaşmak için değil eskiden ne yapardık sadece bilgiye ulaşmak için kullanırdık. Şimdi alışveriş, yemek siparişi, bankacılık, yapay zeka destekli işlemler için kullanıyoruz Türkiye'de. Bu değişim bence dijital pazarlamacılar için bir devrim niteliğinde.

Türkiye dijitalde çok hızlı değişime uğruyor çünkü genç kitle çok fazla ve Z kuşağı bangır bangır geliyor. Öyle böyle değil ve bunlar Türkiye'nin geleceğini çok iyi bir şekilde şekillendireceğini düşünüyorum ben bu Z kuşağının. Beşinci maddede de gördüğüm tablodaki en önemli değişikliklerden birisi yani beşincisi ekonomik gerçeklik. Buna da dijitalin motoru demişler. Araştırmaya göre toplumun %80'i ekonomik krizde olduğunu düşünüyor. Bakın %80'i orana bak ya bunların sadece %17'si sorunsuz geçiniyorum demiş %3'ü de cevap vermek istememiş.

Yani %17'nin sorunsuz geçiniyorum dediği ülke nasıl bir ülke acaba yani ya da onların yaşam tarzı nasıl çok merak ediyorum ya da yurt dışından Türkiye'ye tatile mi geldiler acaba bu kişiler? Bu da olabilir çünkü gurbetçi çok fazla öyle değil mi Türkiye'ye geliyorlar canım ülkem bir tanecik ülkem hop sonra gidiyorlar başka bir ülkede yaşıyorlar. Özellikle Almanya'da yaşayan Türklere sesleniyorum onlar çünkü çok fazla sayı olarak. Madem çok güzel gitme abi kal burada yaşa değil mi Türkiye ekonomisine katkın olsun parayı burada harca ticarette harca esnafa harca yani sadece gelip bir apartman dairesi satın alma gel buradaki esnaftan ürün satın al mağazadan ürün satın al gel burada ticarete katkın olsun ya da gel burada çalış senin maaşına emeklilerin parası ödensin. O zaman Almanya'da yaşama madem çok güzel sorunsuz geçiniyorum diyorsun değil mi yani acayip neyse şimdi bu oranda şu demek oluyor tüketici davranışları ciddi anlamda fiyat duyarlı hale gelmiş durumda özellikle dijitaldeki ücretsiz içerik arayışı fiyat karşılaştırma sitelerinin yükselişi neler bunlar ak akçe cimri ve benzeri siteler değil mi fiyat karşılaştırma siteleri ve şu an artık çok var mı bilmiyorum eskiden vardı ama şu an çok yok. Bedava deneme kampanyalarının artışı tesadüf değil yani burada ben dürüst olayım bedava deneme kampanyalarını artık neredeyse hiç görmemeye başladım diyebilirim.

Ekonomi dijitale olan yönelimi arttırıyor bir kere bunu kesinlikle söyleyebilirim. İnsanlar daha uyguna nasıl karşılayabilirim diye araştırma yapıyor hatta geçen gün Türkiye Cumhuriyeti'nin de yapmış olduğu bir web sitesi var market ürünlerinin fiyatlarının karşılaştırılması şeklinde. Yani olay bu duruma geldi arkadaşlar hangi markette daha ucuza satılıyor diye hop giriyoruz internet sitesine fiyat karşılaştırma yapıyoruz değil mi? Aslında çok üzücü ama bu web sitesini yapınca sanki problem çözülmüş gibi oluyor bazı büyükler için. Evet Konda'nın hayat tarzları araştırması bize şunu net bir şekilde gösterdi. Türkiye'de bireyselleşme, dijitalleşme ve kültürel dönüşüm aynı anda yaşanıyor.

Bu dönüşüm sadece sosyolojik değil dijital pazarlama açısından da yepyeni fırsatlar ve kırılma noktaları yaratıyor diyebiliriz. Ve artık dijital ayak izlerini takip ederek sadece bugünü değil yardın potansiyel tüketicisini de görebiliyoruz. Konda'nın deyimiyle tuttuğunuz hortum mu, kuyruk mu olduğunu anlamak için filin tamamını görmeniz gerek yazmış bir de çok da güzel yazmış. Ben de diyorum ki dijital pazarlama uzmanları olarak artık sadece kampanya verilerine değil bu tarz bütünsel araştırmalara da bakmalıyız. Ben Faruk Toprak, bu bölümü Spotify'da ve diğer platformlarda dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Beni takip etmeyi ve podcastlerimi takip etmeyi unutmayın.

Görüş ve önerilerinizi bana Instagram'dan prktprk adresinden veya e-posta adresim faruketcovkek.com'dan ulaştırabilirsiniz. Hepinizin gönderdiğim mesajları, önerileri, görüşleri okuyorum. Bu konuya da yönelik içerik yapar mısın gibi özellikle mesajları çok dikkate alıyorum. Hemen hazırlıklarımı ona göre, o bölüme, o konuya göre yapıyorum. Arkadaşlar hepinize çok güzel bir hafta diliyorum. Haftaya salı günü buradayım.

Bu bölümde bazılarınızın kalbini kırdıysam lütfen kusura bakmayın. Hepinizi çok seviyorum. Hoşçakalın. Bay bay.

Don’t miss an episode

New episode every Wednesday - follow on Spotify & Apple Podcasts, or get the newsletter.

Comments